Kdz. Ereğli'de Aydınlar Köy halkı, Kdz. Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) mevcut Başkanı Arslan Keleş’e yönelik eleştirilerde bulunarak Aydınlar OSB projesi üzerinden sorular yöneltti. Köy halkı projenin seçimde kullanılacak başarı meselesi olmadığının altını çizerek; “Seçim günü geldiğinde yalnız siz konuşmayacaksınız. Bu halk da sandıkta kendi sözünü söyleyecek. Bu toprakların sahibi var. Bu köylerin sahibi var. Ve bu insanların hafızası da var” dedi.
İşte o açıklama:
“ARSLAN KELEŞ’E SELAM VAR…!
“ARSLAN KELEŞ’E SELAM VAR…!
Son günlerde Ereğli’nin gündeminde TSO seçimleri var. Adaylar konuşuyor, yapılanlar anlatılıyor, yapılacaklar sıralanıyor. Biz de Aydınlar ve Süleymanbeyler köyü halkı olarak bu seçimleri yakından takip ediyoruz.
Çünkü seçim zamanı gelince herkes yaptığı işi anlatıyor, vatandaşın karşısına çıkıp destek istiyor. O zaman biz de Sayın Arslan Keleş’e yaptığınız işlerden biri olarak aylardır anlattığınız Aydınlar OSB’yi soralım.
Sayın Keleş;
Aydınlar ve Süleymanbeyler köylüsünün tapulu arazileri üzerinde kurulması düşünülen OSB konusunda aylardır açıklamalar yapıyorsunuz.
Peki bu arazilerin sahiplerine ne zaman sordunuz? Bu insanları ne zaman dinlediniz?
Biz iki köyün muhtarları olarak size de diğer yetkililere de defalarca söyledik:
“Gelin halkın karşısına çıkın. Ne yapacaksanız anlatın. İyisini de kötüsünü de söyleyin. İnsanların tapulu malları hakkında konuşuluyor. Biz muhtarları da köylünün karşısında töhmet altında bırakmayın.”Dedik.
Ama bizi dinleyen olmadı. Köylü “istemiyoruz” dedi. İmzalarını topladı. Kaymakamlığa verdi. Biz muhtarlar halkın tepkisini defalarca anlattık. Ama ne oldu?
Biz ne kadar “bu halkın itirazı var” dediysek, siz Aydınlar OSB’yi o kadar olmuş bitmiş bir iş gibi anlatmaya devam ettiniz.
Şimdi TSO seçimi geldi. Aydınlar OSB yine anlatılıyor. O zaman biz de soruyoruz: Bu iş ne zaman bu kadar kesinleşti?
Daha ortada bütün yönleriyle halka anlatılmış, sınırları ve sonuçları ortaya konulmuş bir proje yokken bu iş nasıl %100 olacakmış gibi anlatılıyor? Üstelik söz konusu arazilerin yaklaşık %50’si Aydınlar köyü halkına, diğer %50’ye yakın kısmı ise Süleymanbeyler köyü halkına ait tapulu ve müşterek tapulu arazilerden oluşuyor.
Yani konuştuğunuz yer sahipsiz arazi değil.Bu insanların tapulu malı. Atasından kalan toprağı. Fındık bahçesi. Tarlası. Salep yetiştirdiği alanı. Mezarlığı. Suyu.Çocuğunun yarın ev yapacağı yer.
Şimdi gelelim köylünün aylardır cevabını beklediği esas meseleye.
Bu araziler 1. sınıf tarım arazisi iken nasıl oldu da 5. sınıf tarım arazisi olarak raporlandı?
Kim yaptı bu değerlendirmeyi? Hangi kurum yaptı? Hangi tarihte yaptı? Hangi rapora dayanarak yaptı?
1. sınıf tarım arazisi nasıl 5. sınıf oldu?
Toprak mı değişti? Arazi mi değişti? Yoksa rapor mu değişti? Köylü bunun cevabını istiyor.
Çünkü burada yıllardır tarım yapılıyor. Fındık yetişiyor. Salep yetişiyor. Üstelik bu alanın salep yetiştiriciliğine uygun olduğu söylendi.
Çalışmalar yapıldı. Sayın Vali Yardımcımızın, İl Tarım Müdürlüğünün ve başka yetkililerin katıldığı çalışmalar oldu.İnsanlar burada tarımsal üretime yönlendirildi. Şimdi aynı topraklar sanayi alanı diye konuşuluyor. O zaman birileri çıkıp bunu açıklasın.
Bu toprak tarım için değerliyse OSB niye buraya yapılmak isteniyor?
Yok tarıma uygun değilse, devletin kurumları burada neden salep yetiştiriciliği için çalışma yaptı? Bizim sorduğumuz bu.
Arazilerin içinde mezarlık alanı var. Fındık bahçeleri var. Salep bahçeleri var. Su kaynakları var. Birden fazla köyün içme suyunu ilgilendiren meseleler var. Bunları yok sayamazsınız.
Burası kimsenin hobi bahçesi değil.
Haritada kalemi alıp çizgi çekilecek boş arazi de değil. Burada insanlar yaşıyor. Dedeleri burada yaşamış. Babaları burada yaşamış. Çocukları da burada yaşayacak. Süleymanbeyler köyünün zaten başka genişleme alanı yok. Yarın bu köyün genci ev yapacak. Nereye yapacak? Çocuğu yuva kuracak. Nereye kuracak? Her tarafı sanayi alanı yaparsanız bu köy nereye gidecek? Bunun cevabı var mı? Biz bunları aylardır söylüyoruz.
Üstelik Sayın Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcımız bölgeye geldiğinde, buradaki tarım arazilerini kendi gözüyle gördü. Endişelerimizi kendisine de anlattık.
Bütün bunlar ortadayken Aydınlar OSB’yi hâlâ hiçbir sorun yokmuş, hiçbir itiraz yokmuş, bütün meseleler çözülmüş gibi anlatamazsınız. Hele bugün TSO seçimi yaklaşmışken hiç anlatamazsınız. Çünkü kusura bakmayın; Seçim zamanı geldiğinde köylüyü hatırlayıp, seçimden önce köylüye kulağını tıkayarak bu iş olmaz.
Aylarca “gelin bizi dinleyin” diyeceğiz, kimse gelmeyecek. Tapumuz hakkında karar konuşulacak, bize sorulmayacak.1. sınıf tarım arazisinin nasıl 5. sınıf olduğuna cevap verilmeyecek. Sonra seçim gelecek, Aydınlar OSB bir başarıymış gibi anlatılacak.
E, o zaman köylü de sizin bu yaptığınızı değerlendirir.
Kimsenin oyu da desteği de çantada keklik değildir. Seçimler de sadece adaylar konuşmaz! Aydınlar ve Süleymanbeyler halkının da hafızası vardır. Kim geldi? Kim dinledi? Kim dinlemedi? Kim köylünün itirazını önemsedı? Kim “ben yaptım oldu” anlayışıyla hareket etti? Bunların hepsini bu halk görüyor.
Biz yatırıma karşı değiliz. İş olsun. İstihdam olsun. reğli gelişsin. Ama “yatırım” dediğiniz zaman insanların tapulu malları ortadan kaybolmuyor. “Kamu yararı” dediğiniz zaman bu köylü kamunun dışına çıkmıyor.
Bölgede tarım var. Hayvancılık var. Subaşı canlı hayvan pazarı var. Seracılık yapılabilir. Tarıma dayalı sanayi yapılabilir.
Ama bugün bunların pazarlığını da yapmıyoruz. Biz önce hesabını soruyoruz:
1. sınıf tarım arazileri hangi raporla 5. sınıf oldu? Yaklaşık %50’si Aydınlar, %50’si Süleymanbeyler halkına ait olan bu araziler ne olacak? Halkın açık itirazına rağmen bu süreç nasıl bu noktaya geldi? Daha her şeyi netleşmemiş bir proje nasıl %100 olacakmış gibi anlatılıyor? Salep alanları ne olacak? Fındık bahçeleri ne olacak? Mezarlık ne olacak? İçme suları ne olacak? Bu köylerin çocukları yarın nerede yaşayacak?
Ve seçim zamanı gelmişken bir soru daha: Aylardır sesini duymadığınız bu insanlardan şimdi hangi yüzle destek isteyeceksiniz? Biz kimseye hakaret etmiyoruz. Kimseyi tehdit etmiyoruz. Ama doğru bildiğimizi de eğip bükmeyeceğiz. Biz muhtarlar olarak halkımızın bize verdiği görevi yapacağız. Tapumuza sahip çıkacağız. Tarım arazimize sahip çıkacağız. Suyumuza sahip çıkacağız. Mezarlığımıza sahip çıkacağız. Köyümüzün geleceğine sahip çıkacağız. Gerektiğinde bütün yasal haklarımızı da kullanacağız. Çünkü bu mesele yalnız Arslan Keleş’in meselesi değildir. TSO’nun meselesi de değildir. Hele seçimde kullanılacak bir başarı hikâyesi hiç değildir.
Bu mesele Aydınlar ve Süleymanbeyler halkının geleceği meselesidir.
Onun için Sayın Arslan Keleş’e seçim öncesinde bir kez daha sesleniyoruz: Önce şu halka cevap verin. 1. sınıf tarım arazisi nasıl 5. sınıf oldu, anlatın. %50 Aydınlar’ın, yaklaşık %50 Süleymanbeyler’in olan bu topraklara ne olacak, anlatın. Halk istemediğini imzasıyla söylemesine rağmen bu iş nasıl bu kadar ilerledi, anlatın. Daha netleşmeyen bir işi neden %100 olmuş gibi anlattığınızı anlatın.
Sonra çıkın yaptıklarınızı anlatın. Sonra destek isteyin.
Çünkü seçim günü geldiğinde yalnız siz konuşmayacaksınız. Bu halk da sandıkta kendi sözünü söyleyecek. Bu toprakların sahibi var. Bu köylerin sahibi var. Ve bu insanların hafızası da var.”





