Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu, Kdz. Ereğli, Alaplı ve Akçakoca'da kırsal alanlarda ve köylerde cüruf tesislerine karşı gösterdikleri 8 yıl süren mücadeleyi kazandıklarını açıkladı. Ereğli Demir Çelik Fabrikaları Çelikhane Cüruf Atıklarının tehlikeli atık olarak değerlendirilmesinin ardından Danıştay 4. Dairesi, Zonguldak İdare Mahkemesi Kararını onayladı.
Yapılan açıklama şu şekilde:
“Danıştay 4. Dairesi, Zonguldak İdare Mahkemesi Kararını Onayladı: Ereğli Demir Çelik Fabrikaları Çelikhane Cüruf Atıkları Tehlikeli Atıktır.
Kdz. Ereğli, Alaplı ve Akçakoca köyleri, 8 yıl süren mücadeleyi kazandı.
Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları (Erdemir), 1965'te kuruluşundan 2018 yılına kadar üretim sırasında oluşan cüruf atıklarını Karadeniz'i doldurmak için kullanmıştır. Bu dolgu işlemi, fabrikanın kuruluş dönemindeki arazi büyüklüğü kadar yeni bir alan kazanmasını sağlamış; ancak çevresel etkileri nedeniyle tartışmalı olmuştur. Denizcilik Bakanlığı, dolgu işleminin sınır değerleri aştığını tespit ederek işlemi durdurmuş; bu karar, Erdemir'in cüruf yönetim stratejisini değiştirmesine yol açmıştır. Bakanlık yasağı sonrasında Erdemir, cüruf dağlarını eritmek amacıyla atıkları Ereğli, Alaplı ve Akçakoca'da tarım alanları, sulak alanlar, ormanlık bölgeler ve Karadeniz'e yakın alanlarda kırma-eleme ve depolama yapmak için ÇED izni alan özel firmalar aracılığıyla yaşam alanlarına taşımaya başlamıştı. Bu süreç, bölgede ağır metal sızması, toprak ve su kirliliği risklerini artırarak yerel ekosistemi tehdit etmişti.
Kdz. Ereğli, Alaplı ve Akçakoca'da kırsal alanlarda ve köylerde cüruf tesislerine karşı çevre gönüllüleri ve köylüler güçlü bir tepki göstermiş; 2018 yılından bugüne kadar birçok protesto eylemi düzenlenmiş, davalar açılmıştı. Bu mücadele, tesislerin tarım arazilerine, sulak alanlara ve ormanlara kurulmasına karşı bir direniş olarak başlamış; yol kapatma, imza kampanyaları ve basın açıklamaları gibi eylemlerle ses getirmişti. Bölge halkı, cüruf atıklarının ağır metaller içerdiğini ve tehlikeli atık statüsünde değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, yaşam alanlarını korumak için yıllarca süren bir hukuk savaşı vermişti.
Davalar sürecinde Zonguldak İl Çevre Müdürlüğü, şirketlerle sürece dahil olmuş; Zonguldak Valiliği ve Çevre İl Müdürlüğü, köylerin ve çevre gönüllülerinin açtığı davaların karşıtı konumunda yer almıştır. Valilik, mahkeme kararlarını istinaf ve Danıştay'a taşıyarak şirketlerin lehine tutum sergilemiş; bu durum, halkın mücadelesini zorlaştırmış ancak kararlılığı artırmıştır.
Mahkeme masrafları, keşif paraları adaletin yerini bulmasında yerel halkının adalete erişimde bir engeli haline dönüşmüştür. Gönüllü avukatlarımız Mine Yılmaz ve Yakup Okumuşoğlu'nun gönüllü olarak üstlendikleri davaların harcı, keşif ücretleri için kapatılan cüruf tesisleri için yaklaşık olarak bugünkü bedeli ile 1 milyona yakın mahkeme masrafı köylüler arasında imece ile ve bazen de fitre ve zekatlar ile karşılanmıştır.
Açılan davalar arasında, bir taş ocağında 20 yıla yakındır yeraltı suları ile oluşan göl için mahkeme, gölün doğal bir ekosistem niteliği kazandığına hükmetmiş; bu gölün cüruf atıkları ile doldurulmasını engellemiştir. Bu karar, sulak alanların korunması açısından önemli bir kazanım olmuş; tehlikeli atıkların doğal ortamlara dökülmesini önlemiştir.
En son açılan Kılıçlar ve Beyza AŞ. atık tesisi davalarında bilirkişiler, cüruf atıklarını TÜBİTAK'a analiz için göndermiş; sonuçta Erdemir'in özel şirketlere gönderdiği çelikhane cürufu için TÜBİTAK, tehlikeli atık sınıfında değerlendirilmesi gerektiğini raporlarla belirlemiştir. Bu raporlar, ağır metallerin (manganez, krom, arsenik, kurşun, nikel) sızma riskini vurgulamış; atıkların kontrollü bertarafını zorunlu kılmıştır.
Davalar sürdüğü dönemde köylerin birçok protesto ve yol kapatma gibi eylemleri olmuş; duruşmalı davalarda köyler toplanarak Zonguldak İdare Mahkemesi'ne gitmişlerdir. İmza kampanyaları, basın açıklamaları gibi birçok tepki organize edilmiş; bu eylemler, tehlikeli atık statüsünün kabulünü hızlandırmıştır. Zonguldak İdare Mahkemesi, Kılıçlar firması için Çevre İl Müdürlüğü tarafından verilen ÇED'e gerek yoktur kararını iptal etmiş; gerekçede çevresel değerler ve cüruf atıklarının tehlikeli atık sınıfında değerlendirilmesini önermiştir. Dosya Valilik tarafından İstinaf Mahkemesi'ne taşınmış; İstinaf Mahkemesi kararı onaylamıştır. Zonguldak Valiliği bu kez İstinaf kararını Danıştay'a taşımış; Danıştay dosyayı bozmuş, mahkemeye yeniden keşif yapılarak görüşülmesini istemiştir. Yeniden keşif yapılmış; mahkeme yeniden ÇED'e gerek yoktur kararını iptal etmiştir. Valilik yeniden Danıştay'a taşımış; Danıştay 4. Dairesi, Zonguldak İdare Mahkemesi'nin kararını onaylamıştır (Esas: 2025/4956, Karar: 2026/231). Bu onay, cüruf atıklarının tehlikeli atık sınıfında değerlendirilmesini tescillemiş; halk mücadelesini çevresel bir zafer olarak taçlandırmıştır.
Bu kazanım, Erdemir'in cüruf atıklarını kendi bünyesinde işleme girişimlerini tetiklemiş; şirket, Pilot Ölçekli Dikey Vibrasyonlu Briket Tesisi kurarak briket (tuğla benzeri) üretimi ve çimento fabrikası entegrasyonu ile atıkları dönüştürmeye başlamıştır. Ayrıca, Alaplı-Ereğli arasında oluşan cüruf dağının ortadan kaldırılması için bir süreç başlamış; ancak bazı raporlara göre, mahkeme kararlarına rağmen cüruf birikimleri yeniden hortlamış ve kaldırma süreci hukuki engellerle yavaşlamıştır.
Sonuç olarak, cüruf; demir-çelik üretiminin bir yan ürünü olup, yüksek alkali yapısı ve içerdiği ağır metaller (manganez, krom, arsenik, kurşun, nikel, vanadyum) nedeniyle tehlikeli atık sınıfındadır. Çevreye verdiği zararlar arasında ağır metal sızmasıyla toprak ve su kirliliği, toz yayılımıyla solunum ve nörolojik sağlık sorunları, ekosistem tahribatı yer alır; bu zararlar, TÜBİTAK raporlarında uzun vadeli birikim ve toksisite olarak güçlü şekilde vurgulanmıştır. TÜBİTAK kararının önemi, cürufun inert madde değil tehlikeli atık olarak sınıflandırılmasını zorunlu kılmasıdır; bu, kontrollü bertarafı (sızma önleyici depolama, geri dönüşüm) gerektirir ve halk mücadelesinin en büyük kazanımlarından biridir. Bu karar ile birlikte Erdemir cüruf atıklarını kendi bünyesinde değerlendirmeye başlamıştır. Şimdilik tarım, mera, orman ve sulak alanlara tehlikeli atıkların yayılması, ekosistemin daha çok zarar görmesi engellenmiş olsa bile Erdemir içindeki cüruf atıkları Karadeniz'i tehdit etmeye devam ediyor. Tehlikeli atıklar tozuma ile bölge halkı ve Erdemir çalışanları için ciddi bir sağlık sorunu olarak devam ediyor.
8 yıl süren bölgemizdeki köy savunmaları adına, gönüllü avukatlarımıza, bizlere destek veren milletvekillerimize, destek veren siyasi partilere, sivil toplum örgütlerimize, köy muhtarlarımıza, köyü savunan gurbetteki hemşehri derneklerine, her zaman destekçimiz olan bu mücadeleyi sürekli haber yapan yerel ve ulusal gazetelere ve basın emekçilerine dayanışmaları için teşekkür ediyoruz.”