23 Nisan'ın anlamı MFA için çok başka! 23 Nisan'ın anlamı MFA için çok başka!
Zonguldak tarih sayfası editörü Hayati Yılmaz, “Tion Su Kemeri” adlı yazı kaleme aldı. Yılmaz; “Zonguldak Çaycuma'da, Çayır Köyünde bulunan Çayır Mağarası ile Filyos Antik Şehri olan Tion Kalesine su getirmek için bir su yolu yapıldı” ifadelerini kullandı.
Yılmaz’ın o yazısı:
“Tion antik şehri yaklaşık 2700 yıl önce kurulduğu tahmin ediliyor. Tarihler boyu çeşitli devletlerin elinde bulundurduğu kale,  Romalılar tarafından onarılarak yeni düzenlemeler yapılmış.
Tarihte Antik Dönem MÖ. 3500 ile MS.370 yılları arasındaki döneme verilen adıdır. Tarih Öncesi Çağlar olan Taş Devri, Yontma Taş Devri, Cilalı Taş Devri,
Maden Devrinden sonra “ilk Çağ” olarak bilinen Antik Dönem , MÖ. 3500 yılında başlar. Para, alfabe ve takvim gibi önemli buluşların gerçekleştiği çağda ilk tarım da yapılmaya başladığı yıllardır.
MÖ: 600'lü yıllarda kurulan Tion Şehri, MÖ. 79 yılında Roma'nın eline geçer. Uzun yıllar Roma Devleti'nin elinde bulunan şehir;  MS. 330 yılında Roma Devleti ikiye ayrılınca, Doğu Roma topraklarında yer alır. Roma'nın Doğu ve Batı olarak ayrıldığı yıllar aynı zamanda Orta Çağı'nda başladığı yıllardır.
Bu yıllarda da Roma mimarisi gelişmiştir. Su sarnıçlıların yapımına da Orta Çağ Roma döneminde daha mühendislik çalışmalarla yapılmaya başlamıştır. Çeşitli tekniklerle yapılan su kemerleri kırsal kesimde bulunan su kaynağını,  kale ve çevresine taşımak amacı ile; sadece yer çekimi kuralına göre, yüksekten belli bir eğim ile kemer su köprüleri (bentleri) kurularak ve su tünelleri açılarak şehre taşınmıştı.
Zonguldak Çaycuma'da, Çayır Köyünde bulunan Çayır Mağarası ile Filyos Antik Şehri olan Tion Kalesine su getirmek için böyle bir su yolu yapıldı.
Temiz suyun kaleye taşınması oldukça güç olmasına rağmen;  iki tepe arasında “kırlangıç tipi” su kemerleri kurularak; tepelik arazilerde ise,  su kanalları ile bağlantı yapılarak, temiz suyun sahile kadar taşınmasını sağladılar.
Filyos Vadisi aslında derin düzlüklerin olduğu bir arazi olmasına rağmen daha yüksekten açılan bu yolun, günümüzde halen kalıntıları bulunmaktadır.
Romalılar suyu Filyos Irmağından karşılamamalarının sebebi; nehrin ne çeşit bir mikrop taşıdığı bilinmemesinden ve çeşitli hastalıklara sebep olmasından dolayı,  temiz mağara suyunu tercih ettiler. Çünkü bu temiz su aynı zamanda Romalı aristokratların evine gidiyordu. Roma kanunlarına göre Aristokratlar su parası ödemiyordu.  Tepelik arazilerde tarım ile uğraşan çiftçilerin kullanması ise yasaktı. Ama yine de çiftçiler bu bentlerden tarlalarına kaçak su kaçırıyordu. Cezası ağır olmasına rağmen Roma döneminde tarımın yapılması da önemli olduğundan görmezden geliniyordu.
İşin ilginç tarafı bugün de su bölgede pahalı, o gün de pahalıymış. Üstelik kaçak su kullanımı hiç bir zaman değişmemiş. Bölgede nehir olmasına rağmen göl veya baraj bulunmamaktadır.
Filyos’ta bulunan su kemer kalıntılarına bakıldığında ince tuğla kullanıldığı ve dere taşlarını da aralarda serpiştirildiği görülür. Roma Dönemi’nde Opus listatum veya opus vittatum adı verilen bu teknik bir kombinasyon duvarcılıktır. Kalıp için tuğla katmanları ve dar taş bloklar, bir dökme duvar çekirdeği üzerinde dönüşümlü olarak bulunur. Bunu bağlayan duvardaki bireysel tuğla katmanlarına tuğla penetrasyonu denir. Daha yakın zamana kadar Filyos’ta tuğla fabrikasının varlığı ile hemen ilerisinde bulunan su kemerlerinde bulunan tuğla tesadüf mü idi, bilmem ama Roma Döneminde kil topraktan kiremit ve tuğla yapılmaktaydı. 
Çayır Mağarası çevresinde de uzunluğu 5 metreye varan sur kuleleri halen ayaktadır. Bu kuleler ise karo taşlardan yapılmış. Bazı yerlerde toprak altında bulunan su kanalları da günümüze kadar ulaşmıştır. Bu kanallar da yine, Zonguldak demiryolu tünellerinde kullanılan bir teknikle açıldığı ve geçme taşlarla tutturulduğu anlaşılıyor.
Zonguldak’ta su kemeri iki yerde mevcuttur. Biri Filyos Vadisinde,  diğeri ise Ereğli’de bulunuyor.
Filyos’ta bulunan  bu su kemerinin uzunluğu ve engebeli araziden taşınması oldukça zor ve meşakkatli olduğundan; böyle bir yapının burada yapılmasından anlıyoruz ki;  Tion şehri Roma için önemli bir yerleşim yeriymiş.
Günümüzde çeşitli kültür sayfalarında yer alan Tion Kalesi ve su kemeri , ne yazık ki kendi kaderine bırakılmış durumda. Üstelik bölgede açılan yollar ve kentleşme bu tarihi mirası tehdit etmektedir. Son dönemlerde Turizm atağı yapıyoruz diye bölgeye turistlik tren getirmeye kalkanlar yine  ne yazık ki bu mirasa sahip çıkmıyorlar.
Anlayacağınız, yoğurt mayalamadan,kaymağını yemek istiyorlar.
Ama bu böyle olmaz. Bölgedeki tarihi kalıntılara sahip çıkılmalıdır.”
Editör: Şeyma Kaya