Daryal Yönder’in cenaze programı belli oldu! Daryal Yönder’in cenaze programı belli oldu!
Zonguldak Tarih Editörü Hayati Yılmaz, ilk Pontus Devleti’nin nasıl kurulduğunu ve Zonguldak ile ilişkisini anlattığı yazıda “Zonguldak yerel tarihçilerin araştırmalarında, kömürün tarihi ile sınırlı tutması, genelde yerel tarihçilerin TTK kökenli olması, Akademik çalışmaların ise bölge tarihini geçiştirmesi veya ince detaylardan uzak kaleme alınması ile bölgemizin tarihi ne yazık ki bu kadar derinlere inememiştir” dedi.
Yılmaz’ın yazısı şu şekilde:
PONTUS DEVLETİ ZONGULDAK‘TA KURULDU
Pontus dendiği zaman bizim tüylerimiz diken diken olur. Bunun sebebi okullarda öğretilen İnkılap Tarih derslerinde , Kurtuluş Savaşı sırasında Doğu Karadeniz'de kurulan Pontus Rum Cemiyetindendir. Bu cemiyetin amacı Doğu Karadeniz'de bir Rum devleti amaçlıyordu. Sinop ile Artvin arasında kendilerini Rum olarak gören 160 bin kişi yaşıyordu. Kurtuluş Savaşı başarılı oldukça bir çoğu Yunanistan’a göçmüş gerisi de mübadelede Yunanistan'a gönderilmişti.
Peki bu cemiyet kendilerine Pontus adını neden verdi ?
“Pontus” aslında Karadeniz'e verilen bölgesel adıydı.. Çoğu Yunan Antik yazarları abartılı yazılarında bazı yer adlarını Yunanlaştırmışlar , bazı efsaneler yaratarak bölgeyi kendilerine mal etmişlerdi. Axena'ya yazılarında Pontus demeye başladılar. Oysa kitaplarda geçen ilk Pontus devleti Yunan değildi.
İLK PONTUS DEVLETİNİN KURULUŞU
Perslerin Anadolu'yu işgal etmesi ile bazı bölgelere Pers komutanlar satrap olarak atandılar. İskender'in Anadolu'ya geçişi ve Pers İmparatorluğunun yıkılması ile bu satraplar bir süre bazı bölgeleri ellerinde tutmaya çalıştılar. Bir süre sonra da Makedonlarla iş birliği içine girerek onların emri altına girdiler. İskender’in Babil’de ölmesi ve Batı Karadeniz'de Makedonların etkisinin az olmasından dolayı , Kios ( Gemlik) satrabı Pers Kökenli Mithridates Ktistes Batı Karadeniz'de bir kale olan Cimiatene'ye kaçtı. (Eskipazar'a yakın yer )
Bu kaleye sığınan Mithridates Ktistes'in 20 yıl boyunca burada saklandığı söylenir. Ve bu 20 yılda geçen zamanda, hakkında bir bilgi yoktur.
Bu sırada bölge şöyle şekilleniyordu:
Ereğli'de Heraklia Devleti başında Dionysius vardı. Dionysius öldükten sonra karısı Amatris Kraliçe oldu . ( Bu konuyu daha önce yazmıştım fakat yazının bütünselliği bozulmasın diye kısa geçiyorum )
Daha sonra Amastris , Lysimachus ile evlenince Trakya'ya gitmiş ve yerine oğulları Ereğli'yi yönetmiştir. Fakat Amastris geri gelince Sasemos Merkezli (Amasra) Tion ile Cromna arasında bir devlet kurdu . Amastris , oğulları tarafından öldürülünce Lysimachus'ta bölgeye gelerek Amastris'in oğullarını idam etti. Amasra'yı da karısı Arsinoe'ye bıraktı. Fakat Lysimachus bir savaşta öldürülünce karısı Arsinoe , Amasra'dan Mısır'a kaçtı. Böylelikle bölgede bir boşluk oluştu.
Kaynaklarda Pers kökenli Mithridates Ktistes'in, bu 20 yıl içinde boş durmadığı, bölgeye gelen göçmenlerden bir ordu oluşturduğu ,oğlu Ariobarzanes ile birlikte Cimiatene'de güçlendiği söylenir. nitekim de oğlu Ariobarzanes Amasra'yı ele geçirdiğinde Pontus Devleti kurulmuş oldu.
Amasra , Tion ve Cromna arası kurulan bir kent olduğundan ve Tion sınırı Oxinas`a ( Ilıksu) kadar uzandığından ,Pontus Devletinin Amasra ile beraber Zonguldak topraklarını işgali ile kurulduğu ortaya çıkıyor.
Genel Tarih bu kadar yerele inmediği için Pontus’un Cimiatene’de kurulduğu hatta bu olaylardan çok sonra Ariobarzanes’in daha doğudaki Amasya’yı işgali ile kurulduğu yazılır. Ama gerçekte Pontus Devletinin kurulması Tion ve Cromna arasında Billaiaos ile Parthenius ırmakları vadileridir. Çünkü 20 sene sonra adları duyuldu ve Batı Karadeniz’in önemli bölümünü ele geçirdikten sonra Makedon komutanları arasında süren savaşlarda , Ereğli ve Bithyniler ile ittifak yapmışlardır.
Aslında kurdukları devletin adının Pontus olup olmadığı belli değildir fakat günümüze kadar ulaşan sınırlı sayıdaki kayaklar Yunan yazarların anlatımı olduğu için bu kitaplarda Pontus olarak geçmiştir. Hatta Pers (İran) kökenli oldukları için Pontus değil de Mithridates veya Ariobarzane Devleti olarak bile kendilerini tanımlayabilirler. Çünkü krallarının çoğunun adı Mithridates’tir. Arada oğullarının adı da Ariobarzane’dir. Aşağı yukarı 250 yıl bu şekilde gitmiştir. Zaten son kral V. Mithridates’in oğlu Farnekis ile bu gelenek bozulmuş , Farnekis’in Sezar’a yenilmesi ile M.Ö 39 yılında Roma devletine bağlı bir satraplık haline dönüşmüştür. Sezar’ın “Vene, Vidi, Vici” (Geldim, Gördüm, Yendim)" sözü de Pontus‘u ilhak etmesi ile söylediği sözdür.
MS 62'de Roma İmparatoru Nero son bağımlı Pontus kralı olan III. Polemon'un, Pontus satraplığından feragat etmesini sağlamış ve Pontus tamamen ortadan kalkmıştır.
Tarihte bir Pontus İmparatorluğu daha var. Bu devlette Zonguldak’la alakalıdır.
Doğu Karadeniz’de kurulduğu için ve Sinop ile Rize arasına Trabzon dendiği için Trabzon İmparatorluğu da denmiştir. Ama bu sefer Rum devleti adını alıyor. M.S 1200 yıllarda Anadolu’ya o zamanlar Rum dendiği için bu adı aldığını düşünüyorum. Keza Anadolu’da aynı dönemlerde kurulan Selçuklu Devletine de Rum Selçuklu Devleti deniliyordu. Yani buradaki Rum kelimesi henüz bir ırka ait bir terim değil, bölge adı idi. Zaten bu devleti de kuranlar Yunanlar değildi.
4.Haclı Seferleri ile birlikte İstanbul'un yıkıma uğraması sonucunda kurulan Trabzon İmparatorluğunun başında I. Alexsisos vardır. Laz ve Gürcülerden oluşan ordusuyla Pafyagonya'ya saldırmış böylece Karadeniz Ereğlisi ile Sinop arasındaki arazi de Trabzon topraklarına katılmıştır. Ereğli'ye Pontus et Heraklia denmesi bu tarihten sonra başlar. Fakat Pontus devleti giderek Doğu Karadeniz'e kaymıştır.
İznik İmparatorluğu ve Selçuklular karşısında geri çekilmek zorunda kalan Trabzon İmparatorluğu , Orta ve Batı Karadeniz’deki hakimiyetini kaybetti ve Trabzon ve etrafını içine alan küçük bir bölgede varlığını devam ettirebildi. 1461 yılında Fatih’in Karadeniz seferi ile tamamen ortadan kalkmıştır.
Batı Karadeniz’in tarihinin pek araştırılmaması, burada arkeolojik çalışmaların çok cılız kalması, Zonguldak yerel tarihçilerin araştırmalarında, kömürün tarihi ile sınırlı tutması, genelde yerel tarihçilerin TTK kökenli olması , Akademik çalışmaların ise bölge tarihini geçiştirmesi veya ince detaylardan uzak kaleme alınması ile bölgemizin tarihi ne yazık ki bu kadar derinlere inememiştir. Oysa bu yazdıklarımın tamamı kaynaklarda mevcuttur. Ancak bir bütün halinde odaklandığınızda bu ayrıntılar ortaya çıkıyor. Yoksa; Küçük Asya dedikleri Anadolu’nun önemli bir parçası olan ve İstanbul’a yakınlığı sebebi ile tarihinin bu kadar derin olmaması mümkün mü?”