Hükümet tarafından gündeme getirilen KİT Yönetim Reformu tasarısının bir parçası olarak ileri sürülen özelleştirme planları, maden işçileri ve sendikalar arasında yoğun tartışmalara yol açıyor.

Öte yandan, yapay zeka tarafından analiz edilen sosyal medya verileri, özellikle TTK'nin özelleştirilmesine karşı yapılan protestoların nasıl organize olduğunu ve kamuoyunun tepkilerini nasıl yansıttığını gösteriyor. Bu veriler, geniş çaplı sosyal hareketlerin dijital ortamda nasıl şekillendiğine dair önemli bir örnek teşkil ediyor.


GMİS ÖNCÜLÜĞÜNDE DEMOKRASİ PLATFORMU BİLEŞENLERİNİN SÜREÇLE İLGİLİ YAPTIĞI AÇIKLAMA NEYDİ?

GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil’in basın açıklaması şu şekildeydi:

Bilindiği gibi Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek,merkezi yönetimin kontrolü altında olan 19 Kamu İktisadi Teşebbüsü içinKİT Reformu adı altında bir çalışma yaptıklarını açıklamıştı.

Kamuoyuyla paylaşılmış bir tasarı olmamasına rağmen, detayları ortaya çıkan taslağa göre; KİT’lerde Yönetim Kuruluüye sayısı 7’ye çıkarılacak ve bu üyelerin 4’ünüHazine ve Maliye Bakanı atayacak. Yönetim Kurulu Başkanı da Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın belirlediği isimler arasından atanacak. Bu durumda KİT’lerde tüm kontrol ve yönetim doğrudan Hazine ve Maliye Bakanlığı’na geçecek. Yani halkın malı olan kamu kurum ve kuruluşlarıuzmanlık açısından ilgili bakanlıkların yetkisi ve görevi dışına çıkarılacak, tüm yetki Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda olacaktır. Enerji ve Madencilik özelinde, yetkili bakanlık olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, neredeyse bir şube müdürlüğü konumuna getirilecektir. Ülkemizin vazgeçilemez stratejik kuruluşları bilefinansal temele dayalı, kârlılık esası ve piyasa şartlarına göre yönetim anlayışının hakim olacağı birer şirkete dönüştürülecektir. Bu durumda piyasa şartları ve kârlılık göz önüne alınacak, tamamen veya parça parça KİT’lerin özelleştirilmesinin,kârlılığı düşükse kapatılmasının önü açılmış olacaktır.

Bu 19 KİT arasında Türkiye Taşkömürü Kurumu, Eti Maden İşletmeleri, BOTAŞ, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Türkiye Kömür İşletmeleri gibi enerji ve madencilik faaliyeti gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra,Çaykur, Devlet Demir Yollarıgibi kurumlar bulunmaktadır.

Değerli Arkadaşlarım, Değerli Basın Mensupları, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın görevi ve uzmanlık alanı; 19 KİT’in görev ve uzmanlık alanıyla bağdaşmamaktadır. Örneğin madencilik sektörünü yönetmek ve madencilik politikalarını belirlemek; uzmanlığı tekniğe dayanan, ekonomik ve yönetimsel düzeneklerin işletiminde etkin görev üstlenen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın görevidir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, uzmanlık alanı dışındaki KİT’lerin yanı sıra, madencilik politikaları ve maden işletmelerinin yönetimi konusunda da tek yetkili, tek karar verici ve tek düzenleyici konumuna gelmesi asla kabul edilemez.

Dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmeler, yerli ve milli üretim yapmanın, kendi öz kaynaklarımızı, yine öz insan kaynaklarımızla ülkemiz ekonomisine ve sanayisine kazandırmanın öneminibir kez daha ortaya koydu. Enerji temelli savaşlar, dönem dönem yaşanan enerji ve tedarik krizleri, taşkömürü gibi stratejik bir kaynağın öneminidaha da arttırdı. Ülkemizde sadece Zonguldak Havzası’nda bulunan Taşkömürü, demir-çelik sektörü ile diğer sanayinin ana hammaddesi olan stratejik bir enerji kaynağıdır. Bu derecede önemli milli kaynakları üreten stratejik kamu kurum ve kuruluşlarına, kâr-zarar mantığıyla bakılamaz. Halkın malı olan, ülkemizin vazgeçilemez stratejik kurumları,piyasa şartlarına ve uluslararası tekellerin kontrolüne hiçbir şekilde ve asla terk edilemez.

Stratejik öneme sahip kamu kuruluşlarının tartışmasız şekilde, tamamen kamu kontrol ve sektör uzmanlarının yönetimiyle işlev görmelerinin; ülkemizin gerek ekonomik, gerek sanayi,gerekse siyasi bağımsızlığının şartı olduğunubir kez daha ifade ediyoruz.

Siyasi iktidarların bugüne kadar yaptığı özelleştirmeler ve yönetimsel hatalar nedeniyle, halkımızın ne kadar ağır bedeller ödemek zorunda kaldığı unutulmamalıdır. Özellikle kriz dönemlerinde, halka ve taraflara sorulmadan alınan kararlar ve çıkarılan yasalar, ülkemize büyük zararlar verdi. Her krizin bedelinin, bu krizlerde sorumluluğu olmayan halka, işçiye, memura, emekçiye, çiftçiye, esnafa, emekliye, işsize ödetilmesinden bıktık, usandık.

Değerli Arkadaşlarım, Biz Emeğin Başkenti olarak uzun yıllardır; yerli ve milli üretimden yana olduğumuzu, özellikle stratejik önemi olan kamu kurum ve kuruluşlarının korunması gerektiğini, ithalata dayalı tüketimin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ettik, mücadelesini verdik. Zonguldak ve bölge halkı olarakhepbirlikte yanlış politikalara karşı çıktık. Kendi doğrularımızı her şart altında söyledik. Zonguldak’a, bölgemize ve ülkemize, atalarımızın mirasına, işimize, aşımıza, halkımızın geleceğine, hepbirlikte sahip çıktık,çıkmaya devam ediyoruz. Bu süreçte yaşananlar, bugüne kadar birlikte verdiğimiz mücadelelerin, ne kadar haklı olduğunuher defasında ortaya koydu. Bugün yerli ve milli kaynakları değerlendirmenin öneminden bahsediliyor. Ancak tüm bu gerçeklere rağmen Türkiye,38 milyon ton taşkömürünü her yıl artan şekilde milyarlarca dolar ödeyerek ithal ediyor. Bu nedenledir ki Türkiye’nin en kısa süredeişçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin eksiksiz alındığı çalışma şartlarında,kendi öz kaynağı olan taşkömürü üretimini artırması, bunun için de TTK’nın norm kadro ve kurulu kapasite ile çalışarak, ülkemizin dışa bağımlılığının azaltılmasına daha fazla katkı vermesi gerektiğini söyledik, söylüyoruz.

Değerli Arkadaşlar, Değerli Basın Mensupları, Filyos’ta bulunan doğalgazın, ülkemizin doğalgazda dışa olan bağımlılığını azaltmasının önemi her fırsatta vurgulanırken,ülkemiz sanayisini ve enerji sektörünü taşkömüründe tam anlamıyla dışa bağımlı hale getirecek politikalara destek vermemiz, elbette beklenemez.


TTK'nin özelleştirilmesine ilişkin tartışmalar, sendikaların ve maden işçilerinin eylemleriyle birlikte devam ederken, hükümetin konuya ilişkin aldığı sonraki adımlar merakla bekleniyor.