TTK’dan mektup var!
Soru şu?
TTK gerçekten kapatılmak veya satılmak istendiği için mi bakanlık bürokratlarının raporuyla üretim durduruluyor?
Yoksa gerçekten dünya madencilik standartlarında güven tedbiri için mi bu karar devreye sokuluyor?
Burada derin bir şüphe olması çok normal çünkü arka planda geçmişten beri bir kapatma niyeti saklı!
Bunun net cevabını verip tartışmayı daha fazla alevlenmeden bitirmesi gereken iktidar temsilcileri.
*
TTK eski genel müdürlerinden Rıfat Dağdelen’in açıklamalarını paylaşmıştık.
Akabinde kurum içinden deneyimli bir isimden bir mektup geldi.
Ne yaşandığını anlamak ve bizleri nelerin beklediğini görmek açısından bu mektubu paylaşıyoruz.
*
“TTK da üretimin durduruldu peki şimdi ne olacak?” sorusuyla başlıyor mektup
Yanıtlar da geliyor.
*
Bir - Her defasında birçok yerde yapılan denetimlerde eksiklikler hayati de olsa bu eksikliklerin giderilmesi için süre verilir faaliyetler devam ederdi.
Örneğin İliçteki atık havuzunun patlaması. Risk tespit edilmiş süre verilmiş. Bolu Kartalkaya’daki oteller. Yangın riski belirtilmiş süre verilmiş. Halbuki bir yerde hayati risk var ise faaliyet derhal durdurulur. Süre verilmez. Ne zaman ki Amasra patladı, Kartalkaya’da otel yandı ve ilgililer hapse atıldı kimse süre verilmesine imza atmaz oldu.
*
İki - Maden işletmelerinde yerüstünde bulunan ana havalandırma pervanelerinin enerji kesilmesi durumunda jeneratör gibi yedek enerji kaynağı olmalıdır bu doğrudur.
Yer altında faaliyet gösterilen tali bölümlerde, su atım tesislerinde ve insan nakli yapılan kısımlarda bu zorunlu değildir ve gerekte yoktur.
Ancak raporda havalandırma sistemi diyerek buralarda rapor edilmiştir bu yanlıştır düzeltilmelidir.
*
Üç - Ana havalandırma sistemlerindeki bu eksiklik devlet devreye girdiği anda 2-3 ayda çözülür bu süre içinde de sınırlı işçi ile bakım ve onarım yapılabilir.
Örneğin iki aylık grev süresince ocaklarda herhangi bir imalat kaybı olmamıştır. Üretim olmadığından burada bir risk de yoktur.
Ancak yıllardır kurumda görev yapıp defalarca patlamalarla muhatap olanlar hala; “süre verilsin üretim devam ederken eksiklikler giderilsin” demekteler.
Aman ha!
Sakın ha!
Herkes gider ortada siz kalırsınız.
Bir gün bir müessesede; “ocağa grizu bastı” dediler sorumlu ekip olarak gittik.
“Sorun ne” dedik “her şey eskisi gibi değişiklik yapmadık her şey normal dediler”
Baktık ocağın ana havalandırma girişi kapatılmış. “Peki bu ne?”
Müteahhite bir iş verilmiş yetişmemiş mecburmuşlar.
Tabi hemen kapağı açtık üstten yandan bize kızanlar oldu.
Gaz durumu hemen düzeldi.
Bir müddet böyle olsa ne olur?
Ne olduğunu gördük.
İş kaldı mı?
Hayır nasıl yapılacağını da gösterdik!
*
Dört - Bu olay bir fırsata da çevrilebilir.
Yıllardır birileri milyon ton, milyon ton deyip trilyonları yer altına gömüp birçok madencinin canı pahasına umut tacirliği yapıp saltanat sürdü. TTK masaya yatırılıp sadeleştirilir eti ne budu ne ortaya çıkarılır.
Burada kömür var mıdır vardır.
Ancak öyle Zonguldak’ı taşıyacak Türkiye’yi ihya edecek milyon - milyon tonlar yoktur.
Diyenlere de itibar etmeyin.
Harcanan kaynaklara yitip giden canlara bu şehre yazık.
Artık; “TTK demek ZONGULDAK demek ZONGULDAK demek TTK demek kısır döngüsünden kurtulunmalı.
Zonguldak’ın yeni yapılan liman, havaalanı sahil yolu, enerji bölgesi, demir yolları tarıma uygun Çaycuma, Bakacak, Devrek vadi arazisi, Ereğli büyük liman ve en büyük yassı ürün fabrikası ve bu şehre TTK dan kalan alt yapı mirasının üzerinde yeni pencereler açılabilir.
*
Bu mektup belki de pek çoğumuzun istediği, duymak istediği şeyleri söylemiyor.
Ama pek çoğumuzun da aradığı gerçekleri haykırıyor belki de.
İki gerçekliği aramak isteyenlere yanıt olur belki de.
Birincisi güvenlik, ikincisi ocaklar tam kapasite çalışsa kapanma sona erse bile şehrin geleceği!
*
Bu mektubun umarım faydası olur.
Doğru neyse onu bulalım!