Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdür Müşaviri ve eski Armutçuk Müessese Müdürü Şenol Avcı hazırladığı TTK ve Zonguldak raporunu Z Haber okurları ile paylaştı.
İşte tespitler ve o öneriler.
1- Bir dostumun sözünü her zaman hatırlarım. Yanlış bir değerlendirmede besmeleyi yanlış çektin Fatiha'ya geçme der.
Evet, TTK'yı özellikle son 18 yıldır yönetenler 5 milyon ton TTK 5 milyon ton özel sektör üretecek diyerek besmeleyi yanlış çekmiştir.
TTK'nın şu andaki rezerv ve jeolojik şartlarında 5 milyon ton üretim mümkün değildir.
Bu üretimin yapılacağı kömür burada yoktur.
Zaten tüm imkanlar seferber edilmesine rağmen (İşçi alımı, taşeronun yer altına sokulması, bütün yatırımların onaylanması, istedikleri gibi kadrolaşma da dahil) üretim en son 2002 yılında 2,5 milyon ton satılabilir olmuştur.
Ondan sonra tüm çalışmalara rağmen 1.5 milyon tonun da altına inmiş ve 2018 yılında 700 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Ton maliyet ise 1500 liralar seviyesinde ve zarar katlanılamaz boyutlarda maliyeti üçte bir düşürseniz bile ki bu bir işletme için devrimdir yinede çok yüksektir.
Fakat hiçbir zaman bunun gerçek nedenleri soruşturulmamış ve Zonguldak'ın özellikle son 18 yıllık tek parti iktidarı yılları heba edilmiştir.
Buradan hareketle TTK'nın özel sektör ile beraber 40 bin işçinin üstünde bir işçi çalıştıracağı sadece Alacaağzı ocağının 2500 işçi çalıştıracağı ve hatta bugüne kadar havzaya ihanet edildiği bile söylenmiştir.
Ancak bugün TTK'da toplam 7500 işçi çalışmaktadır.
Özellikle 2002'den sonra taşeronun da yer altına girmesiyle TTK'nın fabrikaya dönüşecek bir şantiye olduğu bu fabrika bittiğinde otomobil fabrikası gibi seri üretim başlayacağı tezleri savunulmuştur.
Ve katrilyonlar yer altına gömüldü ortada ne fabrika var ne de kömür.
Neden bunun başarılamadığı ayrıntılı incelenmelidir. Beceriksizlik mi var yoksa birileri bizi kandırdı mı?
Ancak yine de Zonguldak'ın bütün potansiyeli unutulup TTK odaklı söylemlere devam edilmektedir.
Bu ise Zonguldak üzerinde son derece olumsuz bir durum yaratmaktadır.
Önceki iktidarlar döneminde her hafta bir bildiri yayınlayan maden mühendisleri odasının da bu konularda bir cümle dahi ettiği yoktur.
*
Şöyle ki
a- TTK zararı ve kömür ton maliyeti çok yüksek olan bir işletmedir.
Devlet burayı her sene trilyonlarca lira ile sübvanse etmektedir. Bu zarar ve sübvanse tamamen Zonguldak'a mal edilmektedir. Halbuki TTK bir KİT'tir. Nasıl demiryolları, TKİ, Çaykur vs. gibi bir çok KİT'in zararları bulundukları ili ilgilendirmiyorsa TTK'nın zararı da hazinenin zararıdır.
Zonguldak'a verilen bir lütuf değildir.
Devlet isterse bu KİT'i kapatır ve kömür üretimden vazgeçer isterse çalıştırır.
*
b- TTK'ya bu yıl 1500 işçi alınmıştır. Bu lütuf değildir, zorunluluktur. Bu işçiler alınmasa ocaklar kapanır ve devletin katrilyonluk tesisleri yeraltına gömülür.
Burada tercih yine devletindir.
Ancak şunu biliyoruz ki 5 yıl bu 1500 işçi Ankara'da Zonguldak'ın her talebinde masaya sürülecektir.
Zonguldak'ı bundan kurtarmak gerekir.
*
c- Uzun yıllar gerek alternatif enerji kaynaklarının kıt olması gerekse hem ekonomik açıdan hem de taşımacılık güçlüğü nedeniyle Zonguldak kömürleri Türkiye için iyi bir alternatif olmuştur.
Ancak günümüzde özellikle alternatif enerji kaynaklarının ve bilhassa yenilenebilir enerji (güneş ve rüzgar teknolojilerinin) gelişmesi ve TTK'nın elindeki kolay ulaşılabilir rezervlerin azalması artık bu alternatifi ortadan kaldırmıştır.
Dünya'da özellikle Avrupa'da kömür ocaklarının çoğu kapatılmıştır.
Almanya'da bizden çok daha verimli ocaklar bir bir kapanmış ucuz ve temiz enerji kaynakları devreye sokulmuştur
*
d- TTK'nın bu aktif dönemlerinde özellikle üretimin emek yoğun olması nedeniyle Zonguldak çevresi ve ilçelerinde değişik sektörlerin faaliyetlerine yer verilmemiştir.
Özellikle TTK'nın iş gücünün karşılanması sağlanmıştır yetmemiş il dışından göç almıştır.
Bu da Zonguldak'ın Bartın'dan Alaplı'ya kadar var olan potansiyelini köreltmiştir.
Artık deniz bitmiştir.
Varmak istediğiniz istasyonun tersi istikametinde yol almaya başladığınız zaman hızla hedeften uzaklaşırsınız.
Hedef ne kadar uzakta olursa olsun geriye dönüp hedefe doğru gitmek en doğrusudur.
Unutmadığım ilginç diyaloglardan birisi de şudur.
Sana bir şey söyleyeceğiz ama hemen olmaz demeyeceksin. Olmayacak şeye olmaz denir o zaman sen bizimle yürüme. Tamam, yıllar geçti bizim olmaz dediğimize olur diyen bunu yaptı mı?
Hayır yapmadı, daha da kötü.
Ama olmaz deyip, sen gibi moralimizi bozmadı.
Olur deyip bizimle yürüdü, ne güzel.
Şimdi 20 yıldır her gelen olur diyor.
5 Milyon ton diyor, 40 bin işçi diyor, siyasi memnun, sendikacı mutlu, Gazipaşa ve sitede gayrimenkulü olanlar heyecanlı, ama sonuç aynı.
Aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek pek mantıklı olmasa gerek
*
e- TTK'yı devlet isterse gerek stratejik olması gerekse madencilik kültürünün kaybolmaması için bir merkezde örneğin Karadon'da belli miktarda kömür üretimiyle ayakta tutabilir.
TTK hakkında çok daha uzun söylemler geliştirilebilir.
Bunun için TTK konusunu burada kesip Zonguldak için yapılabilecek alternatif yatırım faaliyetlerini Bartın Çaycuma vadisinden başlayıp Alaplı'ya kadar bölümler halinde inceleyelim.
Ve yüzeysel bir fizibilite oluşturmaya çalışalım.
Ancak bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için Türkiye'nin genelinde olduğu gibi üretim odaklı bir politika izlenmeli.
Bir gün bir politikacıyla konuşurken dedim ki, “TTK olmasa Zonguldak için Ankara'da neler talep edersin?”, bana “neler talep edilmez ki ama hemen TTK'yı gündeme getiriyorlar” dedi.
*
2-a- Doğu'dan başlayalım Bartın, Çaycuma, Devrek Vadisi dümdüz arazi, boş verimli, demiryolu, havayolu, karayolu ve yüzde 80'i tamamlanmış limanı ile entegre bir saha öyle ki; Devrek'ten yola çık vites değiştirmeden Bartın'a varırsın.
Zonguldak'ta yüz metre düz yürüyecek yer yok.
Bu havza özellikle tarım ve tarıma dayalı sanayi bakımından incelenmeli.
Sizler de gidip FOX TV'deki gibi bir belgesel çekebilirsiniz. Vatandaşlar kendi çabalarıyla eski naylonlardan sera yaparak üretim yapmakta.
Eğer bu insanlar gerek kuracakları üretim tesisi gerek pazarlama gerekse ürün yetiştirme de teşvik edilerek.(Mazot, gübre, ilaç, sera malzemesi, ziraat mühendisi vs.)
Örgütlü şekilde (kooperatifleşme) büyük bir üretim üssü oluşturulabilir.
Burada özellikle salatalık, domates, biber, patlıcan, kabak, fasulye vs. en güzeli üretilip Ankara, İstanbul, Kocaeli gibi büyük illeri besleyebilir. O zaman uçak da iner tren de gelir tır da ulaşır.
Eğer bu potansiyel tamamen harekete geçirilirse Antalya’ya alternatif olur.
*
b-Hayvancılık yine bu bölgenin ciddi potansiyelidir.
Uzaktan konuşmakla olmaz gidip görmek lazım.
Bir gün Çaycuma-Bartın arası köyde bir dostumuzun Kuran’ına davetliydik.
Yıl 2015 Kuran akşam namazından sonra dediler, saat 21.00 evin önünde kuran yemeği yenilirken birisi sitemde bulundu “Ya saat 9’da karanlıkta yemek yiyoruz bunu saat 5’te ikindide niye yapmadınız”. Cevap, “Evlat sen bu köyü bizim köyle karıştırdın. Bu köyde her evde 6-7 hayvan var akşam 5’te hayvanını ahıra almadan kimse buraya Kuran’a gelmez.” Köyde 70- 80 hane var yani tahmini 250 - 300 baş hayvan bunu mevcut potansiyele vurgu yapmak için anlattım.
Konuştum insanlarla, yem fiyatları almış gitmiş kapalı alanda hayvan bakmak mümkün değil, sığırları iyi havada meraya salıyorlar.
Ancak erkek danayı 5-6 aylıktan sonra dışarı salmak mümkün değil kapalı yerde bakacaksın.
2 yaşından önce kurban olmaz. Beslese yemin torbası 150 lira. ot ekip biçiyoruz onu da ekip biçmek özellikle mazot fiyatı nedeniyle oldukça pahalı o yüzden eldeki erkek danayı 5-6 aylıkken yok fiyatına tacirlere satıyor.
Onu da zor buluyor.
Mal yarı fiyatına gidiyor.
Süt fiyatları 140 kuruş onu da iki ay sonra alıyor.
Yani emeği karşılanıyor.
Veteriner bir aşılamada bir de suni dölleme tarihlerinde geliyor. Diğer zamanlarda hayvanın hasta olsa veteriner özel, cepten. İki defa veteriner çağır hayvan bedavaya gitti.
“Alo veteriner” hattı kurarım.
Hayvancılık süt ve süte dayalı ürünlerin kooperatif kanalıyla üretilmesiyle büyük bir katma değer elde edilir.
Ancak bir kuşak sonra hayvan başı bağlamayı becerecek insan yok zincir kopuyor.
*
c-Bölgenin tarım ve hayvancılık potansiyeli daha da detaylandırılabilir.
Bölgede tekstil ve kanatlı hayvan üreticiliği belli bir mesafe almış Çaycuma’nın yıllardan beri bildiğimiz seramik potansiyeli Devrek ve Beycuma’nın ormana dayalı potansiyeli bilinmektedir. En son Karabük D.Ç Genel Müdürü bir açıklama yaptı Karabük’te kurulan AR-GE biriminde savunma sanayinde ve otomobil sanayinde kullanılan çelik üretimine başlandığı bildirildi.
Enerji SA Karabük’e ilk güneş enerjisi santralini kurmuş.
İşte size fırsat Karabük D.Ç ‘nin Filyos vadisi ile demiryolu irtibatı da var, liman bitmek üzere.
Karabük - Çaycuma bölgesi ile entegre edilerek otomobil savunma sanayi ve diğer makine sanayi bu bölgede neden geliştirilmesin.
Ereğli’deki yassı mamul üretiminin oluşturduğu fırsat kaçırıldı ve Bursa, Kocaeli, Eskişehir ihya oldu
*
d-Turizm yine bu bölgenin Amasra’dan Filyos’a kadar yine bu bölgenin önemli potansiyelidir.
*
3-a-Zonguldak merkeze gelince Zonguldak’ın en büyük sıkıntısı düz bir topografyada kurulmamış olmasıdır.
Şehirler düz arazide kurulur ve gelişir.
Ancak Zonguldak altındaki kömür madeni nedeni ile zoraki kurulmuş bir şehirdir.
Bu yüzden yaşanılabilir bir alan olması için şehir sadeleşmelidir.
Ancak bunun yerine daha büyük bir kötülük yapılmış daha da yüklenmenin yanında hemen bitişiğindeki Kozlu ve Kilimli ilçe yapılmıştır. Kozlu ve Kilimli’nin ilçe yapılması birkaç memur kadrosu dışında bir şey kazandırmamıştır.
Kozlu ve Kilimli de Zonguldak merkez gibi insanı yoran yaşanmaz bir kent halini almıştır.
İleride Kozlu ve Kilimli’ye sizi ilçe yaptık diyerek sorumluluktan kurtulmuş oldular.
Bir partili ile bir köye gittik.
Büyük bir köy dört mahallesi var.
Köyde politikacı kalabalığa sordu “isteğiniz var mı?”.
Köylü, “4 caminin üçünde imam var birisinde yok. O mahalleye bir imam istiyoruz başka istek yok.”
Yola çıktık siyasi mutlu, “bir imamla kurtardık oh”.
Kozlu ve Kilimli de birer kaymakamla kurtuldu çok şükür.
*
b-Zonguldak merkezin çevre ile yol sorunu acilen çözülmelidir. Şehir merkezinden diğer bölgelere ulaşım kolaylaştırılmalıdır. Örneğin hala tam faaliyete geçmeyen Kilimli sahil yolunun bile yaşama neler kattığı görülmektedir.
15-20 dakikalık yol 4 dakikaya düşmüştür.
Bu yol Çatalağzı enerji bölgesi ve 2 tünelle Filyos, Kokaksu havaalanı bölgesine ulaştırılabilir.
Diğer güzergahları söylemeye lüzum yok.
Çünkü devamlı konuşuluyor.
Eğer bu ulaşım sorunu çözülürse Zonguldak çok güzel bir il merkezi olabilir.
*
c-Zonguldak Kilimli Kozlu bölgesinde düşünülen TTK faaliyetleri dışında TTK’nın şehri sınırlamasının önüne geçilmelidir.
Bir Uğur Mumcu Kavşağının şehre neler kattığı görülmektedir, emeği geçenlere teşekkür etmek lazım.
Örneğin Asma İşletme Müdürlüğü bölgesinde ve bir çok yerde kapalı alanlar bazı özel şirketlere kiralanmıştır.
Ancak bir çivi dahi çakılamamaktadır.
Gidin bir röportaj yapın sadece Asma bölgesinde alüminyum, plastik doğrama ve camcılık sektöründe 300 civarında insan çalışmaktadır.
Buralar derhal bedava ya da sembolik bir ücretle bu oluşumlara devredilmelidir.
Burası bu tür faaliyetlerin Batı Karadeniz üs bölgesi olur ve çalışan sayısı çok kısa bir sürede 1000 kişiyi bulur.
Bu bir örnek diğer bölgelerde incelenebilir.
Hükümet bir kişilik istihdam yaratana milyarlarca lira teşvik ve işe alınanların bir yıllık sigortasını ödemektedir.
Yine özel kömür ocaklarının önü bu şekilde açılmalıdır.
Değil rödevans falan gibi uygulamalar daha da teşvik edilip çalışma faaliyetleri kolaylaştırılmalıdır.
Buradaki tek şart kayıt dışı işçi çalıştırılmaması ve iş güvenliği olmalıdır. Bunlardan kesinlikle taviz verilmemelidir.
*
d-TTK’nın elindeki tahlisiye ve kurtarma istasyonu bakanlığa bağlı bir genel müdürlük kimliği kazandırılarak tüm Türkiye’ye eğitim ve hizmet veren bir merkez haline dönüştürülmelidir.
Bu potansiyel burada vardır.
Yine merkez atölyelerinin bir makine teçhizat üretim merkezi haline dönüştürülme fırsatı kaçırılmıştır.
*
e-Zonguldak'a bir Tıp Fakültesi kuruldu, sanki gelişmesin diye gelen kaçıyor.
Bu kampüs Çaycuma bölgesi gibi bir bölgeye kurulmuş olsa idi havaalanı, kara yolu ve çevresi ile çoktan entegre olmuş çok daha gelişmiş olurdu ancak bunun yerine hala yeni hastane ve terminal cami gibi yatırımlarla aynı yanlış devam etmektedir.
*
f-Çatalağzı enerji bölgesinde üretilen enerjinin büyük bir kısmının bu bölgede harcanarak nasıl bir katma değer yaratılacağı araştırılmalıdır.
*
4-a-Cemaller’den başlayıp Ereğli, Ormanlı, Alaplı bölgesine kadar aynen Çaycuma bölgesinde olduğu gibi tarım ve hayvancılığa dayalı potansiyel vardır.
*
b-En önemlisi Türkiye’nin tek yassı sac üreten tesisi Ereğli’dedir.
Yine Karadeniz’in en büyük doğal limanı Ereğli’dedir.
Ancak bu iki avantaj entegre edilerek bir sinerji oluşturulamamıştır.
Bu iki avantaj bile tek başına yeter bunun yerine bölge dışındaki birçok il bu üründen avantaj sağlamıştır.
Ereğli de ise elle tutulur bir iki boru fabrikası kalmıştır.
*
c-Ereğli’deki demir-çelik tesisi ulusal demiryolu ağı ile buluşturulmalıdır.
*
d-Alaplı tersaneler bölgesi unutulmuş kaderine terk edilmiştir
*
e-Alaplı Gümeli yaylalarını kaderine terk edilmiştir.
*
f-Tüm ilin fındığa dayalı potansiyeli hiç konuşulmamaktadır.
*
g-Ereğli yada Filyos yerli otomobille ilgili hiç bir muhabbet yok. Ereğli ve Karabük’te hammadde hazır, liman hazır, yol hazır, hava alanı hazır, bir Kocaeli, bir bursa daha zor şartlarda ihya oldu.
*
Burada teşvikler ön plana çıkmış gibi görülebilir, bu teşvikler ilk başlangıç için önemlidir.
Devletin bir çok sektörü kurtarmak için yaptığı teşviklere bakılırsa bunlar çok küçük rakamlardır.
Krizin olduğu bu günlerde dahi 2019 yılında özel sektöre toplam 30 milyarlık (katrilyon) bir paket açıklanmıştır.
Bu teşvikler bunun yanında devede kulak bile değildir.