Sınav

Abone Ol

Bilgi birikiminin sorularla
hayata geçişi…
Bir yarış
Bir eleme
Bir kazanma
Bir hak etme hâli
Eğitim-öğretimin
belirli duraklarında kontrol noktaları.
Hazır olma, hesap verme hâli…
Her hâlinle hazır olma hâli,
Ne kadar hazır olduğunu gösterme hâli…
***
Sınavlar olmalı mı, olmamalı mı?
Tartışılır!
Dış ülkelerdeki eğitim sistemleri ile kıyaslanır çoğu kez…
Ailelerin çocuklarını koruma içgüdüsü ile duygusallaşır çoğu kez…
Tabii ki bir eğitimci olarak,
hayatın olmazsa olmazları olarak görüyorum sınavları…
Tam bir eleğe benzetiyorum.
Şartlar olgunlaştığında ayrıştıran…
Şartlar eşit değilmiş,
Tek şart ne biliyor musunuz?
• İstek!
Kişi istiyorsa şartlar ne olursa olsun başarıyor!
Mükemmel şartlara sahip,
ama isteksizse sonuç hüsran…
Bu konuda tamamen öğrenci…
İstemiyorsa veli boşa kürek çekiyor,
Süreç veliler arası yarışa dönüşüyor.
Eğitim-öğretim, aile ve çocuk üçgeni iyi kurulmalı.
Öğrenci iyi tanınmalı.
***
Eğitmenlik yıllarımda öyle gözlemlerim oldu ki,
Hepsi bir ders konusu benim için…
Eş zamanlı hem veli
hem öğretmen olduğum yıllarsa
bambaşka…
Hem öğrencilerimi sınava hazırladım,
Hem sınavlarda gözetmen oldum,
Hem de sınav annesi oldum.
Her sınava giren çocuğu
çocuğumun yerine koydum,
Sınavda gözlemledim.
***
Veli olarak koşulsuz güvendik çocuklarımıza.
Oysa biz çocuklarımızı evde tanıyorduk.
Okulda arkadaşlarının, akranlarının arasında, öğretmenlerinin karşısında,
Sınav anında tanımıyorduk.
Hep koruyor, kolluyor ve savunuyorduk…
Çok hassas dengelerde…
Özgür bıraksan bir dert,
Kontrolcü olsak bir dertti bizim için.
***
Öğretmen, bir de anne olunca,
Her şeyi en iyi bilen çocuklar yetiştireceğime inanmıştım.
Hem kendi çocuklarım
hem de öğrencilerim için…
En iyi pedagoji kitaplarını okuyor,
çok iyi gözlem yapıyor,
sonuca çalışıyor ve hazırlanıyordum.
Okuduğum kitaplarda bir cümle beni yıktı geçti:
“Çocuğunuza verdiğiniz doğru davranışın tersini çocuğunuz arkadaşlarından 3 saniyede kapar.”
Kahrolmuştum.
Bu benim kontrolümde de değildi.
Zira oğlum bunu bana 3 yaşında ispatlamıştı.
Kreşe gittiği ilk gün
akşam yemeğinden sonra,
lavabonun kapısı kapalı, oda dışarıda bekliyordu sessizce.
• Ne yapıyorsun Alper? dedim.
• Ablam ellerini yıkıyor.
• Peki sen?
• Ben de sıramı bekliyorum.
Şok olmuştum.
Benim günlerce vermeye çalıştığım davranışı çocuk bir günde okuldan almış, gelmiş, hayata geçirmişti.
Öncesindeki sıra kavgası bitmiş,
sıra bekleniyordu.
Hâlâ sıkça bu anıyı anlatırım.
Hâlâ şaşkınımdır…
O gün bir karar almıştım.
Ben evde anneydim.
Sadece çocuklarıma eğitim vermeli,
insan olmayı öğretmeliydim.
Gerisi okulun işi.
Ben biyoloji öğretmeniydim.
Sadece biyolojiden anlıyordum.
Zamanı geldiğinde biyolojiden
yardımcı olabilirdim.
Sadece evde tekrar ve verilen ödevlere itiraz ettirmedim.
Kızımın ilkokul birinci sınıfta isyanı büyüktü:
• Bir çizik de mi çizemiyorsun? Yardım etsen ne olur!
Evet, ben bir çizik bile çizemedim.
Çocuklarım sınıfın en son okuyanları idi.
Beni eğitimleri ilgilendiriyordu.
Hayatımız hep ders-teneffüstü sadece.
Okulda dersler uzun, teneffüsler kısa.
Tatilde dersler kısa, teneffüsler uzun.
“Maalesef anneleri öğretmendi.”
Zira öğretim başarıları kendilerine…
• Veli toplantılarında da hep veli oldum. Meslek dışı olmalarına rağmen öğretmenlere akıl veren velileri şaşkınlıkla izledim yıllarca…
Okula geldiğimde ise öğretmen…
Veliden akla tahammülü olmayan öğretmen…
Çocuğu gözlemleyen,
hazır bulunuşluğunu tamamlayan,
dersi önce sevdiren,
sevdirdikten sonra da bilgi yükleyen…
Bilgisini sınavla test eden…
***
Bir senesi,
ara tatil sonrası okula ilk başladığımız gün okulda bir telaş…
Müfettişler gelmiş bir veli şikâyeti üzerine.
Çocuğunun karnesinde 5 tane sıfır varmış…
Ne demekmiş, çocuğu nasıl sıfırlık olurmuş?
• İlk ben görüşebilir miyim? dedim müdürüme.
Şaşırdı herkes.
Çocuğu çok iyi tanıyordum.
Sağlık bilgisi sınavına giriyordum.
Hemen son sınav kâğıdını aldım.
Geçtim sorguya:
• Birincisi çocuk sadece adını yazmış ad-soyad bölümüne.
Olabilir, sınav heyecanı diyelim.
Hiçbir soruya da cevap vermemiş.
İlk soru: ağız kokusunun 5 nedeni.
Eğitim sorusu bu aslında.
Çocuk lise 1'de, henüz bunu tamamlamamış.
Fizik öğretmenim ne yapsın bu çocukla?
Hiç kimseyi sorgulamadan raporlarını yazıp gitti müfettişler…
Binlerce anımdan birkaçı buraya sığdırdığım.
Bırakın çocuklarımız kendi sınavlarını versinler.
Düşe kalka, kafa göz yara yara…
Biz hep yanlarında olalım.
Doğru örnek olarak…
Başaranları alkışlayalım,
ödüllendirelim.
Başaramayanlara başka yollar önerelim; başarabilecekleri, mutlu olacakları…
Nice çocuklar gördüm korkunç eğitimler almış ama para kazanmayan.
Nice çocuklar gördüm okumamış ama para kazanan.
Bırakalım çocuklarımız kendi tercihlerini yapsınlar.
Hayat hep sınav.
Hiç bitmeyecek sınavlar…
***
Bazen de sınavda öğreneceğiz doğruyu ve hiç unutmayacağız…
Hayat sınavında herkese başarılar. 🙏

{ “vars”: { “account”: “G-PS7CWR0GE0” }, “triggers”: { “defaultPageview”: { “on”: “visible”, “request”: “pageview”, “vars”: { “title”: “Name of the Article” } }, “clickOnHeader”: { “on”: “click”, “selector”: “#header”, “request”: “event”, “vars”: { “eventCategory”: “examples”, “eventAction”: “clicked-header” } } } }