Havaların ısınması ve erken aydınlanması,
tüm cemrelerin düşmesi ile,
hareketlenen doğaya,
tüm sağlık problemlerime rağmen
duyarsız kalamıyor, elim topraktan çıkmıyor bu hafta.
Ektiğim tohumların,
diktiğim fidelerin gün ve gün gelişmesini izlemek,
onları tabiatta var etme çabam,
hele bir de ürün toplamaya dönüştüğünde
verdiği mutluluk, haz tarif edilemez.
***
Uzun uçak yolculuğunda tüm önlemleri almama rağmen,
eve gelir gelmez bahçeye çıkmış,
10 gündür görmediğim bahçede yalın ayak dolaşmış,
birkaç tutam maydanoz koparırken sol diz bağ dokumu yırtmıştım.
Soluğu acilde almıştım.
Bandaj ve fizik tedavi hareketleri önerilmiş,
zorunlu istirahat verilmişti.
Ama beni kimse istirahat ettiremiyor.
Bandajlarla, her türlü dizliklerle
hareket etmeye devam ediyorum.
Aklımda da hadis iç ses olarak konuşuyor;
‘’Bu beden size emanet, iyi bakınız’’
Akşam eve geldiğimde, sabah kalktığımda gerçekten iyi bakıyorum.
Takviyeler alıyorum,
kas güçlendirici hareketler yapıyorum.
***
Çiftlikte biri on yıllık, üç seram var.
Eski olanın ara sıra naylonunu değiştirdik.
Diğer ikisi 3 yıllık.
Çiftliğin en alt kısmında yaptırdığımız
büyük yeraltı beton depomuza
çiftlikteki yollardan kanallarla yağmur suyunu topluyoruz.
Biraz da gübre karışıyor suya, yerel deyimle tam bir şerbet depodaki su.
Bu suyu büyük bir pompa ile
yangın borularına ve sera depolarına yönlendiriyoruz.
Sulama yağmur suyundan.
Permakültür!
***
Eski seramda marullar, maydanoz, sarımsak ve soğan vardı.
Maydanoz ve soğanları budadık.
Marulları kestik.
Sarımsaklara ellemedik, kökleniyor.
Marulları söktüğümüz yere komşudan aldığım domates fidelerini diktik.
Bir sıraya da salatalık.
Yeni seralara, büyük olana
salkım domates, dolma biber, karpuz ve kavun diktik.
Karpuz ve kavunu seranın kenarlarına diktik,
yanlardan naylondan delik açıp araziye salacağız.
Diğer seraya da sarımsak ve fasulye ektik.
Aralarında da turunç ağaçlarım var.
Bu hafta da dışarıya oturak ve dal fasulye,
ocaklarına mısır ekiyor,
damlamalı dış bahçemize de köylü pazarından aldığım
biber, patlıcanı dikiyoruz.
***
Bahçemizin dışında bu hafta
sürü kontrollerimizde yemimizin
hayvan sağlığı ve süt üzerindeki etkilerini değerlendirdik.
Haftada 3 kez süt analizi yaparak
sütümüzün kuru madde ve yağ oranlarını inceliyor,
süt kalitesi ve hayvan sağlığımızı değerlendiriyoruz.
Sağılır gün sayımızı (SGS) kontrol ediyor,
gebe, boş ve kuru hayvanlarımızı gözden geçiriyor,
bir takım önlem planları yapıyoruz.
Her gün check-list’lerle sürüyü gözlemliyor,
sürü yönetim bilgi işlemin telefonumdaki uzantısından
sürüyü kontrol ediyorum.
Rutin kontrollerin dışında da her ay oturup
hayvanları tek tek gözden geçiriyoruz.
Üst bir raporla tekrar ortaklarıma bilgi veriyor
ve bir takım eylem planları yapıyoruz.
***
Koruyucu hayvan sağlığı ile başlayan süreç
ürün ve pazarlamaya kadar uzanıyor.
Bu hafta tanıtım paketi ile pazarlamaya ağırlık verdik.
Daha fazla tanıtım ve daha fazla kitleye ulaşmak adına
seri tanıtım video çekimlerine start verdik.
***
Tamamen öğretmenlik ezberim;
toplantılar, sınavlar, raporlar, kararlar
tüm işimin bir parçasına dönüştü.
Tabii ki aldığım ticari eğitimler.
***
Ofise yeni aldığımız 40 yaş üzeri yardımcı kadınla
çiğce yapıyoruz, ona öğretmeye çalışıyorum.
Bütün imalat kadınları ve gıda mühendisimiz başımızda.
Çok yakın, tencerenin başında yeni kadınla birlikteyiz.
Derinden bir gübre kokusu alıyorum tertemiz kadından;
-hayvanların mı var senin? dedim.
Birden mahcup oldu.
-Kokuyor muyum hocam?
Evet dedim, en güzel parfümden daha güzel.
Meraklı bakışlarla bizi izleyen diğer ekip;
-Biz hiç anlamadık, siz nasıl anladınız? dediler.
-Algı dedim.
-İneğinin cinsi? Sütü ne yapıyorsun? Kazanabiliyor musun?
Soruları ile bir yandan çiğceyi karıştırıyoruz.
Kadın sabah erken kalkıyor, ineğini sağıyor,
satışa hazırlıyor, hazırlanıp bize çalışmaya geliyor,
kendi kazancı ve sosyal güvencesi için.
Seviyorum böyle kadınları, taşı sıksalar su çıkarırlar.
Çok fazla var ekibimde.
Hepsinin yüreğine, eline, emeğine sağlık.
Analarımızın da, toprak anamızın da…