Sarı Öküz Giderse...

Abone Ol

Sarı Öküz Giderse...

Geniş düzlüklerde yaşayan kalabalık bir yaban öküzü sürüsü varmış.
Etraflarında her zaman aç aslanlar dolaşırmış.

Fakat sürü kalabalık olduğu için aslanlar kolay kolay saldırmaya cesaret edemezmiş. Çünkü birlik varken güç varmış. Birlik varken korku yokmuş.

Günlerden bir gün yaşlı ve topal bir aslan sürüye yaklaşmış.
Barış istediğini söylemiş.

Ama bir şartla…

“İçinizdeki sarı öküz var ya…” demiş.
“Onu bize verin. Onu görünce kendimizi tutamıyoruz. O giderse sizinle barış içinde yaşarız.”

Sürü düşünmüş.

Bazıları şöyle demiş:
“Bir öküz için neden hepimiz tehlikeye girelim?”

Sadece yaşlı ve tecrübeli bir öküz itiraz etmiş:

“Onu vermeyin. O bizim en güçlü, en akıllı arkadaşlarımızdan biridir. Bugün onu verirsek yarın sıra bize gelir.”

Ama çoğunluk rahat yaşamayı tercih etmiş.

Ve sarı öküz aslanlara verilmiş.

Bir süre sonra aslanlar yeniden gelmiş.
Bu kez başka bir öküzden rahatsız olduklarını söylemişler.

Sürü yine susmuş.

Sonra bir başkası…
Sonra bir başkası…

Derken zaman geçmiş, sürü zayıflamış.
Aslanlar ise güçlenmiş.

Artık pazarlık bile yapmaz olmuşlar.

Sonunda geriye kalan öküzler toplanmış ve birbirlerine sormuşlar:

“Biz bu savaşı nerede kaybettik?”

Yaşlı öküz başını kaldırmış ve şu ibretlik cümleyi söylemiş:

“Biz bu savaşı sarı öküzü verdiğimiz gün kaybettik.”

Bu hikâye sadece bir masal değildir.
Bu hikâye insanlığın değişmeyen bir gerçeğidir.

Tarihin sayfalarını açın…

Milletlerin, devletlerin ve toplumların çoğu savaş meydanlarında değil; taviz masalarında kaybetmiştir.

Çünkü taviz, tavizi doğurur.

Küçük hatalar görmezden gelindiğinde büyür.
Küçük kıvılcımlar zamanla büyük yangınlara dönüşür.

Bugün bir dostu feda edenler, yarın kendilerini feda eder.
Bugün komşusunun ezilmesine sessiz kalanlar, yarın kendi kapılarının çalınacağını bilmelidir.

Dış politikada da hayatın içinde de bu böyledir.

Bir millet komşusunun ezilmesine sessiz kalırsa…
Bir toplum kendi içindeki insanları harcarsa…
Bir aile bir ferdini yalnız bırakırsa…

Aslan görünümlü çakallar bunu görür ve fırsatı kaçırmaz.

Yakınındakiler harcanırken sessiz kalanlar, sıranın kendilerine geldiğini anladıklarında ise çoğu zaman iş işten geçmiş olur.

Şunu da unutmayalım:

Yakınımızdaki insanlar veya toplumlarla her konuda anlaşmak zorunda değiliz.
Ama birlikte yaşamaya mecburuz.

İnsanlar arasında fikir ayrılıkları olabilir.
Komşular arasında sorunlar olabilir.
Dostlar arasında kırgınlıklar yaşanabilir.

Fakat bu ayrılıklar bizi birbirimizi harcamaya götürmemelidir.

Çünkü bir toplum, etrafındakileri harcamaya başladığı ya da onların harcanmasına göz yumduğu gün zayıflamaya başlar.

Ve zayıflayan toplumlar, düşmanlarının iştahını kabartır.

Şu bir gerçektir ki:

Aslanlar hiçbir zaman bir avla yetinmez.

Bir gün kapı kapı dolaşırlar.

Ve bir gün o kapı bizim kapımız da olabilir.

İşte bu yüzden aklımızı başımıza almak zorundayız.

Aslanlar kapımızı çalmadan önce…

Birilerinin yok etmek istediği komşularımıza, yakınlarımıza — yani “sarı öküzlere” — kendi menfaatlerimiz için kerhen de olsa sahip çıkmayı bilmeliyiz.

Ama sarı öküz giderse…

Sıranın bir gün bize de geleceğini unutmamalıyız.

Son olarak şöyle bir dua ile yazımızı noktalayalım. Allah (cc) devletimizi ve milletimizi harici ve dahili her türlü tehlikelerden korusun. Bugünlerde daha çok muhtaç olduğumuz birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.

{ “vars”: { “account”: “G-PS7CWR0GE0” }, “triggers”: { “defaultPageview”: { “on”: “visible”, “request”: “pageview”, “vars”: { “title”: “Name of the Article” } }, “clickOnHeader”: { “on”: “click”, “selector”: “#header”, “request”: “event”, “vars”: { “eventCategory”: “examples”, “eventAction”: “clicked-header” } } } }