Permakültür

Abone Ol

Baharın ilk habercisi,
halk dilinde baharın müjdecisi CEMRE….
İnanışa göre sırası ile havaya, suya ve toprağa düşer;
Arapça bir kelime olan Cemre’nin bu dildeki anlamı
ateşin kor hâlidir.
Yaklaşık 1 hafta arayla düşüşüne inanılır,
ısının habercisidir.
Doğada bunu ispatlarcasına
Şubat ayının on beşinden itibaren;
önce hava ısınır,
sonra sular ısınır,
daha sonra toprak ısınır,
bölge bölge iklim farklılığımız olsa da
Cemre takvimi hep aynı kalır.
Martın ilk haftası toprağın ısınmasına bağlı olarak
ekim-dikim başlar,
***
Tarım ve hayvancılık geçmişim ve eğitimim;
toprağa olan ilgimi artırıyor,
bazen doğayı koklar, onunla iletişime geçerim.
Galiba ilgim ve araştırmam, rutini deneyimlemem
bu tahmin duygumu geliştirdi.
***
Dünyayı oluşturan en önemli bileşenler,
hava, su, toprak,
üçünün kendi arasında iletişimleri mevcut.
Su ve hava taştan toprağı oluşturuyor.
Topraksa madde döngüsüne çok iyi bir zemin oluşturuyor,
tabiatın en önemli unsuru döngülerdir,
döngü olmazsa hayat durur.
Döngünün en önemli iki işlemi;
fotosentez ve solunum,
tüm yeşil bitkiler fotosentez yapar,
tüm canlılar solunum yapar,
solunum yapmayan hiçbir canlı yoktur.
Canlılığın tek ölçütüdür; solunum..
Canlılığın en önemli iki işleminin gerçekleşebilmesi için
önemli unsurlar gerekir.
Bu unsurların en önemlisi SICAKLIK…
***
Uzun bir süredir hayvancılık çalışmalarım,
kafa göz yara yara ustalaşmam;
denemeler sonucu oluşan ezberler,
bilgi işlemsel takipler,
tüm yoğun çalışmalarımdan zaman artınca
birbirine oldukça entegre tarıma yönlendirdi beni,
önceleri kendi çabamla başlayan hobisel çabalarım
yardım alarak biraz kapasitesini artırmama dönüştü.
Bir seram vardı, 2 daha yaptırdım.
Yakın komşularımdan yardım alarak onlara biraz gelir sağladım.
Her türlü ürünü deneyerek
toprağa uyumunu gözlemledik.
Daha niş, daha değerli ürünlerin üretimini planladım.
Domates, salatalık, biber, maydanoz, marulla başlayan geleneksel tercihim
patates, soğan, sarımsak,
karnabahar, brokoli, kapuska, turp, şalgam, kuşkonmaza dönüştü,
bu ürünlerin aynı alanda mevsimsel dönüşümlerini deneyimledim.
Bu sefer tarımda kafa göz yarmaya başladım,
bölgede bolca olan zararlılarla biyolojik mücadele etmeye başladım.
Yağmurların aşırı yağmasına ve hiç yağmamasına karşı önlemler almaya başladım.
Atalarımız gibi çok da doğayı koklamak gerekmiyor,
meteoroloji neredeyse mevsimsel geleceği söylüyor.
***
Çiftliği planlarken gelecek planlarımızı da yapmıştık,
hayvancılık ezberimizden sonra eş zamanlı tarım ile ilgilenecektik.
Hayvancılık ve tarım arasındaki madde döngüsünü sağlamalıydık.
Tarım hayvanlara yem sağlıyor,
hayvanlar da tarıma gübre sağlıyordu.
Hayvancılık başlangıcımızın birkaç yıl sonrası,
verimli topraklar Filyos Vadisi’nden Milli Emlak’tan yer kiralayarak kaba yemimizi ürettik,
kamyonlarla gübremizi bu arazilere taşıyarak toprağı güçlendirdik.
Çiftlikten 40 km uzaktaki bu araziye gübre taşımak oldukça masraflı idi.
Attığımız taş ürküttüğümüz kuşa değmiyordu.
Israrla devam ettik, döngü tamamlanmalıydı.
***
Eğimli çiftlik arazimizde rüzgârın yönünü inceleyerek
ahırı tepeye yerleştirmiştik.
En aşağıya yem depolarını, depoların altına da
betondan büyük su depoları yaptırmış;
çatılardan ve yollardan gelen sulara kanal yapmış,
kanalları da bu depoya bağlamıştık.
En azından sulamada kullanmak, önlem amaçlı da yangında kullanmak istiyorduk.
Depoya büyük bir pompa bağlamış,
yangın hortum hattı döşemiş,
bir de hareketli, tekerlekli yangın hortum arabası almıştık.
Yıllar içinde bu yağmur suları etraftaki gübrelerle birleşerek bu depoda birikmeye başladı.
Su, halk arasında gübre ile sudan bekletilerek yapılan şerbete dönüştü,
bu suyu seranın damlamalarına bağladık,
bitkiler coştu, 100 metrekare seradan
neredeyse 2 ton domates hasat ettik o yıl.
Formül bulunmuştu,
seralar üçe çıktı,
bir serada birbiri ile geçinebilen ürünleri sınıflandırdık.
Artık sınıflarım var,
9-A, 9-B, 9-C,
tabiatla eğitim-öğretim yapıyorum.
Sadece ezberim dışında ben tabiata değil,
tabiat bana öğretiyor…
***
Çiftçiali markasının hikâyesini yazarken;
tüm planları anlatmıştık marka danışmanımıza,
permakültürü öğretmiştim danışmana;
doğada döngülerde maddenin birbirine dönüşmesi.
-yani Çiftçiali & Permakültür ne alaka?
-hayvanların beslenmesi sonucu çıkan gübre ile toprağı zenginleştireceğiz,
yağmur sularını toplayacağız, bununla sebzelerimizi, meyvelerimizi,
tarlalarımızı sulayacağız, ürettiğimiz ürünlerle hayvanlarımızı ve kendimizi besleyeceğiz,
madde döngüsüne destek olacağız.
Bunu bilimsel ve geleneksel en iyi şekilde yapacağız.
Diye ifade edince;
-o zaman ÇİFTÇİALİ;
‘’Permakültür’ün Gurusu’’
Sloganımızı bulmuştuk…..
Çalışmalarımıza bu vaadle devam ediyoruz 13 yıldır.

{ “vars”: { “account”: “G-PS7CWR0GE0” }, “triggers”: { “defaultPageview”: { “on”: “visible”, “request”: “pageview”, “vars”: { “title”: “Name of the Article” } }, “clickOnHeader”: { “on”: “click”, “selector”: “#header”, “request”: “event”, “vars”: { “eventCategory”: “examples”, “eventAction”: “clicked-header” } } } }