SAĞLIK

Oruç tutanlar dikkat! Uzman Kardiyolog Alay Ekşi uyardı!

 Ramazan ayında, sağlıklı bireyler kadar, ilaç kullanan hastalar da ibadetlerini yerine getirmek için oruç tutuyor. Peki oruç tutmak isteyen kalp hastaları nelere dikkat etmeli?

Abone Ol

Level Hospital Kardiyoloji uzmanlarından Dr. Alay EKŞİ konu ile ilgili uyarılarda bulundu.

Orucun kalp-damar hastalıkları üzerine etkisi: Kalp Hastalığı Olanlar Ramazan Ayında Oruç Tutabilir mi?

Ramazan ayında kalp damar hastalarının “oruç tutup tutamayacağına dair sorulara” çok yoğun bir şekilde maruz kalınmaktadır. Aslında kardiyovasküler (KV) hastalar için oruç tutabilir ya da tutamaz şeklinde bir genelleme yapmak doğru değildir. Çünkü KV hastalık tanımında hipertansiyondan en ileri kalp yetersizliğine kadar geniş bir dağılım söz konusudur. Dolayısıyla kalp hastalarını bireysel olarak değerlendirerek karar vermek gerekir. Ancak bu noktada Ramazan döneminde oruç tutmanın kalp-damar hastalıkları üzerindeki etkisini ortaya koyan yeteri kadar çalışma olmaması net sınırlar çizmemizi zorlaştırmaktadır. Bu konudaki sınırlı bilimsel verilerle hareket ettiğimizde de “tüm kalp hastaları oruç tutamaz” diye bir genelleme yapmak doğru olmamaktadır, hastalığın tipi ve şiddetine göre göre karar verilmesi gereklidir. Ayrıca, oruç tutulan iklim, sahur ile iftar arasındaki süre, iftarda ve sahurda yenilen gıdaların  türü ve ne kadar yendiği ile ilaçların içilme düzeninde bozulma olup olmadığı da hastanın oruç tutup tutmaması kararını verirken göz önüne alınmalıdır.

Hastalardan gelen soru başlıkları şeklinde bilimsel verileri şu şekilde değerlendirebiliriz.

Orucun kalp damar sağlığına yararları nelerdir?

Sağlıklı bireylerde yapılan çalışmalar, orucun yararlı etkilerine işaret etmektedir.  Örneğin, sağlıklı bireylerde Ramazan süresince ve sonraki birkaç haftalık dönemde iyi kolesterol diye bilinen HDL kolesterol düzeylerinin Ramazan öncesine göre arttığı, kötü kolesterol olarak bilinen  LDL düzeylerinin ise azaldığı görülmüştür. Oruç, iltihabi olayları da azaltmaktadır. Hatta ayda en az bir gün oruç tutanlarda bile damar sertliğinin daha az olduğu bildirilmiştir.

Orucun kalp hastaları için olumlu bir diğer yönü de psikolojik etkisidir. Bu yaklaşım yine çalışmalarda depresif duygu durumunun azalması ile hastanın rahatlaması açısından önemli bir bulgu olarak bildirilmektedir.

Oruç tutmak, kalp damar hastalıklarını tetikleyebilir mi?

Bu konuda da yeteri çalışma olmamakla birlikte, Katar’da 10 yıllık izlemde Ramazan ayı ve izleyen ay süresince kalp-damar hastalıklarına bağlı hastaneye yatış oranında diğer aylara göre artış olmadığı saptanmıştır. Ankara’da yapılan bir çalışmada ise benzer şekilde sağlıklı insanlarda orucun kalp-damar hastalıklarına olumsuz bir etkisi olmadığını gösterilmiştir.

Ancak, sıcak ve uzun yaz günlerinde oruç tutmak pek çok hastada sorun yaratabilir. Aşırı sıvı ve kaybı, kan basıncında aşırı düşmelere, bayılmaya yol açabilir hatta tansiyon düşmesine bağlı kan dolaşım bozulması, kalp krizi ve kalp yetersizliğine neden olabilir. Bu durum yaşlı hastalarda daha da belirgin olabilir. 

Kalp damar hastalarının oruç tutması sakıncalı mıdır?

Genel olarak, kurallarına uygun oruç tutan kalp hastalarında, oruç tutmayan kalp hastalarına kıyasla Ramazan ayı süresince hastalığın farklı seyretmediği, hastalığında kötüleşme olmadığı bilinmektedir. Hatta kurallarına uygun tutulan oruç, hastalarda yararlı sonuçlar doğurmaktadır. Örneğin yüksek tansiyon hastalarında, ilaçlarına devam etmek koşulu ile oruç tutmak kan basıncında düşmeye ve kilo kaybına yol açmaktadır. Burada önemli olan kalp damar sağlığını göz önünde bulundurarak oruç tutmaktır, yani kullanılan ilaçların aksatılmadan devam edilmesi ve iftar- sahur döneminde doğru beslenilmesidir.

Ancak kalp hastaları, oruç tutma kararını mutlaka kendilerini izleyen hekime danışarak almalı ve onun önerisi doğrultusunda davranmalıdır. Çünkü pek çok hastada oruç tutarken ilaç tedavisinin tekrardan düzenlenmesi, doz ayarlaması gerekecektir.

Hangi Kalp damar hastaları kesinlikle oruç tutmamalıdır?

Özellikle kalple ilişkili göğüs ağrısı, nefes darlığı, solunum güçlüğü gibi yakınmaları aktif olarak devam eden hastaların oruç tutması sakıncalı olabilir. İleri kalp yetersizliği olan ve özellikle yüksek doz ödem atıcı-idrar söktürücü kullanan hastalar kesinlikle oruç tutmamalıdır. Yüksek doz ödem atıcı-idrar söktürücü alan hastaların özellikle yaz döneminde oruç tutmaları sakıncalıdır.

Bilimsel literatüre baktığımızda son 6 ay içerisinde kalp krizi geçiren, koroner bypass ameliyatı olan hastalar için oruç tutulmaması önerilmektedir.

Dirençli yüksek tansiyonu olan olgular da kan basıncı normal sınırlara inmeden oruç tutmamalıdır. Tedavi ile tansiyonu kontrol altına alınan hastalar, ilaçlarını her gün düzenli almak koşulu ile oruç tutabilirler.

Bu sayılan durumların dışındaki tüm kalp damar hastaları oruç tutup tutamayacaklarını mutlaka hekimlerine danışmalıdır.

Oruç Tutarken Kalp Hastalarının İlaç Tedavileri Nasıl Düzenlenmelidir?

Oruç döneminde KV hastalar açısından en önemli sorunlardan biri ilaç kullanım düzeninin doğru belirlenememesidir. Ramazan ayında ilaçların düzenli alınmaması veya ilaç tedavisinin bırakılması hastalığın kötüleşmesine neden olacağı için Ramazan ayı öncesinde ilaç tedavilerinde gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. İlaçların etki süreleri göz önüne alınarak düzenlemeler yapılabilir. Günde tek doz ilaç kullanan hastaların (yüksek tansiyon ve ritim bozukluğu hastaları gibi) tedavisi, ilaç dozunun sahur veya iftara kaydırılması ile düzenlenebilir. Burada önemli olan ilacın her gün aynı saatte alınması önemlidir.

Aspirin dışındaki kan sulandırıcı ilaçların kullanımı açısından dikkatli olunması gerekmektedir. Ramazan öncesinden oruç tutacak hastalarda ilaç dozlarında düzenleme hatta değişiklik yapmak gerekecektir. Tek doz alınan ilaçlar iftar veya sahurda kullanılabilir. Çift doz olan ilaçlar da sahur ve iftar şeklinde kullanılabilir. Ancak iftar ve sahur arası sürenin ortalama 17 saat olması dolayısıyla iki doz arasında >12 saat süre olması ilaçların etkinliğini azaltabilir. Ama yine de hastaları riske atmamak için Ramazan öncesi 24 saat etkili ajanlara geçmek faydalı olabilir. Bu durumda ilaç değişimi uygun değilse de pıhtılaşma riskine karşı oruç tutulmasına izin verilmemelidir. Özellikle yaşlı hastalarda ve çok sıcak ortamlarda sıvı kaybının da pıhtılaşma eğilimini artıracağı unutulmamalıdır.

Bazı çalışmalarda Ramazan süresince varfarin (Coumadin-Warfmadin) kan sulandırıcı kullanan hastaların INR düzeyinde artış olduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla INR düzeyi değişken seyreden veya kanama riski yüksek ya da INR düzeyi üst sınırda seyreden hastalarda Ramazan süresince INR ölçümlerinin daha sık yapılması düşünülebilir. Ramazan ayı süresince varfarinin iftarda alınmasının kalp hastalıklarında istenmeyen olayları engellediğini gösterilmiştir. Dolayısıyla oruç tutarken varfarin iftarda, daha yakın INR takibiyle belirlenecek dozlarda alınabilir.

İleri evre kalp yetersizliği olan hastaların tedavilerinin iftar ve sahur arasında sınırlanması ne yazık ki mümkün olamamaktadır. Bu hastaların stabil seyredebilmesi ilaçların düzenli kullanılması ve sıvı dengesinin sağlanmasıyla mümkün olacaktır. Bu hastaların kullanması gereken ilaç sayısının da fazla olması ve çoğunlukla eşlik eden böbrek yetmezliği veya şeker hastalığı mevcudiyeti sebebiyle ilaç düzenlemelerinin iftar veya sahurla sınırlandırılması mümkün değildir. Bu nedenle de ileri evre kalp yetersizliği olan hastaların oruç tutması sakıncalıdır.

Oruç tutabilen bir kalp hastası beslenmede nelere dikkat etmelidir?

Özellikle sıcak hava nedeniyle sıvı kaybının fazla olacağı göz önünde bulundurularak iftar ile sahur arasında yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır. Oruç tutarken sıcak ortamlardan uzak durmak, sıcakta ağır iş yapmaktan kaçınmak gerekmektedir. 

Ramazan’da oruç tutan hastalarımızda sıkça gördüğümüz bir sorun da ağır ve çok yemek yemeleridir. Kimi hasta uzun süren açlığın etkisi ile iftarda ağır ve aşırı yerken kimisi ise oruç sırasında açlığa dayanabilmek için sahurda çok yemek yemektedir. Halbuki ağır bir yemek sonrası çarpıntı ve kalp hızında artış, dolaşım bozukluğu ve yüksek tansiyon gelişebilir. Hatta ağır yağlı yemekler sonrası pıhtılaşma eğiliminin arttığı ve kalp krizi geliştiği gösterilmiştir. Bu nedenle iftar ve sahurda yemekler ve miktarının kalp damar sağlığı için çok önemli olduğunu bilinmelidir.

Ramazanda acil servise başvurular, iftar sonrası ilk birkaç saatte artmaktadır. Bunun iftarda tüketilen gıdalara bağlı olduğu düşünülmektedir. Kalp hastaları, Ramazan boyunca iki öğün yerine üç öğün yemek yemelidirler. Bu üç öğün iftar, iftardan 2-3 saat sonra ve sahur şeklinde olmalıdır. Bu sayede öğün miktarı bölündüğünden dolayı hastanın kalp yükü artmamış olacaktır. Özellikle kalp-damar hastalarında iftarda fazla miktarda yağlı ve rafine karbonhidrat içeren gıda tüketimi mide-barsak sisteminde kan göllenmesine neden olarak kalbin kan dolaşımının bozulmasını tetikleyebilecektir.

İftar ve sahurda ne yemeli?

Bu öğünlerde sindirimi uzun süren gıdalarda seçilmesi gerekmektedir. Lifli, proteinden zengin ağırlıklı sebze ve meyveden oluşan öğünler uzun süreli (yaklaşık 8 saat) sindirime uğrarken tokluk hissinin de uzun süreli olmasını sağlayacak, aksine işlenmiş karbonhidrat içeren şekerli, unlu gıdalar ise kısa sürede sindirime uğrayacağından (yaklaşık 3 saat) kısa sürede açlık hissedilmesine neden olacaktır. İşlenmiş karbonhidrat (şekerli gıdalar, börek, çörek, baklava, makarna, kurabiye, reçel vb) yerine sebze yemekleri, fasulye, bezelye, nohut, mercimek gibi gıdaları tercih etmeli. Asitli meşrubatlardan uzak durulmalı. Sahura kalkmadan oruç tutulmamalıdır.

Sonuç olarak, oruç tutmanın kalp-damar sistemi üzerine olumlu etkileri gösterilmiştir ve genel olarak stabil seyreden kalp-damar hastalıklarının seyrinde kötüleşmeye neden olmamaktadır. Birçok stabil kalp hastası, ilaç tedavisinin düzenlenmesi ve hekim kontrolü altında olmaları şartıyla sorunsuz olarak oruç tutabilmektedirler.

Kalp hastalarının mutlaka Ramazan öncesi kardiyolog hekimi tarafından değerlendirilerek bireysel olarak oruç tutup tutamayacağına karar verilmeli, bu karar verilirken hastanın genel durumu, ilaç tedavisi, iklim koşulları göz önünde bulundurulmalıdır. Kalp hastalıklarının şeker ve/veya böbrek hastalıklarıyla beraber olabileceği de göz önünde bulundurulmalı ve böyle hastalarda karar endokrinoloji ve nefroloji uzmanıyla beraber verilmelidir.

{ “vars”: { “account”: “G-PS7CWR0GE0” }, “triggers”: { “defaultPageview”: { “on”: “visible”, “request”: “pageview”, “vars”: { “title”: “Name of the Article” } }, “clickOnHeader”: { “on”: “click”, “selector”: “#header”, “request”: “event”, “vars”: { “eventCategory”: “examples”, “eventAction”: “clicked-header” } } } }