Zonguldak Tarih sayfası editörü ve araştırmacı-yazar Hayati Yılmaz, kaleme aldığı yazıyla Milli mücadele yolunun Zonguldak'tan geçişini anlattı.

Hayati Yılmaz'ın yazısı şu şekilde:

MİLLİ MÜCADELE YOLU ZONGULDAK’TAN GEÇMİŞTİ

BEUN Hastanesinde sendika temsilcileri belli oldu
BEUN Hastanesinde sendika temsilcileri belli oldu
İçeriği Görüntüle

Kurtuluş Savaşı’nda özelikle İstanbul ve Ankara arasında ulaşım kısıtlıydı. İngilizler karyolalarını tutmuş ve şüpheli bulduklarına geçiş izni vermiyorlardı. Verilenleri ise sıkı sıkı arıyorlardı. İstanbul’un İngilizler tarafından işgal edilmesi ve Yunanların İzmir’e çıkması İstanbuldakiler için büyük bir umutsuzluk oluşturdu. Üstelik Sakarya ve çevresinde Rum çeteler yolları tutmuştu. Ani baskınlarla o bölgede soygunlar yapıyor adam kaçırıyor , şüpheli gördüklerini esir alıyorlardı. Bunun üzerine güvenli yol arayışına gidildi. En güvenli yol , İstanbul ,İnebolu limanına ulaşarak buradan kara yolu üzerinden Ankara’ya ulaşmaktı. Fakat bu yolun ilk 50 km'si yüksek dağlarla çevrili ormanlık alanı idi. Başlarda kaçak yollarla Anadolu’ya geçen subay ,bürokrat , yazar ve siyasetiler , bu yolun mühimmat taşınması içinde güvenli olduğunu keşfettiler.

İstiklal Yolu olarak adlandırılan İnebolu - Kastamonu - Çankırı - Ankara hattında, askeri mühimmat, silah, lojistik malzemeler ve vatansever insan gücü Anadolu’ya taşınmaya başladı.
Yaklaşık 250 mil deniz yolu (419 km) ; 344 kilometre ise kara yolu uzunluğundaki bu zorlu güzergahta kağnılarla, at arabalarıyla ve sırtlarda şu ana unsurlar taşınmıştır: Silah ve Lojistik ve Tıbbi Malzeme Mühimmat, destek malzemeler...
Lojistik ve Tıbbi Malzeme, cephedeki askerlerin ihtiyacı olan ilaçlar, pansuman malzemeleri, giyecekler, üniformalar ve erzaklar, Tekalif-i Milliye eşyaları, Mustafa Kemal Atatürk'ün emirleriyle halktan toplanan ve orduya ulaştırılması gereken her türlü lojistik destek malzemesinden oluşuyordu. İstanbul'dan kaçarak milli mücadeleye katılmak isteyen subaylar, askerler, doktorlar, telgraf memurları gibi bir çok kişi de Anadolu’daki direnişe destek vermek için Ankara’ya ulaşmanın yolunun İnebolu’dan geçtiğini biliyordu.
İnebolu’ya deniz yolu ile ulaşmak Ereğli limanından geçiyordu. İstanbul’dan İnebolu arasındaki tek güvenli liman Ereğli Limanı idi. Fransızlar Zonguldak limanını tutukları için; gemiler Ereğli’den yakıt almak üzere durmak zorunda kalıyordu.
İstanbul'dan gizlice yüklenen silah, mühimmat veya istihbarat ajanlarını taşıyan tekneler ve takalar, doğrudan açık denizden İnebolu'ya gitmek yerine kıyı takibi yaparlardı.
Fransız ve İngiliz savaş gemilerinin Karadeniz'deki devriyelerine yakalanmamak için bu tekneler sırasıyla Şile, Karasu, Karadeniz Ereğli, Zonguldak (Fransız İşgali kalktıktan sonra) , Amasra ve Cide limanlarına uğrar, buralarda yakıt/erzak ikmali yapar veya saklanırlardı.
İstanbul’un işgali sonrasında deniz yolu denetimleri çok sıkı olsa da, gizli cemiyetlerin yardımıyla vapur ambarlarında, taka veya balıkçı teknelerinde saklanarak İnebolu’ya çıkan ve oradan kağnı hatlarıyla Ankara’ya ulaşan tarihi şahsiyetler, Ereğli’de bir süre saklanır veya dinlenir aynı gemi veya farklı gemilerle İnebolu’ya gitmek için Zonguldak’tan ayrılırlardı.
Türk edebiyatının en büyük romancılarından biri olan Yakup Kadri, İstanbul'dan İnebolu'ya deniz yoluyla geçerken Ereğli’ Limanında inmiş, bu tarihi ve çileli yolculuğunu ünlü "Ankara" romanının ilk bölümlerinde bizzat İnebolu-Ankara hattını betimleyerek anlatmıştır.
Dönemin çok ünlü hatibi ve siyasetçisi olan Hamdullah Suphi Tanrıöver İstanbul'dan İnebolu Limanı'na gelerek milli mücadeleye katılan aydınlar arasındadır ️.
Celal Bayar, İstanbul'daki Osmanlı depolarından silah kaçırılması operasyonlarına destek verdikten sonra İngiliz işgalcilerden kaçmak için deniz yoluyla İnebolu'ya geçmiş, buradan 15 gün süren at arabası yolculuğuyla Ankara'ya ulaşmıştır.
Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı gibi görevler üstlenecek olan efsanevi Hamidiye Kahramanı Rauf Bey de Malta sürgününden döndükten sonra İstanbul üzerinden İnebolu'ya çıkmış ve oradan Ankara'ya geçmiştir.
Ankara hükumetinin elindeki cephe lojistiğini sağlayan lokomotiflerin çalışması tamamen Ereğli havzasından çıkacak kömüre bağlıydı. Rusya'dan silah getiren takaların, Karadeniz'de nakliyat yapan Türk gemilerinin buhar kazanları bu kömürle dolduruluyordu.
Ankara hükumeti, sevkiyatların koordinasyonu ve Karadeniz'deki düşman gemilerinin (Fransız-Yunan) gözetlenmesi amacıyla Karadeniz Ereğli'de özel bir Deniz Taşıt Komutanlığı ve gözetleme istasyonu kurarak nakliyatı askeri disipline bağlamıştır.
Karadeniz Ereğli limanı hem Rusya ve İstanbul'dan gelen silahların Anadolu'ya aktarılmasında hem de Ankara hükumetinin ve cephedeki demiryollarının ihtiyaç duyduğu kömürün sevkiyatında stratejik bir düğüm noktası olmuştur.
Bugün Hala Karadeniz Ereğli’de Deniz Kuvvetlerine bağlı Karadeniz Bölge Komutanlığı, Ereğli ilçesinde konuşlanmıştır.
Deniz yolculuğundan korkanlar , tercih etmeyenler ,alternatif karayolu ile Ankara’ya ulaşmaya çalıştı. Kara yolu ile İstanbul’dan Şile’ye oradan Karasu ve Geyve’ye ulaştıktan sonra Eskişehir üzerinden Ankara’ya ulaşıyorlardı. Bu güzergaha Rum çeteleri hakimdi.
Ünlü Şair ve İstiklal Marşı Yazarı Mehmet Akif , İstanbul’dan Kastamonu’ya geçmek için bu yolu kullanmıştır. Ayrıca Halide Edip’te karayolu ile Ankara’ya geçmeyi tercih edenlerdendir. Zonguldak ve Ereğli’den karayolu ile Ankara’ya gitmek ancak Fransız işgali kalktıktan ve Bolu’daki ayaklanmalar bastırıldıktan sonra mümkün olmuştur.
Bugün İstanbul'dan Ankara'ya gitmek için 3 saate düşürmeyi düşünüyoruz. O gün İstanbul'dan Ankara'ya ulaşmak 20 gün sürebiliyordu.
Bugün zafer bayramını kutluyoruz ama; zafere giden yolda ne mücadeleler verildi bunları bilmiyoruz. Sonra bazıları bilgisizlikten aldığı cesaretle küçümsüyor.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih