Z HABER’de haftanın konuk yazarı başarılı iş insanı, siyasetçi ve Zonguldak gönüllüsü Meftun Sayılı. Sayılı, sürekli coronavirüs ile gündemde olan Zonguldak’ın sonraki dönemi fırsata dönüştürebileceğini yazdı.
İŞTE O ANALİZ VE ÖNERİLER
KORONAVİRÜS VE BİZ
Türkiye gündemine her zaman acılı maden kazalarıyla gelen güzel şehrimiz bu defa farklı bir konuyla da olsa geleneği bozmadı ve dünyayı avucuna alan korona belasıyla televizyonlarda birinci haber olmayı başardı.
Şu anda nüfusuna oranla en fazla hasta sayısının olduğu il durumundayız.
Şimdilik bilmesek de bunun nedenlerini konunun uzmanları zamanla ortaya çıkaracaktır elbette.
Bu yazının konusu salgının nedenlerinden çok, salgın geçtikten sonra yapılması gerekenlerle ilgili olacak.
Tanrının bizlere adeta “alın size en güzel doğa, en güzel hava ve en güzel coğrafya” diyerek sunduğu cennet bölgemiz, biz insanlar tarafından kuşaklar boyunca sanki yaşanamaz hale getirilme yarışı içinde bu günlere geldi.
Ne verimli bir madencilik ne de doğru dürüst bir şehirleşme yapılamadı.
Verimsiz madencilikle kaynaklar yok edilirken, bir yandan da gelişi güzel (aslında istemeye istemeye) plansız programsız, tam bir ucube şehirleşme yaşandı Zonguldak’ta.
Ne yerin altından vazgeçildi, ne de yer üstündeki mülkiyet sorununa çözüm getirildi.
Devamında, arsa yağmacılarına gariban emekçi yem edilirken bir yandan da TTK soyuldu her dönem; ihalesiyle, hukukçusuyla, esnafıyla, çalışanıyla!
Bu konu başlı başına TTK tarihi bağlamında detaylı olarak incelenmesi gereken bir konudur.
Bu yazının konusuna gelirsek; öncelikle en az kayıpla atlatabilmeyi diliyorum başımıza gelen bu illeti.
Ne olursa olsun umudumuzu da yitirmeyelim bence.
Çünkü belki de hepimiz için çok daha akıl, vicdan ve sağduyunun hakim olacağı bir dünya ve Türkiye oluşturmamıza da vesile olacaktır bu felaket diye umut ediyorum.
Sonuçta bu kâbus bir gün bitecek ve hayat her yerde normale dönecek.
Önemli olan Zonguldaklılar olarak nasıl daha yaşanabilir bir şehir oluşturacağız bunu düşünmeliyiz.
BÖLGEMİZİN GEÇMİŞİ VE KORONA ETKİSİ
Benim burada dikkat çekmek istediğim husus da bölgemizin gelecekteki durumu ile ilgili.
Maden şehri olmamız ve çok fazla maden emeklimizin olduğu bir gerçek ve bunların çoğunlukla taş tozu kaynaklı pnömokonyoz ve KOAH gibi akciğer hastalıklarından muzdarip olduğu tıbbi raporlarla sabit.
Dolayısıyla Covit19 için potansiyel av anlamına gelen bir durumdayız çoğumuz.
Bunun yanında kronik hastalıkları olan hemşerilerimiz de aynı şekilde tehdit altında.
Umudum odur ki birkaç ay içinde ve beklediğimizden daha az bir kayıpla bu salgını atlatacağız.
Bu konuda araştırma içinde olan tüm bilim dünyasına selam olsun bir kere daha.
NASIL BİR ZONGULDAK?
Peki nasıl bir Zonguldak bekliyor bizi, ya da nasıl bir Zonguldak istiyoruz her şey normale döndüğünde?
Önümüzdeki dönemde muhtemel can kayıplarımızın yasını tutarken bir de ülke olarak ekonomimizin içine düşeceği kötü şartlarla boğuşmak zorunda kalacağımız da ayrı bir gerçek.
Bu konuda Zonguldak özelinde şimdiden almamız gereken bazı önlemler olduğunu düşünüyorum.
En başta yerel ve ulusal basının Zonguldak ile hava kirliliğini birleştiren, adeta Zonguldak’ın yaşanmaz bir kent olduğu izlenimini veren haber ve yorumları bırakması gerekiyor.
Sanki Zonguldak’ta koronavirüsün yayılmasının en büyük nedeni hava kirliliğiymiş gibi göstermek herşeyden önce doğru değil.
Bu konuda bir çok bilimsel veri bulunmaktadır
Detaya girip yazıyı uzatmak istemiyorum.
İkinci bir konu olarak şunu kabul etmeliyiz ki bölgemizin kömüre bağımlı bir ekonomik yapıya mahkum olması biraz da bizlerin eseridir.
Seksenli yıllarda başlayan neoliberal ekonomik düzen içinde madenlerin zayıflatılması ve giderek yok edilmesi sürecinde Zonguldaklılar olarak doğru ve akılcı adımları atamadık.
Madenler kapatılacak dayatmasına, kâh şuursuzca kendimizi ocaklara veya işyerlerine kilitleyerek, kâh TSO ve esnaf olarak caddede bilinçsiz ve hatta ahlaksızca sloganlar atarak devleti gerileteceğimizi zannettik.
Buna karşılık ulusal çapta yapılan doğru ya da yanlış alternatif çözüm önerilerine ise tamamen kendimizi kapattık.
Hâlbuki o dönem bizim en güçlü zamanımızdı ve eğer akılcı çözümler üreterek kömüre alternatif alanlarda devlet desteğini talep etseydik, o günleri yaşayan biri olarak çok iyi biliyorum ki kesinlikle istediğimizi alır ve bugünlere çok farklı bir ekonomik yapıyla gelmiş olurduk.
ŞİMDİ NE YAPMALIYIZ?
Bu noktada önerim şudur.
Hem bölgemizin geçmişten gelen ihmale uğramışlığı, hem de pandeminin yarattığı sosyo ekonomik yıkım nedeniyle Zonguldak’ın özel bir yatırım-destek programına alınması. Yatırım - destek programı çerçevesinde öncelikle ele alınıp, sözde değil, radikal adımlarla eksikliklerinin giderilmesi gereken alanları şöyle sıralayabilirim.
Bir - Bölgemizin tüm ulaşım altyapısının; yol, tünel, köprü, viyadük vs ile havalimanımızın eksikleri dahil 2 yıl içinde tamamlanması.
İki - Bülent Ecevit Üniversitemizin uluslararası düzeyde bilimsel üretim yapabilmesine yönelik desteklerin ortaya konulup maddi yönden gerekli kaynağın karşılanması.
Bu konuda eğitim kalitesinin artırılması amacıyla akademik kadronun takviye edilmesi.
Üç - Öğrencilerin barınma, sosyal yaşam ve bilgiye ulaşım ihtiyaçlarının en kaliteli ve ekonomik bir şekilde karşılanması için altyapı eksikliklerinin giderilmesi.
Dört - Halka yönelik sosyal bilinçlendirme programı uygulanması.
Beş - Tıp fakültesinin öncelikle ulaşım altyapısının mükemmel hale getirilmesi. (Şu anda utanılacak durumda)
Altı - Tıp Fakültesinin fiziki eksiklerinin derhal giderilmesi ve önce ulusal, sonra da uluslararası düzeyde çekiciliğini sağlayacak tıbbi uzmanlaşmanın sağlanması.
Yedi - Bölge düzeyinde tüm Organize Sanayi Bölgelerinin fiziki eksikliklerinin giderilmesi.
Sekiz - Ereğli’deki tersaneler bölgesinin yeniden tam kapasite ile çalışması için gemi inşa firmalarına gerekli desteklerin sağlanması.
Dokuz - Bölgemizin tarımsal ve hayvancılık potansiyelini canlandıracak teşviklerin sağlanması.
On - Zonguldak limanının daha işlevsel ve verimli çalışması amacıyla tüm kullanıcı tarafları bir araya getiren bir platformda yapılması gereken yatırımlara destek olunması.
Onbir - Özellikle merkez ilçede ve Ereğli’de köklü bir kentsel dönüşüm uygulanması.
Elbette bunlara eklenecek daha birçok konu ve detay vardır.
Önemli olan bunları hükümetten talep etmemiz ve gerçekten haklı olduğumuz bu konuda ısrarlı olup taleplerimizi bıkmadan yinelememizdir.
İnanıyorum ki bu ve benzeri öneriler tüm Zonguldaklı hemşerilerimiz için önem taşır ve destek bulur.
Bölgemizin geleceği ancak bu tür çabalarla daha iyi olacaktır.





