Hocanın Zonguldak’a mirası!

Abone Ol

Hocanın Zonguldak’a mirası!

Bu konu şehri gerçekten sevdiğini zanneden veya çıkarı kadar seven pek çoğunuzun ilgisini asla çekmeyecek belki!
Belki bir iki yetkili etkilenir.
“Hocanın Zonguldak’a mirası” dedik ama elbette pek çoğunuzun görmek – okumak istediği hocalardan değil bu.
*
Ülkemizin büyük değerleri var.
Teker teker yok olup gidiyorlar varlıkları yaşarken yeterince anlaşılmadan.
İşte onlardan biri İlber Ortaylı.
Bunu yerele de indirgeyebiliriz.
Toplumun, şehrin hafızası olan insanlarımız aramızdan ayrıldıkça daha büyük bir matem, yalnızlık çıkmazlık kaplıyor ortalığı.
*
Ve ne yazık ki ülke ve şehir olarak bu değerlere yeterince sahip çıkmıyor, onlardan yararlanmıyor ve hatta engeller çıkarıyoruz.
Zonguldak denilince de elbet pek çok isim var.
Erol Çatma onlardan sadece biri.
Ekrem Murat Zaman zaten tartışılmaz.
Ve diğerleri.
Bu konuya başka bir zaman girelim.
Belki faydası olur şu foyası ile boyası birbirine karışan siyasetçi ve bürokrat takımı belki biraz olsun nasiplenir.
*
İlber Ortaylı hocamız hepimizin kalbinde yer edinmiş, bilgeliği, dobralığı ve samimiyeti ile o bilgilerin ruhumuza, hafızamıza yerleşmesini sağlamıştı.
Ulusal boyutta elbette çok konuşulacaktır.
Son olarak; “İran Türk’tür” vurgusu önemliydi.
Ama bir de yerelden bakalım.
Neler söylemiş!
*
Askerliğini Devrek’te yapmış olan İlber hocamız 2023’te Devrek Baston Festivali’nde bir söyleşide bulundu.
Orada; “
“Türkiye kalkınıyor, insanlarımız değişti.
İnsanların değişmeyen kafası, okuma, yazma ve coğrafyayı bilmemekte ısrar etmesidir.
Üniversiteye gelen talebe bile harita çizmesini bilmiyor.
Burası madenci şehridir.
Madencilik ölüyor, tıpkı halıcılığın ölmesi gibi.
Diplomasını bizim verdiğimiz insanlarımızın göç etmesini, başka ülkelerde hizmet vermelerini hoş görmüyorum.
Çünkü bu büyük bir yatırımdır, bu yatırımımızı komşunun kapmasına göz yumamam" sözleri önemliydi.
*
İlber hocamız yine deprem sonrası seferber olan ve kahramanlıklarıyla hatırlanacak maden işçilerimiz için;
“Sevgili madenciler hakkınız ödenmez.
Kendi canını düşünmeden tehlikeye atan, gönüllülük esasına dayalı şekilde her zaman “yardım” çığlığına koşan muhteşem insanlarsınız. Arama kurtarma faaliyetlerine katılan herkese minnettarız” demişti.
*
Ve Şubat 2025’te paylaştığı yazısında sık sık dile getirdiğimiz ama yeterince anlatamadığımız Çaycuma Kadıoğlu mozaikleri için yazmıştı.
Demişti ki;
“Zonguldak’ın Çaycuma ilçesi, Kadıoğlu köyünde bulunan Roma villası ve mozaikler söz konusu.
Çaycuma, Filyos Çayı’nın ağzında art ülkeyle Karadeniz üzerinden bağlantı kuran bir bölge.
Bu çayın etrafında bir yandan Bartın ve Amasra, bir yandan Çaycuma, 19. asırda bile Rusya ile ticaret yapılan yerlerdi.
Roma eski çağda sulhun yaygınlaştığı, hatta şehirlerin etrafındaki surların anlamını yitirdiği bir imparatorluk, hatta hakkıyla Pax Roman (Roma Barışı) adını kazanan bir düzene sahipti.
*
Sinop’tan ve Amasya’dan da coğrafyacılar ve tarihçiler bile çıkıyor.
Hekimlerin yurduydu.
Nihayet Zeugma mozaikleriyle yarışacak bir mozaik bahçesi daha bulunmuş. Konular hep aynı; mitoloji.
Mitolojinin içinde Akhilleus, Troyalı Hector, Tanrıça Kibele ve Tetis.
Zeugma’dan Ephesos’a, Ephesos’tan Çaycuma’nın yeni buluntularına kadar benzer şeylere rastlanıyor.
*
Bunlar üzerinde kazılar acaba yavaş mı gidiyor yoksa ilgilenilmiyor mu?
Arazi sahipleri devlete yakınmaktan çekiniyor.
2018’de hazırlanan koruma çatısı projesi halen yapılmadığı için, üzeri basit bir örtüyle kapatılarak korunmaya çalışılan eserler kaybolma ve çalınma tehdidi altında.
*
Demek ki Batı Karadeniz bölgesinde böyle bir zenginlik var.
Zonguldak dediğimiz yer, antik Paflagonya (sonra Osmanlı Kastamonu’su) eyaletindedir.
Şu anda bile Amasra (bugünkü Bartın, Amasra) bu bölgededir.
Tarihi katmanlar Atina’nın koloni çağından Roma’ya, Roma’dan Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar uzanıyor.
*
Milli sanat eserleri kadar Karadeniz kolonilerine hükmeden Cenevizlilerin de, yani İtalya’nın en parlak evlatlarının da kalıntıları var.
Bütün bunların bir an evvel envanterinin tespiti, korunması ve kaçakçıların tahripkâr kazılarından evvel ilmi kazıların başlaması lazım.
Buna gerekli fonları yaratmak hiç güç değil.
Bu kadar arkeoloji bölümü açılmış, her birinden birkaç talebe, dayanıklı uzmanın da süresiz kazıları yürütmesi mümkün”
*
Mekanı cennet olsun.
Umarız şehir olarak da anlattıklarından, söylediklerinden dersler çıkarabiliriz!
Özellikle Kadıoğlu için yapmış olduğu reklam olağanüstüydü.
En güzel miraslardan biriydi.
Unutmamak, unutturmamak lazım.


Parti çalışanları!
CHP Kozlu İlçe Başkanlığı’nda partiye gelen personel – yönetici zaman ayırmış, görevli gibi çalışmış, çalışmaların bir tarafından tutmuş.
Bunların hepsini partinin Kadın Kolları yöneticisi veya gönüllü olarak yapmış.
Başkan Merve Arslan iyi niyetli veya alışagelmiş bir yardımlaşma, gönüllülük anlayışı ile hareket etmiş olabilir.
Ama profesyonellikte böyle olmuyor.
Kadın yönetici eşini Kozlu Belediyesi’ne işe aldırabilseydi belli ki böyle olmayacaktı.
Yaşı 50’nin üzerinde eşinin işe alınmasını istemek yerine çocuğunun alınmasını istese belki yine böyle olmayacaktı.
Sonuç olarak vatandaşın itirazı da şikayeti de haber ve vatandaş konuşur.
Bugün yarın beklemekten sıkılan vatandaşın tepkisi ve siyasi polemikler sonrasında tüm teşkilatlar sanırım kendilerine biraz çeki düzen verir.

Kaymakamın derdi!
Kaymakamlar kendileri olamadıkları yerde şekilden şekile giriyor.
Saçma sapan şeylere tanık oluyoruz.
Devletin kaymakamı dediğini zaman akla Yalova kaymakamı gelmemeli!
Devlet işleri çoluk çocuk ergen işleri gibi olmaz.
Çelik çomak oynamıyorsunuz.
O makam size babanızın malı olarak verilmedi.
Ananızdan makamla – o koltukla doğmadınız.
Haddinizi bilin.
İnsanları küçümsemeye, aşağılamaya, kovmaya hakkınız yok.

{ “vars”: { “account”: “G-PS7CWR0GE0” }, “triggers”: { “defaultPageview”: { “on”: “visible”, “request”: “pageview”, “vars”: { “title”: “Name of the Article” } }, “clickOnHeader”: { “on”: “click”, “selector”: “#header”, “request”: “event”, “vars”: { “eventCategory”: “examples”, “eventAction”: “clicked-header” } } } }