FETÖ ağzıyla konuşanlar!
Ülkesinin en güvenli alanında yakalanarak ABD'ye getirilen Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro meselesi ülkemizde de tartışma konusu.
Maduro; "uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD'ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma" suçlarından yargılanmak üzere ilk kez hakim karşısına çıkıyor.
Bunları yaparken Amerika’nın bekçisi olsaydı sorun çıkmayacaktı.
Neyse bu meseleye tek açıdan bakma ve baktırma çabaları da düşündürücü.
Yazarın dediği gibi;
“Trump’ı konuşmak Maduro’ya destek olmak değildir.
Trump’ı eleştirmek başka bir zulmü desteklemek hiç değildir.
Aksine…
İkisine de aynı mesafede durabilme meselesidir bu.
Birini eleştirirken ötekine borçlanmamak gerekir.
Bugün Trump’ı konuşuyoruz.
Çünkü bugün asıl tehdit; “Ben yaparım” diyen zihniyet.
Yarın Maduro’yu da konuşuruz.
Onun dosyası da kapanmaz”
Böyle devam ediyor.
Gelelim bize.
İç siyasette Maduro’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile fotoğrafını kullanarak üstü kapalı veya dolaylı çağrışımlar yapmak yanlış.
CHP lideri kanalıyla örgüt temsilcilerine yaptırılan bu paylaşımlar ‘önce ülkem… önce vatanım” anlayışı ile örtüşmüyor.
İktidara veya Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik olabilecek her türlü siyasi eleştiri ile Maduro’nun yerinde Erdoğan’ı görme özlemi veya ona çağrışım yapan paylaşımlar aynı şey değil.
Masum da değil.
FETÖ’cülük oynamanın anlamı yok.
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kemiklerini de sızlatmayalım!
Emekli ölsün işsiz ne yapsın?
Ülkemizde yaşanan ekonomik daralmanın en fazla vurduğu kesimler arasında ne yazık ki emekliler geliyor.
Açık sınırı.
Yoksulluk sınırı derken sınır falan kalmadı.
Ülkenin dört bir yanında insanlarımızın çaresizliğini görüyoruz.
Elbette bu tablodan kimse memnun değil ama işsizliğin arttığı, emeklinin daha çok ezildiği, dar gelirlinin teşvik edildiği güzel ülkemizde acı manzaraların sayısı artıyor.
Makasın her geçen güç açılması insanlarımızı, gençlerimizi her geçen gün daha çok çaresizliğe sürüklüyor.
Ve çaresiz kalan insanlar her türlü suça, olaya, şiddete yatkın hale geliyor.
Kimi çocuğu için, kimi karnını duyurmak için kimi de her gün gördüğü özenti yaşamlara ulaşabilmek için!
Yani zengin ülkemizde böylesine bir tabloyu ne emekliye, ne işsize ne de dar gelirliye anlatamazsınız!
Çok mu zor?
Zonguldak’ta şehir merkezinde yollar çamur dolu.
Yol kenarları balçık dolu.
Zonguldak Belediyesi’nde işe gitmeden maaş alan niceleri var.
Kurumsal verimlilik zaten dip yapmış durumda.
İtfaiye araçları veya temizlik müdürlüğünün araçları çoğu zaman boşta duruyor.
Bu yolları, yol kenarlarını yıkamak çok mu zor?
Haydi üst geçit ve diğer konularda sınıfta kaldınız.
Bari bunu yapın.
Bunun için de yeniden Zeki Çakan’ı mı çağıralım?
Kamuran Aşkar meselesi!
Geçtiğimiz günlerde Memur Sen il Temsilcisi Kamuran Aşkar’ı yazmıştık.
Yıllardır söz sahibi olan bir ismin kamuda onca insan atanırken ki bazıları hak etmediği halde önemli görevlere getirilirken kendisinin bir kurumun başına getirilmemiş olmasının düşündürücü olduğuna dikkat çekmiştik.
Kamuran hoca yazı sonrası her zamanki nezaketi ile; “Benim bu yönde talebim olmadı” sözlerini tekrarladı.
Umarız bir gün pişman olmaz.
Çünkü hem siyasetin hem sendikal çevrelerin hak etmeden ödüllendirdiği onca yönetici varken Aşkar’ın yok sayılması, kendisinden yararlanılmaması düşündürücü.
Ben Aşkar’ın sendikal rekabetin, çekişmenin dışında pek çok konuda yanlışları gördüğüne, yönetimsel beceriksizliklerden rahatsız olduğuna inanıyorum.
Zonguldak Bartın Karabük’ün gençleri!
İş, ekmek olmadan olmuyor.
Zonguldak, Bartın, Karabük’ün her köşesi, taşı, toprağı fırsatlarla dolu.
Ancak söküp atamadığımız tembellik dürtüleri alıştırıldığımız hazırcılık dürtüleri ile harmanlandığı için kiminin imkanı, kimisinin de cesareti yok iş yapmaya.
BAKKA veya bazı kurumlar dönem dönem program uygulamaları yapıyor.
Ancak geri dönüş çok az.
Gençleri, kabiliyeti olan, girişimcilik ruhu olan insanları bulup yüreklendirecek, her türlü kolaylığı sağlayarak yönlendirecek yöneticilere, kamu yöneticilerine, kaymakamlara ve valilere ihtiyaç var.
Bu şehirlerde yaşayan her yöneticinin böyle dertleri olmalı.
Yazık olup gidiyor zaman.
Ve bölgenin gençleri varlık içinde yokluk çekiyor.