Önceki yazıda da yazdım.
Kozlu sahilde bulunan eski çöp depolama alanındaki çöplerin sürekli denize karışıp tüm kıyıları istila etmesinin çözüm yolları belli.
Milletvekili Eylem Ertuğrul açıklama yapınca; “Eylem vekil belediye başkanları Tahsin Erdem ve Altuğ Dökmeci'yi de alıp Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a gitsin. Bakan Bey nasıl olsa sorunu Selim Alan döneminden biliyor” demiştim.
Şehir ne yazık ki bu çağrının ardından yine siyaset ve siyasetçileri tartışıyor.
Buradaki sorunu bir belediyecilik sorununun çok ötesinde görmek gerekiyor.
Tahsin Erdem sürekli algı yaparak siyaset yapma derdinde olabilir.
İşte buna karşılık biz de diyoruz ki; “Siz bu şehrin belediye başkanı değil misiniz?
Bartın Belediye Başkanı CHP’li Rıza Yalçınkaya geçenlerde Ak Partili eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a gitti. "Siz de gidin” diyoruz.
Ama sen şehrin valisini yok say, iktidar milletvekillerini yok say, il başkanı yok say, bakanı yok say ama çorba - salep dağıtarak siyaset yap.
Acele edip usule aykırı yaptığın şeyler üzerinden mağduriyet yaratıp algıya ve reklama devam et.
Anlatmaya çalıştığımız şey bu.
Diğer yandan bu sorun daha önce gündeme gelmiş.
Sayın bakan da biliyor.
Ak Parti kanadı eğer CHP’li belediyeleri cezalandırma adına yokuş yapıyorsa onu da yazalım.
Ama önce siz Zonguldak ve Kozlu Belediye Başkanları olarak bir hatırlatın bakalım.
Dökmeci’nin bakanlık bürokratları ile temas sağladığını, ziyaretlerde bulunup çözüm talep ettiğini öğrendik ama siz de biliyorsunuz ki burada neşteri vuracak olan sayın bakan.
Yani basına yansıyan olumsuz haberler nedeniyle Cem Dereli de bu işi dert edip kendi halinde bakanlık bürokratlarına aktarıyor ve reklam olur diye bunu kamuoyu ile bile paylaşmıyor.
Ama bu şehrin sayın belediye başkanı İl Başkanı Mustafa Çağlayan ile bir kahve içip;
“Selim Alan döneminde sayın bakanımızın verdiği sözün tutulmasını talep ediyoruz. Ankara’ya gidelim” demiyor.
Bakın sürekli tekrara kaçıyorum!
Daha nasıl anlatabilirim!
Ama; “Hizmet bahane algı şahane” diyorsanız buyurun!
Bence bu yaz o sahiller asla temizlenmemeli!
Bir faydası var mı?
Şehir adına sık sık dile getirdiğimiz konular var.
Siyasetin ve siyasetçilerin dayattığı polemiklerin ötesinde şehir ve insan yaşamına dokunacak konulara yer vermeye çalışıyoruz.
Bir önemi var mı?
Pek yok.
Yine de dikkate alarak katkı sunmaya çalışanlara teşekkür ediyoruz.
Kime sorsak, kiminle konuşsak hak veriyor.
Söz ve yetki sahibi olanlar da öyle.
Hak vermek çözüm değil ki.
Mesele icraat.
Yani icraat yapacak olanlar belli.
Toplum, sokak, esnaf, sanayici, işçi, işsiz ve gençler adına dile getirdiğimiz konuların öyle fazla bir karşılığı yok.
Öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki; “Galiba hiç yazmasak” falan diyoruz.
Çünkü en küçük bir sorunu yazdığımızda dahi üst üste bindirilmiş yazılar veya eleştirilen kişinin kitlesi savunmaya geçiyor.
Doğru ne?
Amaç ne?
Bunlara bakan sayısı ne yazık ki pek yok!
Atakan Karali - Özgür Kuru - Batur Hamarat!
Geçtiğimiz günlerde de kulaklarını çınlatmıştık MHP Kozlu İlçe Başkanı Atakan Karali’nin.
Dün Kozlu meydanda bir kahve molasında bir araya geldik.
Sohbete yine şehrin iki dertli insanı Batur Hamarat ile Özgür Kuru ile diğer dostlar da dahil oldu.
Aslında şehir adına dertli, bir şeyler yapılmasını hayal eden, daha fazla yapılabilecek şeyleri gören o kadar çok isim var ki.
Karali’nin Kozlu ve bölgeden geçen herkesi ilgilendiren açıklama ve paylaşımlarının halka hizmet için ne kadar önemli olduğunu bir daha anlatmaya gerek yok.
Toplumda her fikir, her tespit, her paylaşım ne yazık ki kutuplaştırılmış siyaset içinde farklı noktalara çekilebiliyor.
Oysa asıl olan hizmet ise şehrin insanları olarak birbirimizi bu kadar yormaya gerek yoktu.
O nedenle her defasında Karabük örneğini veriyoruz.
Zonguldak kaybediyorsa hepimizin suçu var biraz.
O nedenle Atakan Karali, Özgür Kuru ve daha benzer isimlerin şehir adına heyecanlarına, fikirlerine ihtiyacımız var.
Şehri, şehrin insanlarını, imkanlarını ve mağduriyetlerini dert eden, kendi çapında işlerin bir tarafından tutmaya çalışan herkese teşekkür ediyoruz.
Bu şehir her anlamda çok başka yerde olmalıydı.
Yılların kayıplarını telafi etmek mümkün değil.
Ama telafi etmek isteyenlerin sayısı da hızla azalıyor.
Şehre ve bu şehrin insanlarına siyaset üstü bakabilenlere ne mutlu.