Eğitim Şart

Abone Ol


Bütün hafta Kahramanmaraş okul baskını
haberlerinden bir öğretmen olarak
o kadar çok etkilendim ki
‘’gündem yazmayacağım’’
kararımın önüne geçmek zorunda kaldım.
***
Başladım yazmaya
Eğitim şart
dedim, hemen altına da
öğretim isteğe bağlı!
Ve arayı dolduruyorum anılarımla.
***
25 yıl önce ailecek Amerika seyahatimiz oldu.
Belirli bölgeler seçmiştik.
Kafamıza göre gezecektik.
Google Maps’ler yok o zaman.
Belki de Amerika’da vardır ama bizim haberimiz yoktu.
Benim elimde haritalar,
eşimde direksiyon ve beden dili,
yeğenimizde dil, biraz çat pat bende de var.
Ve eşimin kız kardeşi.
Kuzey Amerika’dayız, sömestir tatili.
Kanada’da kuzenimiz yaşıyor.
Birkaç gün sonra,
onlara da geçmek istedik.
Toronto’ya.
Turist olarak gezmenin dışında
sosyal yaşamını görme, deneyimleme şansımız olmuştu.
Evde 2 çocuk, okuyorlar.
Anne baba çalışıyor.
2+1 evleri gayet kullanışlı.
Hepimizin ilgisini çeken
evde herkesin ayrı ayrı laptopu olması idi.
Bizde ise o yıllar tüplü monitör ve kasa klavye ile
bilgisayar odası yaptığım küçük bir odada
daha çok benim kullandığım,
eşimin ilgilenmediği,
çocuklara biraz geliştirici oyunlar, hikâyeler
bulduğumuz CD’lerden alıştırmaya çalışıyordum.
Çalıştığım okulda da bilgisayar sadece müdür yardımcısının odasında.
Kullanmayı bilen birkaç öğretmeniz.
***
Zamanla bilgi işlem yavaş yavaş,
bilindiğini zannettiğimiz,
bilinmeyen, kontrol edilemeyen dünya hayatımıza dahil oldu.
Ağabeyim de Amerika’ya göç etti.
Çocukları oldu.
Bizden 25 yıl ileride olan Amerika’yı
Türkiye ile bolca karşılaştırma şansı bulduk.
Apple çıktı.
iPhone çıktı.
Nokia’lar tarih oldu.
Samsung’cu ben,
asla kullanmam dediğim iPhone aldım.
Bir gün bütün dünya iPhone kullanacak diyordu kurucusu.
***
Sevgili ağabeyim ve ailesi yaz tatiline geldiler.
Apple yeni o zamanlar.
Steve Jobs’un
kendi ürettiği ürünlerin evine girmesine izin vermediği,
çocuklarının ekran kullanımının yasak olduğu,
teknoloji odaklı olmayan özel okullara yolladığını konuşuyoruz.
Bizim evde çocukların yanında
biz ailecek bu durumu çok uzaktan izliyor, anlam veremiyoruz.
-Aaa çok saçma, neden acaba? diyorum.
7 yaşındaki yeğenimin elinde iPad’i,
yarı İngilizce yarı Türkçesi ile
-Halacığım görmüyor musun? kaldıramıyorum kafamı iPad’imden
Şok olmuştum, şimşekler çakmıştı.
Başımıza gelecekleri görmüş ve engel olamamıştım.
Sadece dinlemiş, fikir beyan etmiş,
sadece izlemiştik başımıza gelenleri.
Çünkü çocuklarımızı teknolojiden uzak tutmaya
ne gücümüz ne de cesaretimiz vardı.
***
Bilgi işlem, sanal âlem bağıra bağıra hayatımızın ortasına yerleşti.
Yine 98 yılları, lisedeyim, rehberlik dersindeyim.
-Kimler oynuyor bilgisayar oyunlarını?
-Hangi oyunları seviyorsunuz?
-Evden ne kadar izin var?
gibi sohbet ortamı yaratıyor,
çocukları anlamaya çalışıyorum.
Bir öğrenci parmak kaldırdı, söz verdim.
-Öğretmenim, annemler hafta sonu 2 günlüğüne dedemlere gitti.
Ben evde yalnız kalacağım.
Cuma günü okuldan geldim.
Bana yemek hazırlamış annem, en sevdiklerimden.
Mutfaktan güzel bir tabak hazırladım.
Kuruldum bilgisayarın başına, çok sevdiğim seri bir oyun var.
Saat 18.30-19.00 arası…
Hafif hava kararmaya başlamış.
Başladım oynamaya.
Bir süre sonra kafamı kaldırdım,
hava hâlâ kararmak üzere, tabağıma baktım, yemişim.
Oyunuma baktım, puanım korkunç artmış.
Zaman kavramım kayboldu öğretmenim.
Ne yapacağımı şaşırdım.
Delirmiş gibiydim.
Her yerim tutulmuştu.
Hava kararmaya değil de aydınlanmaya başlayınca fark ettim;
sabaha kadar oynadığımı.
Ben dahil sınıfta korkunç bir sessizlik oldu.
Hâlâ o anı düşünür ve kitlenirim.
Steve Jobs bunları hayal etmişti.
Hatta yaşamıştı.
Program yaparken günlerce masada oturmuş,
zamanın nasıl geçtiğini unutmuştu.
Ve çocuklarına yasaklamıştı, en azından birey oluncaya kadar.
Bütün bu anılarla mümkün olduğunca uzak tuttum çocuklarımı,
en azından birey oluncaya kadar.
Ama biz şanslı anne babalardık.
Sistem henüz bu kadar kurulmamıştı.
İlerleyen yıllarda
çocuğu telefonuyla oynamadığı için üzülen anneleri,
telefona alıştırma çabalarını,
çocuğu oyun sevmeyen annenin akranlarından geri kalmasın diye
çocuğunun oyununu oynayarak seviye kazandığını
şaşkınlıkla şahit oldum.
Pandemi, online eğitimde cilası oldu bu kaçınılmaz sonun.
Artık çocuklarımızı evrenselde büyütüyoruz.
Bizim nesilde üç kilometrelik oyun alanımızla övünürken,
mahallede, mahalle bakkalı, mahalle kültürü ve mahalle dizileri ile büyürken
yeni nesil bütün dünya ile, silahlarla, vurdu kırdılı oyunlarla büyüyor.
Hangi hayat gerçek bilmeden.
***
Her yıl Eğitim-Öğretim yılı başlığı atardık!
2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı……
Her yıl değişik versiyonda gelen öğrencileri
eğitmeye ve öğretmeye kitlenirdik.
Her yıl değişim ivmesi artarak değişik gelen öğrencileri!
***
Eğitim şart!
öğretim isteğe bağlı!
yazıyorum,
dizüstü bilgisayarımda kaydedip
iPhone’uma aktarıp
WhatsApp’la yayına yolluyorum.

{ “vars”: { “account”: “G-PS7CWR0GE0” }, “triggers”: { “defaultPageview”: { “on”: “visible”, “request”: “pageview”, “vars”: { “title”: “Name of the Article” } }, “clickOnHeader”: { “on”: “click”, “selector”: “#header”, “request”: “event”, “vars”: { “eventCategory”: “examples”, “eventAction”: “clicked-header” } } } }