Devrim Dural'dan Mustafa Çağlayan'a Afrika hatırlatması! Devrim Dural'dan Mustafa Çağlayan'a Afrika hatırlatması!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart günü yapılacak seçimlerde bir gözünün Zonguldak’ta, bir gözünün büyükşehirlerde olacağını söyledi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart günü yapılacak olan Mahalli İdareler Seçimleri öncesinde Gazipaşa Caddesi’ndeki alanda halka hitap etti. Alana gelen vatandaşlar tarafından bayraklarla karşılanan Özel, 31 Mart seçimlerine vurgu yaptı.
Soma’da yaşanan maden kazasında Zonguldak’tan gelen tahlisiye ekiplerinin emeklerinin unutulmayacağını söyleyen Özel, “Soma'da 301 bir evladımızı, canımızı kaybettik. Somalılar, Bergamalılar, Savaştepeliler, Kınıklılar vardı. Bartınlılar vardı, Zonguldaklılar var iş yerinde o maden ocağının kapısında dört gün boyunca bir annelerle eşlerle gözyaşı döktük. Ama o gün koşarak gelen Zonguldak'ın tahlisiye ekipleri.. 301 evladımızın yanında yüzlercesini kurtardılar. O günden bugüne biz Zonguldak'ta Zonguldak'ın emekçileriyle, insanlarıyla gözyaşları kömüre karışan simsiyah, buraya kadar (boynuna) inen izlerini hiç unutmadığım güzel insanlara minnetle Zonguldak'ı selamlıyorum. Sizin biz daha hayırlı bir yeriniz var” dedi.
1991 yılındaki madenci yürüyüşünü hatırlatan Özel, “Büyük madenci yürüyüşünden 1991. Tam 33 yıl geçti üzerinden. Emekçiler, madenciler, hakları için yürüdüler. Daha güvenli madenler için yürüdüler. Daha iyi şartlarda çalışmak için yürüdüler. Sömürüye karşı yürüdüler. Soma'da üç yüz bin evladımızı kaybettikten sonra giriştiğimiz büyük mücadelede de hep aynı talepleri ilettik. Bazılarını yaptık, bazılarını yapamadık. Ama işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda maalesef arpa boyu da yol alamadık. Halen daha Türkiye'nin çeşitli yerlerinde günde üç vardiya halinde madenciler inerken elbette mesleklerinin gereği helalleşerek iniyorlar. Ancak artık bu çağda Almanya'da 1962’den Fransa'da 1974’ten beri İngiltere'de 1972’den beri ölümlü kazalar olmuyorken ‘bu mesleğin fıtratında var ölüm’ diyenlere ilk ölümü değil yaşamı savunuyoruz. Sömürüyü değil emir savunuyoruz” şeklinde konuştu.
İliç’te yaşanan maden kazasına ilişkin konuşan Özel, “Daha geçtiğimiz günlerde İliç'te bilinene bir yandan paraları istiflerken bir yandan bir dağı istiflediler. O dağ dokuz evladımızı, dokuz kardeşimizi dokuz canımızı aldı sürükledi götürdü. Maalesef halen daha maden ocaklarında kayıplar vermenin maden ocaklarının başında gözü yaşlı anaların, eşlerin, çocukların görüntüleri yüreğimizi dağlamaya devam ediyor. Bir yandan da bir yandan da biz yokluktan yoksulluktan emekçilerin hakkından, emeklilerin hakkından konuştuğumuzda bu maden ocaklarının vergilerini affedenler İliç’teki şirkete göstermelik on altı milyon ceza kesip üç ay sonra 222 milyon vergi cezasını affedenler emekçiye gelince emekliye gelince ‘para yok’ diyorlar” dedi.

“Zonguldak artık emeklilerin başkenti”
Zonguldak’ta emekli sayısının çalışan sayısından fazla olduğunu söyleyen Özgür Özel, “Zonguldak Türkiye'nin en emeğin başkenti, kömürün başkenti, alın terinin başkenti. Ama artık Zonguldak emeklilerin başkenti. Bakın şimdi gösteriyorum. Türkiye'de emekli sayısının çalışan sayısından fazla olduğu az sayıda ilden bir tanesi Zonguldak. Zonguldak'ın emeklilerinin sayısı çalışanlarından 26 bin fazla. Ve maalesef bu hükümet ilk geldiğinde üç Kasım 2002 günü en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücretli. Yani bugünkü hesapla yirmi altı bin liraydı. Ama bu hükümet kademe kademe bu Recep Tayyip Erdoğan Başbakan ve Cumhurbaşkanı iken emekliyi yoksullaştırdı. Adım adım yoksullaştırdı. Bakın o zaman bir buçuk asgari ücret olan en düşük emekli maaşı şu anda asgari ücretin yüzde altmışı kadar sıfır nokta altı. Bugün asgari ücret 17 bin lira en düşük emekli maaşı 10 bin lira” diye ifade etti.

“Her ay beş buçuk çeyrek altın cebinizden gidiyor”
Emekli maaşı ile altın hesabı yapan Özel, “O günkü en düşük emekli maaşı tam sekiz çeyrek altın alıyordu. Bugün en düşük emekli maaşı iki buçuk çeyrek altın alıyor. Yani her hesap şaşar. Altın hesabı şaşmaz ya. Emeklinin aylık gelirini sekiz çeyrek altından iki buçuk çeyrek kartına indirdiler. Her ay emeklinin cebinden beş buçuk çeyrek altın çalıyorlar Birisi bakın bir kişi cebinden bir çeyrek altın düşerse kahrolur. Üzülür. Bakın bu kadar emekli var. Bu kadar yoksulluk var. Bir kere değil her ay bir tane değil beş buçuk tane çeyrek altın cebinizden gidiyor” dedi.
Emeklilere bayram ikramiyesi ile ilgili konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “2018’e kadar kulaklarının üzerine yattılar. Ne zaman seçim geldi Bin lira verdiler. Biz itiraz ettik. Dedik ki ‘bin lira olmaz. En az bir asgari ücret verin’. ‘Hayır bin lira yeter’ dediler. Bizim o gün beğenmediğimiz bin lira, yirmi dört kilo dana kıyma alıyordu. O bin lira üç sene durdu. 2021’de iki bin lira oldu. Bu sene veya beş yapacaklardı. Üç bin lira yatıracaklar, bayramdan önce. Üç bin lira, altı kilo dana kıyma almıyor bugün. Bakın sadece 2018’de. Sadece bayram ikramiyesiyle. Yirmi dört kilo kıyma altı kilo kıyma. Emekli hesabını yapsın. Mübarek Ramazan Bayramı öncesi otuz gün oruç tutulacak ve tam on sekiz kilo kıyma emeklinin sofrasından mutfağından, kursağından çalınmış durumda. Bu zulüm artık emekli için yeter” diye konuştu.
Her gittiği şehrin en bilindik ürünüyle hesap yaptığını anlatan Özel, “Her şehirde o şehrin en bilindik ürünüyle yapıyoruz. Kestane balının kilosuyla en düşük emekli maaşını hesapladığınızda geçen sene 10 bin lira dokuz kilo kestane balı alıyordu. Bu sene verilen 10 bin lira altı kilo kestane balığı alıyor. Bir senede üç kilo kestane balı kadar cebinizden parayı almış bir başka tarafa vermiş durumdalar” şeklinde konuştu.

“Tayyip Bey'e diyorum ki gel emekliye sahip çıkalım”
Emekli kartı çıkartarak en düşük emekli maaşı alanların hesabına 7 bin lira yatırılmasını istediklerini aktaran Özgür Özel, “Tayyip Bey’e diyorum ki gel emekliye sahip çıkalım. Nasıl mı? Bir emekli kart çıkaralım. Oraya en düşük emekli maaşı alanlar için yedişer bin lira yatıralım. Ayrıca elektrikte, suda, doğalgazda yüzde 25 ile 40 arasında indirim tanımlayalım. Diyor ki ‘asla olmaz’. Neden ‘hazinede para yok.’ Yahu sana emanet edilen hazinede para vardı da şimdi para yoksa bunun hesabını ben mi vereceğim? Emekli mi verecek? Sen mi vereceksin? Önce bunu konuşalım. Şimdi diyor ki ‘ben diyor hesap yaptım. Bir nokta dört trilyon lira para lazım.’ Biz hesapladık. Öyle bir para değil. Altı yüz doksan milyar lira para emeklinin bu taleplerine yetiyor. Dönüp bakıyoruz bu sene için bütçede vazgeçilen vergi gelirleri. Yani elbette ki altın şirketine yabancı şirkete 222 milyon. Beşli çetenin her birine ayrı ayrı, kamu müteahhitlerinden sarayı yapan müteahhide kadar ne kadar yandaşı şirket, böyle büyük holding varsa onların vergi gelirlerini affetmiş, tam altı yüz elli yedi milyar. Şirket parayı kazanmış kar etmiş, beyanname vermiş. Vergisini ödeyeceği aşamada teklif verip, altı yüz elli yedi milyar vergiden vazgeçiyor. Emekliye altı yüz doksan lazım. Para yok diyor. Tayyip Erdoğan'dan, emekliye, verecek para yoksa, emeklide Tayyip Erdoğan'a verecek oy yok. İşte Tayyip Erdoğan, bundan sonrasını sen düşün. Emeklilerin başkentinden Zonguldak'tan emekliler sana söylüyor. Beni düşünmeyen bundan yakamdan düşsün diyor. Bundan sonra emekliden sana oy-moy yok artık” ifadelerine yer verdi.
Meydandaki gençlere de seslenen Özel, “Maalesef Zonguldak gençleri kendinde tutamıyor. Oysaki Türkiye'nin en güzel coğrafyalarından bir tanesi. Bir yandan da Türkiye'nin benzer bir sorunu var. Hani Tayyip Bey beka sorunu diyor ya bakın beka sorununu konuşalım ama bence en büyük beka sorunu dünyanın hepsi gözü üzerimizdeyse evet üzerimizde olsun varsın gençlerimizin bütün dünya Türkiye üzerinde hayal kurarken bizim gençlerimizin dünyanın başka ülkelerinde hayal kurması en büyük beka sorunudur. O yüzden o yüzden bütün gençlerimize sesleniyoruz. Enseyi karartmayın ümitsizliğe kapılmayın. Ne demokrasiden, ne sandıktan ümidi kesmeyin. Atatürk cumhuriyeti ne genel başkanlara, ne milletvekillerine, ne parti meclisi üyelerine, ne belediye başkanlarına emanet etti Atatürk cumhuriyeti gençlere emanet etti gençlere” dedi.

“Beş yıl önce bir kaza oldu. Çok üzüldük. İnanın Zonguldak'ı kaybettik”
2019 yılındaki seçime ilişkin konuşan Özel, “Beş yıl önce bir kaza oldu. Çok üzüldük. İnanın Zonguldak’ı kaybettik. Kendi memleketimi kaybetmiş gibi üzüldüm. Sayılı gün geldi geçti. Şimdi hepimizin üzerine düşen bir görev var. O da bunu telafi etmek ve emeğin başkentini emekçinin partisine, halkın partisine Cumhuriyet Halk Partisi'ne yeniden kazandırmak” diye ifade etti.

“Trabzonlunun CHP’lisi çok makbul”
Yerel yönetimde Trabzonlu CHP’li yöneticilere dikkat çeken Özel, “Bizim adayımız öyle güneyden değil, kuzeyden Trabzonlu bir kardeşimiz. Bakın Trabzonlunun CHP'lisi çok makbul. Bir Trabzonlu İstanbul'da büyükşehir belediye başkanı var değil mi? Ekrem Başkan, İstanbul’dayken Trabzon'da kaç tane milletvekili var? Dört. Kaç tane Trabzonlu bakan var? Dört. Etti sekiz. Ortahisar Belediyesi AK Parti'de 9. Trabzon Büyükşehir AK Parti'de; on tane AK Partili Trabzonlu Trabzon'a bir tane hafif raylı sistem yapamadı. Bir tane CHP'li Trabzonlu İstanbul'a on tane metro yaptı, on tane” dedi.

“Mansur Başkan’ın eli Erdem’in omuzunda”
Zonguldak’tan önce Ankara’da Etimesgut’ta Mansur Yavaş ile görüştüklerini söyleyen Özel, “Etimesgut'ta otobüsün üstünde Mansur başkanla birlikteydik. Ona dedim Zonguldak'a gidiyorum. Tahsin Başkan'ın yanına ama senden de bir söz istiyorum. Eğe dedi, Zonguldak, Tahsin başkanı seçerse Mansur Yavaş'ın bir eli Tahsin Erdem'in bir omzunda. Şimdi buradan İstanbul'a gidiyorum. Ekrem Başkan beni kırmaz, sizi sever, sizin hemşeriniz ve Ekrem Başkan da İstanbul'da, Taksim Erdem'i seçtiğiniz durumda, onun da bir eli bu diğer omzunda. Ben partinin genel başkanı olarak Soma'nın Manisa'nın bir evlatları olarak Ecevit'in kentine kara elmas diyarına sözüm söz olsun. Siz de emeğin, halkın partisine, halkçı bir belediye başkanına, Tahsin Başkan'a emanet eden Ankara Büyükşehir'de İstanbul Büyükşehir'de Zonguldak'ın ayağa kalkması için ne gerekiyorsa onu yapacak” dedi.

“Biz Türkiye'nin aydınlık yarınlarını örgütlüyoruz”
31 Mart akşamı Zonguldak’ın sonuçlarını da yakından takip edeceğini söyleyen Özel, “Benim de otuz bir Mart akşamı, bir gözüm Türkiye'deki büyük şehirlerde. Bir gözümde emeğin başkenti Zonguldak'ta olacak. Ve bu seçimde şöyle düşünenler olabilir. Geçtiğimiz seçim AK Parti ile MHP bayrağı bir araya geldiler. Cumhuriyet Halk Partisi'yle, İYİ Parti'de birlikteydi, ayrı düştüler diye düşünenler olabilir. Evet, Cumhur İttifakı bir yanda duruyor. Korkuyu örgütlüyorlar. Tehdit ediyorlar. Hatay'a gidip şantaj yapıyorlar. Oy vermedin halin ortada. Vermezsen perişan ol diyorlar. Ordu'ya geliyorlar. Bize oy yoksa doğalgaz yok diyorlar. Sakarya'ya gidiyorlar. Oy vermeyene hizmet yok diyorlar. Oysa Türkiye'nin en iyi hizmet alan şehirlerini CHP yönetiyor. Yıllardır iktidarda değiliz. Yüz öğrencinin seksen beşi CHP'li belediyelerin olduğu ilçelerdeki üniversiteleri tercih ediyor. Herkes gezmeye tatile geliyor göçü CHP’li belediyeler alıyor. Ama korkuyu örgütleyecek ya. Korkutarak, korku siyaseti yapacak ya. Tehdit ve şantaj yapacak ya. Böyle konuşuyor. Ama biz umudu örgütlüyoruz. Biz sevgiyi örgütlüyoruz. Biz Türkiye'nin aydınlık yarınlarını örgütlüyoruz. Biz Türkiye'nin geleceğinin geleceğini örgütlüyoruz. Bir tarafta Adalet ve Kalkınma Partisi yanında MHP. Her geçen gün birbirine benziyorlar. Her geçen gün. Yenge gökyüzündeki koyu bir yağmur bulutları o ittifakın rengidir. Kentlerin ve ülkenin üstüne Karabulut gibi çöktüler. Bir de yanlarına bir de yanlarına domuz bağcıların, Hizbullahçıların avukatlarını, eski sanıklarını aldılar. Kadınları sahiplendireceğiz diyenleri aldılar. Mikroba neden hastalık yapıyorsun diye sorulmaz. Bunların niyeti belli. Bunlar İstanbul Sözleşmesi'ne karşı bunlar medeni hukuka karşı bunlar kadına kimlik veren Türkiye Cumhuriyeti'ni, Türkiye Cumhuriyeti yapan Karşı o yüzden onlarla birlikteler. Oysa biz belki bu seçimde ittifak yapmadık gibi görünüyor ama çok daha büyük bir ittifakın içindeyiz. Onların karşısında bizim ittifakımız onlar Cumhur İttifakı'ysa Biz Türkiye ittifakıyız” diye sözlerini tamamladı.
Genel Başkan Özgür Özel, konuşmasının ardından belediye başkan adaylarını tanıttı.

Editör: Şeyma Kaya