Kdz. Ereğli Çevre Koruma Derneği Başkanı aktivist Çetin Yılmaz, Kozlu Sahilindeki artan çöp sorununa dikkat çekerek; “Zonguldak'ın yaraları, derin bir sızı gibi zonkluyor; her nabız atışında, irinli bir akıntı sızıyor” dedi. Yılmaz, Zonguldak sahilinin tehdit altında olduğunu belirterek; “Şimdi o çöplük, tüm Zonguldak sahilini ve yaşam alanlarını tehdit ediyor – Karadeniz'in öfkesiyle yüzleşen bir kent, sessiz felaketini yaşıyor” dedi.
Yılmaz’ın açıklaması şu şekilde:
“Zonguldak'ın yaraları, derin bir sızı gibi zonkluyor; her nabız atışında, irinli bir akıntı sızıyor.
Meteoroloji'nin sıradan bir fırtına, yağmur ya da kar uyarısı, Zonguldak Valiliği ve ilçelerin kaymakamlıklarında sarı, kırmızı veya turuncu bir alarmı gerektirmiyor.
Oysa Karadeniz, hırçın dalgaları ve fırtınalarıyla efsanelere konu olmuş bir denizdir. Karadenizliler, bu sert rüzgarların uğultusuna, yağmurun tokadına doğuştan alışkındır; dalgaları, yağmuru, fırtınası ve tüm hırçın hava koşullarına karşı dayanıklıdır Karadeniz halkı.
Ancak Meteoroloji'nin uyarıları, resmi kurumları aniden bir telaşa sürüklüyor; bölge halkını rüzgarla, yağmurla, karla ürkütüp gereksiz bir endişe girdabına çekiyorlar.
Neden diye sorarsanız? Çünkü Batı Karadeniz'in sahil şeridinde, her il ve ilçe, rantın cazibesine kapılıp denizi doldurmuş. Yolları denizin bağrına saplamışlar, şehirlerin lağımlarını "derin deşarj" kisvesi altında pompalarla Karadeniz'e salmışlar – ve hâlâ salıyorlar. Demirçelik fabrikalarının atıklarıyla hektarlarca devasa dolgular yaratmışlar. Termik santrallerin külleri, aynı kılıfla açık denize pompalanmış; denizin dibinde, betonlaşmış bir kül tabakası birikiyor usulca. Üstelik bu santrallerin ve fabrikaların soğutma suları, kaynar bir akıntı halinde denize karışıyor – Karadeniz'i adeta bir sıcak su kazanına dönüştürüyorlar.
Dahası, 24 organize sanayi bölgesinin arıtma tesisi olmaksızın tüm atıkları doğrudan Karadeniz'e deşarj ediliyor. Bilimsel gözlemler, Batı Karadeniz'de deniz suyunun tam dört derece ısındığını fısıldıyor.
İşte bu yüzden panikliyorlar, alarma geçiyorlar. Sahil bandındaki çöp yığınları, dalgaların kucağına düşüyor; ama Karadeniz, bu kirli yükü dolgu sahillere geri fırlatıyor, bir ayna gibi gerçeği yansıtıyor. Foyaları ortaya çıkıyor, gizli sırları gün ışığına vuruyor – Karadeniz affetmiyor.
Karadeniz, dolguyla gaspedilen sahillerini geri alıyor – bir intikam şiiri gibi. Süslü taşlarınız, dolgu ile yapılan yollarınız, şık kafeleriniz, rant dolu alanlarınız, dalgaların öfkesinde dağılıp gidiyor, toz duman içinde.
Eskiden organize sanayi bölgeleri akarsu kenarlarına kurulurdu, ama bu yetmemiş rantçılara ve talancılara. Şimdi Alaplı Deresi'nin üzerine, bir harita hilesiyle yeni OSB dikiyorlar. Kim mi yapıyor? Kim mi izin veriyor? Rantın efendileri ve talanın bekçileri elbette. Resmi kurumlar ise, kanunlara ve yönetmeliklere her türlü oyunu karıştırarak izinleri dağıtıyorlar.
Kozlu sahilinde, eskiden çöplük olan alan, şimdi yerleşimlerin tam ortasında kalmış. Karadeniz'in fırtınaları çöpleri alıp götürüyor, sonra bir süre sonra bir uyarı gibi geri gönderiyor – ibret olsun diye.
Zonguldak İl Özel İdaresi ve Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı, 2019'da bu alan için bir millet bahçesi projesi hazırlamış. Seçimlerde aylarca o görsellerle propaganda yapmışlar, halkı umutla kandırmışlar. Sonra ne mi oldu? O projeyi bir köşeye atıp unutmuşlar, tozlu raflara kaldırmışlar.
Şimdi o çöplük, tüm Zonguldak sahilini ve yaşam alanlarını tehdit ediyor – Karadeniz'in öfkesiyle yüzleşen bir kent, sessiz felaketini yaşıyor.”