Hayati Yılmaz şu ifadelere yer verdi!
17 yılında Başkanlık Sistemine geçilmesinden sonra artık büyük şehirler hariç CHP’li orta ölçekli belediyelerin, şehrin sorunlarını çözebilmesi için para bulması çok zorlaştı.
Cumhurbaşkanının hem devlet başkanı hem de bir parti başkanı olması, iktidar partisi ile devlet kurumlarını aynı çatı altında birleşmesini sağladı. Devlet kurumlarında yaptırımlar tamamen iktidar partisinin eline geçti.
Zonguldak Merkezde de, bunun en bariz örnekleri yaşanıyor.
Zonguldak AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan , geçen yıl Ankara’ya çağrıldı ve muhtemelen kendisine Zonguldak Belediye Başkanlığı adaylığı verildi. Böylelikle iktidar partisinin Zonguldak il başkanı ile muhalefet partisinin Zonguldak belediye başkanı arasında her gün karşılıklı zıtlaşmalarına, kavgasına , bir birini suçlamalarına şahit oluyoruz. . Bu durum Zonguldak’ta yapılan bazı işlere de yansıdı. Üst geçit olayı tam da bu durumu açıklıyor. Valilik, Karyolaları, İktidar İl Başkanı bir tarafta , muhalefet Belediye başkanı bir tarafta .
Birinde yetki var, para yok ; diğerinde para var ,yetki yok.
Buna rağmen : Zonguldak’ın Vadisi ve Ereğli’de durum böyle değil. İktidar partisi milletvekilleri ile CHP’li belediye başkanları arasında bölge sorunları ile ilgili iyi dayanışma sergileniyor.
İktidar partisi AK Parti ’nin , vadiden sorumlu milletvekili Ahmet Çolakoğlu ile CHP’li Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı ; yine geçtiğimiz günlerde bir araya gelen ve Gökçebey’in sorunları hakkında görüşme gerçekleştiren CHP’li Gökçebey Belediye Başkanı Vedat Öztürk arasında samimi görüşmeler gerçekleşiyor. Ayrıca Devrek Belediye Başkanı ve Gökçebey Belediye Başkanı arasında samimi görüşmeler görüyoruz. Keza; Ereğli ve Alaplı’dan sorumlu AK Parti Zonguldak Milletvekili Saffet Bozkurt ile Ereğli Belediye başkanı Halil Posbıyık arasında da aynı ilişkiler kurulabiliyor. Geçtiğimiz günlerde CHP’li Alaplı Belediye Başkanı Nuri Tekin yardımlarından dolayı Saffet Bayburt’a teşekkür edebiliyor.
Ben bu durumun , her birinin bölge insanı olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Zonguldaklı olmaları , aynı toprağın çocukları olmaları , aralarındaki diyaloğu sağlıyor. Bu geçmişte de böyle idi şimdi de böyle. CHP Zonguldak Milletvekili Çaycumalı Hasan Gemici unutulmaz milletvekilleri arasına girdi. Devrekli Veysel Atasoy ise; hem ANAP hem de Doğru Yol Partisi milletvekilliği yaptığı sırada bölgeye en faydası olmuş milletvekilinden biri oldu. Her ikisine de , siyasi görüşü ne olursa olsun Zonguldaklıların büyük saygısı vardır.
Bu durumdan hem kendileri kazandı hem de Zonguldak.
Fakat aynı partili olmalarına rağmen Zonguldak Merkez ile bu politikacıların arasında da soğukluk olduğunu söyle bilirim.
Biri memleketçi yaklaşım, diğeri daha çok şehirsel.
Zonguldak’ta artan tepkilerden dolayı bir ara AK Partisi İl Başkanı Mustafa Çağlayan ile CHP’li Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem karşılıklı güzellemeler yapmaya başladılar ; lakin bunu devam ettirmeleri mümkün olmuyor. İkisinin de gelecek seçimlerde belediye başkan adayı olması ,durumu etkiliyor.
Her ikisi de Zonguldak için birlik beraberlik çağrılarında bulunuyorlar ama iki gün sonra tekrar bir birilerine laf sokmaya başlıyorlar.
Bu arada Zonguldak Merkezi yönetenlerin hepsi Trabzonlu.
Trabzonluların, Zonguldak’ta Trabzonlular arasında rekabetimi diyelim , ne diyelim ?
Bu durum, Zonguldak’ı sevmiyor ,düşünmüyorlar anlamına gelmiyor ama bana kalırsa , aidiyet duygusu derinliği yetmiyor. Böylece Zonguldak’ın çıkarları değil, partisel çıkarlar ve şahsi kariyerleri daha ön plana çıkıyor.
Hem kendileri kaybediyor hem de Zonguldak.