Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senâlar olsun. Bir Ramazan Bayramına daha kavuşmuş bulunuyoruz.
On bir ayın sultanını uğurlamanın hüznü ile bayrama kavuşmanın neşesi kalplerimizde bir arada. Bayram; gönüllerin dirildiği, sevincin paylaşıldıkça çoğaldığı, küskünlüğün nefesinin kesildiği gündür. Bir yanımızda geride kalanların aziz hatırası, diğer yanımızda yeniden kavuşmanın çocuksu sevinci… İnsan; bir yanı hüzün, bir yanı ümit olan bu ince sızının içinde demlenir; ruh ancak bu dengeyle kemale erer.
Kalpte Devam Eden O Ulvi İklim
Bir ay boyunca oruçla arınan kalpler, omuz omuza kılınan teravih namazları ve ruhları doyuran mukabeleler... Tüm bu güzelliklerle birlikte bir Ramazan ayı daha artık geride kaldı. Rabbim; tutulan oruçlarımızı, edilen dualarımızı ve bu mübarek ayın ikliminde birleşen gönüllerimizi dergâh-ı izzetinde kabul eylesin.
Bayram, bu manevi yolculuğun sona erdiği bir "bitiş çizgisi" değil; aksine o asil hasletlerin meyve verdiği bir hasat zamanıdır. Ramazan boyunca hayatımıza derin bir huzur katan camilerimizle bağımızın kopmaması en büyük temennimizdir. O kutsal mekânların sadece yıldan yıla hatırlanan yerlere dönüşmemesi; camilerimizin mahzun, mahallemizin bu iklimden mahrum kalmaması asıl gayemiz olsun.
İyilik, bir aya sığmayacak kadar devasa bir hazinedir. Ramazan’da kazanılan o yumuşak gönlün hayatın her anına bir mühür gibi basılması ne güzeldir. Dillerin kötü sözden uzak durduğu, ayakların yanlış yollara meyletmediği, yüreklerden sevgi, muhabbet ve merhametin hiç eksilmediği bir dünya duamızdır.
Bayramın Asıl Tadı
Güneş yeryüzüne düşerken; bayramın asıl tadını tatil beldelerinin kalabalığından ziyade o bereketli topraklarda, köyümüzde, mahallemizde bulabiliriz. Çocukluğumuzun geçtiği o sokaklarda bir selamın sıcaklığına sığınabiliriz. En çok da eğer yaşıyorlarsa anne-babamızın dizinin dibinde, o pamuk elleri öperken hissedilen huzurda saklıdır bayram. Evlatlarımıza bayramın sadece takvimdeki bir tatil değil, "bir olmak, beraber olmak" olduğunu, gözlerimizdeki o ışıltıyla anlatmak en büyük vazifemizdir. Alınacak bir "Allah razı olsun" duası, dünyanın tüm geçici zenginliklerinden daha ebedidir.
Mahzun Coğrafyalar ve Yetim Gönüller
Dünyanın bir yanında bizler bu huzuru solurken, diğer yanında gözyaşı döken kardeşlerimizin bayramı her zaman bir tarafı eksik kalandır. Mazlum coğrafyalarda zorluklarla mücadele edenlerin, boynu bükük yetimlerin ve kimsesiz gariplerin dualarımızda en ön safta yer bulması vicdani borcumuzdur. Rabbimiz; mazlumların ahını rahmete çevirsin, gözyaşlarını dindirsin. Unutulmamalıdır ki; gerçek bayram, yeryüzündeki tüm mazlumların huzura kavuştuğu ve adaletin hüküm sürdüğü gündür. O büyük kurtuluş gününe kadar kalbimiz onlarla çarpsın, dualarımız onlara zırh olsun.
İçimizdeki Eksik Sandalyeler
Biliyorum… Bu bayram çoğumuzun sinesi biraz buruk. Bazı hanelerde bir sandalye daha eksildi sofradan… Bir zamanlar aynı ekmeği böldüğümüz, o güzel insanlar şimdi sadece hatıralarımızda başköşedeler. Hepsine yüce Rabbimizden rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun.
Onları sadece gözyaşıyla anmak yetmez; onlara layık birer evlat olarak, iyi birer insan olma gayretiyle hatıralarını yaşatmak asıl vazifemizdir. Alnı secdede, dili Kur’an’da birer kul olarak ettiğimiz her dua, onlar için bitmeyen bir rahmet kapısıdır. Okuduğumuz her ayette, kıldığımız her namazda ve işlediğimiz her hayırda aslında onları yaşatıyor, onlara "sadaka-i cariye" oluyoruz. Onlara olan gerçek sevgimizi göstermek için öyle bir ömür sürelim ki; kabirlerinde yüzleri gülsün, huzurları artsın.
Şifa Bekleyen Gönülleri Unutmayalım
Bayramın neşesi, paylaştıkça bereketlenir. Çevremizde şifa bekleyen hastalarımız varsa, onları bu mübarek günde mutlaka ziyaret edelim. Bir güler yüz, samimi bir "geçmiş olsun" dileği, bazen en tesirli ilaçtan daha kıymetlidir. Gönül almak, hatır sormak bayramın en asil ibadetidir. Şifa bekleyenlerin duasında yer bulmak, bayramı bayram yapan en güzel kazanımdır. Bu vesile ile Allah (cc) tüm hastalarımıza şifalar ihsan eylesin.
Memleket Sevdası ve Aidiyet Ruhu
Bayram, sadece bir tatil değil; mahallemize ve köyümüze sahip çıkma vaktidir. Gittiğimiz yerlerde sadece sofraya oturmayalım; mahallemizin, köyümüzün halini hatırını da soralım. Bizim elimizle giderilecek bir eksiklik ya da katkımızla çözülecek bir sorun varsa yerel yöneticilerimize nezaketle danışalım, güzel memleketimizde olabileceksek çözümün bir parçası olalım. Aidiyet duygusu, sadece o toprağın suyunu içmek değil, o toprağın derdiyle dertlenmektir. Birliğimizin gücünü sadece yemek sofralarında değil, hizmetlerde de gösterelim.
Bayram Hüzne Dönüşmesin
Bayramı hüzne çevirmeyelim; yollara çıkan kardeşlerimizin acele etmemesi, kurallara harfiyen uyması en büyük dileğimizdir. Sevdiklerinize birkaç dakika geç varmanız, onlara hiç varamamanızdan bin kat daha evladır. Sizin dikkatiniz, bir başkasının bayram sevincidir. Kimsenin bayramını matem, sofrasındaki sandalyesini eksik bırakmayalım.
Bayram günleri diller daha güzel sözler kuşansın, gönüller kırgınlıkları bir kenara bıraksın. Allah rızası için barışmak amacıyla ilk adımı atanın kazanacağı unutulmasın. Selâm verelim birbirimize. Bir selâm bir tebessüme, bir tebessüm bir sevince, bir bayrama dönüşsün.
Yurt içi ve yurt dışında yaşayan tüm kardeşlerimizin mübarek Ramazan Bayramını en kalbi duygularımla kutluyorum. Yüce Rabbim her günümüzü Ramazan, her gecemiz Kadir, tüm ömrümüzü bayram sevincine dönüştürsün.
Ramazan Bayramı’mız Mübarek Olsun!