Atanmış ve seçilmişlere mektup geldi!

Mektubu gönderen isim zaman zaman kulaklarını çınlattığımız Türk Telekom’un eski müdürü, dertli mi dertli Sinan Bizkevelci’den.
Son yazımızın üzerine herkese önemli mesajlar var.
Kendisine teşekkür ediyor duyarlılığının örnek olmasını diliyoruz.
Aynen aktarıyorum;
*
Sayın Öksüz;
Şehirde olup bitenin tamamının durum tespiti ve reçetesini yazmışsın hem de en ince ayrıntısına kadar
Bunun üzerine daha ne söylenebilir!
Söylenirse de örnekler çoğaltılır.
*
Bu şehrin menfaatleri üzerine ortak derdimiz nedeni ile yazının 14. maddesinde şahsıma atıfta bulunarak; "Sinan ağabey sen ne dersin" dediğin için, yoruma katkıda bulunmam zarureti doğdu!
Fakat şu saate kadar bekleme sebebim ise, 15.madde de belirttiğin;
“Zonguldak’ta yaşayıp gerçekten hizmet, ortak akıl, asıl gündem, yerel ekonomi, siyasi nezaket diyenler bir adım öne çıksın!” demişsin ya!
Bekledim ki kimler, çıkacak diye bir görelim!
Ama maalesef!
Neyse!
*
Yüreğinde insana hizmet aşkı olan insanı tutamazsınız, o öyle bir duygu ki, insanı yakar kavurur!
Bir an boş duramazsınız, yetişemezseniz uyuyamazsınız, yapamadıysanız kahrolur kendinizi yersiniz!
O hizmet aşkı beladır!
*
Ve yapmak isteyen hangi makam ve mevkide ise, aşamayacağı engel, çalmayacağı kapı, giremeyeceği makam, alamayacağı risk olmaz!
*
Ama kişiliğinde böyle bir gayesi olmayan, şahsi veya mensubu olduğu cemiyetinin menfaatleri için bir yerlere gelmiş olan da bütün zamanını bahane üretmekle geçirir!
Bu durum siyah ve beyaz kadar net!
*
Asıl soru şu;
“Niye biz Zonguldak halkı olarak, paydası Zonguldak menfaatleri olan, azimli, gayretli, mücadeleci, çalışkan, tuttuğunu koparan, şura-istişare kültürü ile hizmet veren insanları bulamıyor ve seçemiyoruz”
*
Neden, şehrin eksikleri ve yapılabilecekler için her düşünceye, tecrübeye önem vererek, tecrübesini paylaşabilecekler ile masaya oturmuyoruz.
Neden; gecesini, gündüzüne katarak Zonguldak’a hizmet için ne yaparım diye dert edinen insanı bulamıyor, seçemiyor ve yetiştiremiyoruz.
*
Çoğu şahsi zaaf ve kaygıları içinde kaybolup gidiyor!
Ve şehir her geçen gün Türkiye’nin diğer bölgelerindeki gelişmişliğin gerisinde kalıyor.
*
Ve işin en acı ama gerçek tarafı, kamu hizmeti yapan insanlar, 3-5 ay, kamuda haklarında olup-biten konuşulanlara azıcı kulak verip, onlara saygı duyup olgunlukla karşılasa, çözüm arasalar, hem şahsi problemlerini çözer, hem de topluma gerekli yapıda hizmet yapma imkanı doğar! Huzurlu ortam sağlarlar!
Ama bizde tam tersi.
Makamı elde eden kendini her şeyin üstünde görme belasına yakalanıyor!
Ve bütün yapı kilitleniyor!
Halk küsüyor, mahiyettekiler işi gücü bırakıyor, diğer kurumlar veya yanınızda olması gereken insanlar kabuğuna çekiliyor ve yalnız kalıp bir şey üretemez, yapamaz hale geliyorsunuz!
*
Peki, şahsi problemlerinize, tez vakitte çözüm arasanız da, mevcut vekaletlerinizi layığı yapmanın huzuru ile hem kendiniz hem halkımız mutlu huzurlu olsa ne olur!
Ne kadar güzel olur öyle değil mi!
Söz de hepimizin arzusu bu!
Siz huzurlu ve mutlu.
Halk daha çok memnun, mutlu ve umutlu.
Düşünsenize!
*
Ölmeden böyle bir Zonguldak görebilir miyiz?
(Her şey Zonguldak’ın menfaati için. Ben varım diyenler!)
Not: Çekinmeyin inanın kimse duymayacak...
*
Mektup bu kadar!
Ama kaç kişinin umurunda!