banner3

banner17

Cengiz Aytmatov’dan Küre Dağları’na uzanan yol

YAŞAM 11.09.2020, 23:11 12.09.2020, 20:57
800
Cengiz Aytmatov’dan Küre Dağları’na uzanan yol

Fotoğraf sanatçısı emekli madenci Alaaddin Kara Ters Dergi için kaleme aldığı yazısında Kastamonu Pınarbaşı Valla Kanyonu ve çevresindeki eski köylerin gizemini yazdı.

İŞTE O YAZI...

HANIMKÖY PINARBAŞI-KELEM
Kastamonu Küre Dağları her gezgine doğada aradığından fazlasını sunan, UNESCO Dünya Miras Listesine alınmış korunması gereken nadir yerlerden biridir. Endemik bitki örtüsüyle, mağaraları, kanyonları, şelaleleri ile geniş bir bölgeyi kapsar. Bayram tatillerinde bazen bu bölgede bulunan Pınarbaşı’na bağlı Yamanlar köyünün Kelem mahallesine giderim. Yöre insanı mahallesini köy olarak adlandırır. Kelem, eşimin köyü olması nedeniyle, orada bana gösterilen hoşgörünün keyfini çıkarır, özgürce dere tepe dolanırım.

AYAHNA PAZARI
Pınarbaşı’na iki kilometre kala eski ahşap yapının dibindeki tabeladan sola sapınca eski yol sizi doğrudan Kapancı Ayahna Pazarına götürür. Ayahna, civar köylerin pazarını oluşturan orta yerde eski bir yerleşim merkezidir. Ayahna Pazarı’nda bir zamanlar tıka basa dolu olan dükkânların kapıları şimdi, tahta perde ile kapanıp çapraz kalaslarla desteklenmiş; mekân sahibi ölmediği takdirde önümüzdeki dini bayramlarda tekrar açılmayı bekliyor. Açık olan tek tük dükkânların raflarında bisküvi, makarna ve yağ kutuları ile üst üste dizilmiş aygaz tüpleri göze çarpıyor. Buralardan dışarıya taşan bisküvi kutularının rutubetli kokuları, eski bayramları ve kaybettiğimiz aile büyüklerimizi anımsatarak geçmişe yönlendiriyor nedense… 

AYTMATOV’UN ÖYKÜLERİNDEKİ MARKET ARABALARI BURALARDA DA GEZİNİYOR
Ayahna'ya her yolum düştüğünde market arabalarının ortaya çıkmadan önceki yıllardaki pazar yerinin mahşeri kalabalıklarını anımsarım. Eski canlı günleriyle, bugünkü sessiz halini karşılaştırınca ünlü yazar Cengiz Aytmatov’ın öyküleri gelir aklıma. Aytmatov’un öykülerinde market arabaları köy köy dolanıp satış yapar. Altay bozkırlarında yaşayan köylülerin market arabalarından yaptıkları alışveriş ile Anadolu coğrafyasında köy köy dolaşan market arabalarının benzerliği karşısında hayret ederim.

ÖZDEMİR ÇAYI İLE KANLI ÇAY BİRLEŞİP VALLA KANYONUNU KAZIMIŞ
Pazarın hemen altında bir zamanlar suç işlemişçesine sakin sakin akan Kanlı Çay yer alır. Köyümüzün üst kısmında Sorgun Yaylası, Ilgarini Mağarası, önümüzde Valla Kanyonu, karşı tepenin arkasında akan Özdemir Çayı ve Ilıca Şelalesi yer alır. Özdemir Çayı ile Kanlı Çay, Kayaboğazı’nın dibinde birleşince suyu tutana aşkolsun. 12 km uzunluğu ve 800 metre derinliği ile dünyanın 2. kanyonu olan Valla Kanyonu’ndan geçmek her babayiğidin harcı değildir. Geçit vermeyen dik yamaçlar, kanyon içindeki girdaplı derin suları aşmak günler sürecek profesyonel bir uğraşı gerektirir. Devrekâni Çayı'nın kollarındaki suyu toplayan Valla Kanyonu, Loç Vadisi’nde sularını sakinleştirerek Cide’den Karadeniz’e döker. 

HER KADIN YÖRESEL KIYAFETLERİNİ GİYER
Bu yörenin kültürel motiflerinin ve geleneklerinin bozulmadan günümüze değin sürüyor olması her zaman ilgimi çeker. Özellikle gurbetten köy hasreti ile geri dönen kadınların bayram günlerinde yöresel giysilerini giyip köy meydanında, bağ ve bahçelerde rengârenk dolaşmaları görülmeye değer. Yöre kadınları binlerce yıldır giydikleri dokuma etekleri, renkli yelek ve çiçek motifleriyle süslenmiş basma giysileri giyerler. Çocuk, ergen, evli, dul ve yaşlı kadınların kendilerine özgü ve yöresel dokuma tezgâhlarında dokunan giysileri vardır. Altın ve boncuk takılı renk cümbüşü içindeki kadınlar, ünlü bir modacının elinden çıkmışçasına köy içinde dolanırlar. Erkeklerin de yöreye özgü giysileri vardır ama geleneksel giysileri giymeyi tercih etmezler.

GELENEKSEL MİMARİ YAPILAR KORUNMUŞ
Geleneksel mimariyi takip eden ahşap yapılar korunarak ufak müdahalelerle günümüz yaşama uygun hale getirilmiştir.  Taşlıktan üst kata ahşap merdivenlerle salon bölümüne çıkılır. Salondan açılan kapılarla oturma odasına, kiler odasına,  mutfağa ve arka bostana bakan sergiye geçilir. Odalardaki gömme ahşap dolaplarında kadınların giydikleri yöresel giysiler bulunur. Hava kararınca ev oturmaları başlar; bu yüzden geniş oturma odaları yerden biraz yükseltilmiş geleneksel sedir koltukları ile döşenmiştir. Her odada eskiden kalma ocak sistemi mevcuttur. Buna ilaveten mutfak kuzinesiz olmaz; kuzine yemek pişirmenin dışında evin ısınmasına da katlı yapar. Mutfak rafları ahşaptan yapılmış ve ince motiflerle süslenmiştir.  Alttan ladin ağacı ile desteklenen balkon görevi gören sergiler her evin önemli yaşam alanlarından biridir. Genel olarak serginin bir köşesi banyo ve tuvalete ayrılmıştır. Uzakları görecek şekilde döşenen sergiler her evde mevcuttur ve hane sakinleri burada oturmayı sever. Ayrıca her evin yatak odasına ahşap malzemeden yapılmış hamamlıklar bulunur. Eski ahşap evler yol boyunca dizilmiş ve her evin avlusunda sebze ihtiyacını karşılayacak şekilde bostanlar yapılmıştır. Köyde her mevsim yiyebileceğiniz meyve ve sebze bulabilirsiniz. Yağmur mevsimleri sonrası kanlıca, kuzugöbeği, gelinparmağı,  kara mantar gibi zengin proteinli mantarlar toplanır, fazlası kurutularak kış mevsimi için saklanır. 

AY IŞIĞINDA GÖKYÜZÜ SERAMONİSİ
Akşam olunca sedire çıkar Kanlı Çay’ın ardındaki tepelere bakarım. Ölgün köy ışıklarının tepesinde ampul gibi parıldayan ay ışığı tüm heybetiyle her yeri ışıtsa da arada sırada uzun çizgiler bırakarak yiten gök taşlarını izlemenin keyfini çıkarırım. Sabah gündoğumu sonrası Kayabaşı’ndan gelen sis uzun süre Valla Kanyonu’nu ve civar köylerini etkisi altına alır. Sonra ağır ağır sis kalkar ve mucizevi bir şekilde Muslu, Valla, Kayadibi, Çebiç, Göl Yanı, Sümenler köyleri ortaya çıkar. Gelenek ve göreneklerini yitirmemiş bir köyde, insan sıcaklığının varlığı kendimi iyi hissetmeme yetiyor; bir de anılarını biriktirdiğimiz yitip giden güzel insanların özlemi olmasa…

kaynak: tersdergi

Yorumlar (0)