banner3

banner17

20.01.2021, 21:23 435

Susuz Yaz

Alo alo, dikkat dikkat, bu akşam Site sinemasında, senenin en muazzam filmi: Susuz Yaz. Başrollerde Erol Taş, Hülya Koçyiğit. Saat sekiz otuzda, Site sinemasında. Alo alo, dikkat dikkat...

Yıl 1968-69, bizim Site açık hava sinemasında her akşam izlediğimiz başka başka filmlerden birini daha anons ediyorlar teneke megafonla.

Zamanın ergenleri olarak, ne filmin Türk sinemasının en büyük filmlerinden biri olduğundan, ne filme senaryo olan kitaptan, ne yazarı Necati Cumalı’dan ne de yönetmen Metin Erksan’dan haberimiz var.

Aklımız başka yerde. Geçen gün, Ayşecik Şeytan Çekici filminde yan sıradan bana bir kere bakan İstanbul’dan gelmiş o kıvırcık saçlı kız bu akşam da gelir mi acaba? Belki de gitmiştir, ne bileyim.

Film, insan dahil herşeyin ve suyun da sadece gücü elinde tutana ait olduğu feodal yapının, geçen yüzyılı da çıkarmaya niyetli olduğu bir coğrafyada geçiyor.

Türk sinemasının temel taşlarından biri olan dev aktör Erol Taş’ın, “kötü adam” rolleriyle seyircinin nefretini bu derecede kazanabilmesinin tek nedeni onun sanatına olan saygısıydı. Bu filmde onu hayat verdiği rolde bir kere daha nefretle (tabiki çok sonra saygıyla) izlemiştik.

Erol Taş filmde canlandırdığı Osman karakteriyle; bence insan doğasına aykırı da olsa, feodal yapının gereği, belki de ayakta kalmanın zorunlu şartı olduğu kötülüğün, aslında kapitalist sistemin toplumların yapılarında yarattığı deformasyonun ve doğada neden olduğu yıkımın yanında ne kadar masum kaldığını düşünebilir miydi acaba?

Sonuçta o kötü adamdı ve bir gün onunla birlikte yaptığı kötülükler de ortadan kalkabilirdi. El koyduğu su en sonunda tüm köylüler tarafından yeniden ortak bir şekilde paylaşılabilirdi.

Sularımızı kirletenlere dur ihtarı

Peki, dünyayı 350 yıldır avucunda tutan kapitalist sistemin, eğer tamamen ortadan kaldırılmaz ya da en azından dizginlenmezse gelecekte tüm dünyayı tamamen susuz bırakacağından haberimiz var mı? Diğer doğal felaketlerden söz etmiyorum bile.

Dedim ya, insan doğası iyidir, daima iyiye gider. Bu bağlamda insan kaynaklı ekosistem tahribatının iklimi geri dönülmez bir biçimde bozma sürecinde olduğu gerçeği fark edilince atmosferdeki sera gazı oranlarını düşürmek ve bunların olumsuz etkilerini en aza indirmek hedefli organizasyonlar ortaya çıktı.

İlkin 1992’de Rio’da, peşinden 1997’de Kyoto’da ve son olarak 2015’de Paris’te toplanan ülkeler, küresel ısınmayı tetikleyen karbon salımını sınırlayarak, yaklaşan felaketi önlemeye yönelik kararlar aldılar.

Bu kararların özü; madde bağımlısı ve takıntılı bir şizofren gibi sürekli büyümeye muhtaç ama büyüdükçe bu adaletsiz sistemi de güçlendiren insanlık dışı mevcut yapının sonsuza kadar gidemeyeceğini tüm dünyaya anlatmaktı. Aslında böylelikle sistemi yeniden yüzer durumda tutmaktı katılımcıların amacı.

Dünyanın ateşi yükselirse

Bilim insanları ise şimdilik sadece yeryüzünü, fırsatını bulduğunda tüm evreni iliğine kadar sömürmek için organize olan finans-kapitalin güdümünde bulunan dünyayı uyarıp yaklaşan felaketi önlemek için çırpınıyorlardı. Çünkü yaptıkları hesaplara göre; ortalama sıcaklığın sadece 2 derece artması halinde meydana gelecek iklim değişikliği ile kutuplardaki buzulların sürekli ve daha hızlı bir biçimde erimesi nedeniyle oluşacak deniz seviyesi yükselmesi, sel, taşkın, hortum, çığ, kuraklık, sıcak hava dalgaları gibi anormal doğa olaylarından dolayı insanlık topyekûn yok olma riski ile karşı karşıya kalacaktı.

Yani “dünyanın ateşinin yükselmesi” anlamına gelen 2 derece konusu bütün ulusların var oluşları hakkında en belirleyici etken olacaktı yakın gelecekte.

Malesef bu süreçte başta ABD ve kuyrukçuları olmak üzere, getirilen kısıtlamaları delmek için her ülke kendince çakallıklar üretmeye başladı. Böylece devletler, toplumlarının uygarlık seviyesine paralel olarak, kendi sanayisini sözde koruma amaçlı hilelerle süreci idare etmeye çalıştı.

Halbuki yapılması gereken çok net: Artık doğayı daha fazla kirletmeden, herkese yetecek kadar üretip, ihtiyacımız kadar tüketmeliyiz. Tüketmeden çok önce de adil ve dengeli paylaşımın formülünü bulup titizlikle uygulamalıyız. Daha fazla üretim değil daha sağlıklı üretimin hakça paylaşımını sağlayacak bir sistem inşası için çaba sarf etmeliyiz.

Biliyor musunuz, küresel sıcaklığın 1 derece yükselmesi bile salgın hastalıkların yayılma hızının %19 artmasına neden olduğuna dair bilimsel bulgular var. Küresel ısınmanın uzun vadede Covid-19 türevi yeni virüsleri ortaya çıkaracağı görüşü çok yaygın.

Torunlarımıza temiz bir dünya bırakalım

Bu arada paradoksal bir biçimde, pandeminin vurduğu dünya ekonomisindeki gerileme sayesinde dünyadaki tüm endüstri bölgelerinde hava kirliliği ve atmosfere karbon salımı azalmış, doğal yaşam birçok yerde canlanmaya başlamıştır. Buna da her şerde bir hayır vardır sözü yakışır sanıyorum.

Elbette bu düzelmeler geçicidir ve kapitalist sistemin oluşturduğu küresel tüketim formları ile buna bağlı olarak enerji ve üretim altyapısı değişmeden kalıcı bir iyileşmeden söz edilemez.

Şunu da ifade edeyim, bu yazı bir bilimsel makale değil; sadece insanoğlunu en zayıf yerinden, hırs ve arzularından, heves ve isteklerinden yakalayan; o nedenle de kendisine gönüllü köleliğe razı milyarlarca insanı adeta burunlarına taktığı halkayla istediği gibi çekip çeviren ve adına kapitalizm denen acımasız sistemin insanlığı nereye doğru sürüklediği konusunda düşündürebilmek amaçlı bir denemedir.

Bu arada kişisel su tasarrufu yöntemleri mutlaka yararlıdır ve toplumlara bunun eğitimi verilmelidir ama bu yeterli olamayacaktır. Bu gibi tedbirler sadece kafamızı suyun üstünde bir süre daha tutmaya yarar ama bizi boğulmaktan kurtaracak olan tek umut dünya çapında köklü bir ekonomik ve siyasi dönüşümdür bence.

Evet, gelecek kuşaklara temiz bir dünya bırakmak zorundayız, yoksa yattığımız yerde bizi bile rahat bırakmaz bu azgınlar. Zamanın “kötü adam”larını mumla aratır bugünün sırtlanları.

O yüzden, gönül rahatlığı ile bu dünyadan ayrılmak isteyen herkesin küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda duyarlı olması gerektiğini hatırlatmak isterim.

Farklı konularda yeniden görüşmek umuduyla, hoşçakalın, sağlıkla kalın.

Yorumlar (8)
Ekrem Güllüdağ 2 ay önce
Bu dünyayı ve bu ülkeyi ne hale getirdiğimiz ortada yazık yazık yazık
Altan Yontan 2 ay önce
Teşekkürler saygıdeğer SAYILI...????
Bilge Karaalp 2 ay önce
Aydınlatıcı ders nitelikli akıcı yazına katılıyor ,tşk ediyorum.Sonrakileri sabırla bekliyorum..
Bilge Karaalo 2 ay önce
Akıcı,ders nitelikli,aydınlatıcı satırlarına ,aynen katılıyorum .Birbirimize üstünlük kurmak amac olamaz.Tebrikler ..Sevgilerimle ..
Muammer Güner 2 ay önce
Çok doğru bir yazı. Tüm dünyada İlkokul öncesinden itibaren çevre bilinci oluşturulması konusunda çok daha fazla ve uygulamalı eğitimler verilmeli. Nasıl yetişirseniz ileride yönetici olduğunuzda da aynı alışkanlıklarınız devam eder.
Emin YAVUZYILMAZ 2 ay önce
Problem çok ciddi.
Çok güzel ifade etmişsin.
Makale çok güzel.
Bireysel kullanımda tasarruf önemli;fakat tüketimin,%80 'den fazlası sanayive tarım için kullanılıyor.
Vurguladığın gibi,azgın kapitalizm ve finans kapitale dur diyebilmek şart.
Bu toplumun bilgilendirilmesi ve örgütlenmesi ile başarılabilir.
TEMA VAKFI kurucusu,Hayrettin KARACA,çok güzel bir örgütlenme örneği bıraktı. Saygı ile anıyorum.
Makale için teşekkür ediyorum.
Selam ve sevgi ile.
Ülkü Aytaç Aşcı 2 ay önce
İlkokulda bir öğretmenim vardı, düşünün ki 1959 yılında ellerinizi sabunlarken, diş fırçalarken suyu boşa akıtmayın derdi.
Hatice Asılkazancı 1 ay önce
En büyük sorunumuz toplumun büyük bir kısmının çevre bilincinin oluşmamış olması ne yazıkki
Puan Durumu
Takımlar O P
1. MANİSA FUTBOL KULÜBÜ 25 65
2. ANAGOLD ERZİNCANSPOR 24 47
3. HEKİMOĞLU TRABZON 24 46
4. ANKARA DEMİRSPOR 25 44
5. AMED SPORTİF FAALİYETLER 25 44
6. KOCAELİSPOR 24 43
7. SARIYER 25 42
8. UŞAK SPOR A.Ş. 25 41
9. AFJET AFYONSPOR 24 38
10. ÇORUM FK 24 36
11. KAHRAMANMARAŞSPOR A.Ş. 24 28
12. ZONGULDAK KÖMÜRSPOR A.Ş. 24 23
13. SANCAKTEPE FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 24 22
14. İNEGÖLSPOR 25 21
15. ERGENE VELİMEŞE SPOR 25 21
16. HACETTEPE SPOR 25 19
17. GÜMÜŞHANESPOR 25 17
18. NİĞDE ANADOLU FK 25 15
19. ŞANLIURFASPOR 24 14
Takımlar O P
1. Galatasaray 27 57
2. Beşiktaş 26 57
3. Fenerbahçe 27 55
4. Trabzonspor 27 51
5. Hatayspor 27 46
6. Alanyaspor 27 43
7. Gaziantep FK 27 43
8. Karagümrük 27 41
9. Göztepe 27 36
10. Antalyaspor 27 35
11. Sivasspor 26 33
12. Konyaspor 26 32
13. Malatyaspor 27 31
14. Kasımpaşa 27 29
15. Kayserispor 26 28
16. Rizespor 27 28
17. Başakşehir 27 26
18. Erzurumspor 27 26
19. Ankaragücü 26 23
20. Denizlispor 26 21
21. Gençlerbirliği 26 21
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 24 50
3. İstanbulspor 25 47
4. Altınordu 24 44
5. Adana Demirspor 24 42
6. Altay 24 41
7. Tuzlaspor 24 41
8. Ankara Keçiörengücü 25 40
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 24 31
11. Ümraniye 24 31
12. Adanaspor 24 26
13. Boluspor 24 26
14. Menemenspor 24 26
15. Balıkesirspor 24 25
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 24 15
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 27 65
2. M. United 27 51
3. Leicester City 27 50
4. Chelsea 27 47
5. Everton 26 46
6. West Ham 26 45
7. Liverpool 27 43
8. Tottenham 26 42
9. Aston Villa 25 39
10. Arsenal 26 37
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 27 34
13. Crystal Palace 27 34
14. Southampton 26 30
15. Burnley 27 29
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 27 23
19. West Bromwich 27 17
20. Sheffield United 27 14
Günün Anketi Tümü
Bülent Ecevit Üniversitesi’nde  yüz yüze eğitim başlasın mı başlamasın mı?
Bülent Ecevit Üniversitesi’nde yüz yüze eğitim başlasın mı başlamasın mı?
11°
kapalı
Namaz Vakti 06 Mart 2021
İmsak 05:48
Güneş 07:13
Öğle 13:09
İkindi 16:20
Akşam 18:56
Yatsı 20:15
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@