Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kozlu İlçe Başkanı Merve Arslan, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında verdiği “mutlak butlan” kararına sert tepki gösterdi. Arslan, karar sonrası CHP Genel Merkezi önünde yaşanan gelişmelerin yalnızca hukuki bir süreç olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bunun siyasi bir müdahale niteliği taşıdığını savundu.
Yazılı açıklama yapan Arslan, parti yönetimine yönelik baskı ve müdahale girişimlerinin demokrasi açısından kaygı verici olduğunu ifade etti. Açıklamasında dikkat çeken tarihi bir göndermede de bulunan Arslan, 24 Mayıs 1920’de dönemin Padişahı Vahdettin tarafından Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları hakkında verilen idam kararını hatırlattı.
Arslan, aradan geçen 106 yıla rağmen bugün de benzer bir anlayışın siyaset üzerinde baskı kurmaya çalıştığını öne sürerek, “Halkın iradesine karşı yürütülen hiçbir girişim başarılı olamayacaktır” ifadelerini kullandı.
Arslan'ın açıklaması şu şekilde:
"Tarih boyunca millet iradesine karşı kurulan her kumpas, bu topraklarda halkın vicdanına çarpmış ve mutlaka kaybetmiştir.
11 Mayıs 1920’de, işgal altındaki bir sarayın iradesiyle Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları hakkında verilen idam kararı, 24 Mayıs 1920 tarihinde Padişah Vahdettin tarafından onaylanmıştır. O gün saray düzeni, Anadolu’da büyüyen milli mücadeleyi bastırmak, halkın bağımsızlık iradesini yok etmek istemiştir. Ancak millet, sarayın değil, kendi iradesinin yanında durmuş; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde Cumhuriyet’i kurmuştur.
Aradan geçen 106 yılın ardından aynı gün olan 24.05.2026 bugün yine benzer bir anlayışla karşı karşıyayız.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin delegelerinin, üyelerinin ve halkın oylarıyla seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel üzerinden yürütülen “mutlak butlan” süreci; hukuk kisvesi altında siyaseti dizayn etme girişimidir. Son günlerde kamuoyuna yansıyan mahkeme kararları ve parti yönetimine yönelik müdahale girişimleri, Türkiye’de demokrasi adına büyük bir kırılma yaratmıştır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği karar sonrası CHP Genel Merkezi önünde yaşanan gerilimler ve parti yönetimine dönük müdahale tartışmaları, bu sürecin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi bir operasyon olarak değerlendirildiğini açıkça göstermektedir.
Bugün yapılmak istenen; halkın iradesiyle ayağa kalkan Cumhuriyet Halk Partisi’ni, saray gölgesinde yeniden şekillendirmek ve muhalefeti etkisiz hale getirmektir. Ne yazık ki bu süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bu dizaynın bir parçası haline getirilmek istenmesi, partimizin tabanında büyük bir vicdani rahatsızlık yaratmıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi, saraylardan değil Kuvayı Milliye ruhundan doğmuştur. Bu parti, teslim alınacak bir siyasi yapı değil; halkın umudu, Cumhuriyet’in teminatıdır.
Bizler, dün olduğu gibi bugün de millet egemenliğine sahip çıkacağız. Delegelerimizin iradesini, üyelerimizin oylarını ve halkımızın demokrasiye olan inancını yok sayan hiçbir anlayışı kabul etmiyoruz.
Nasıl ki 1920’de sarayın idam fermanları milli mücadeleyi durduramadıysa, bugün alınan siyasi kararlar da Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşünü durduramayacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi’ni masa başı kararlarla teslim almaya çalışanlara karşı; örgütümüzle, üyelerimizle ve halkımızla birlikte sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!"